İçeriğe geç
Atlas360

Dünyayı uzman gözüyle, daha net görün.

SON HABERLER
Dış Politika

Tefal’in üreticisine PFAS suçlaması

Groupe SEB, PFAS kullanımını sonlandırma taahhüdü için üç aylık ihtar aldı; çevre örgütleri, aksi halde yargıya başvuracaklarını açıkladı.

Atlas Newsdesk
Tefal'in üreticisine PFAS suçlaması

Groupe SEB, PFAS kullanımını sonlandırma taahhüdü için üç aylık ihtar aldı; çevre örgütleri, aksi halde yargıya başvuracaklarını açıkladı.

ClientEarth, Generations Futures ve Notre Affaire a Tous, Tefal markasının sahibi olan Fransız mutfak eşyaları üreticisini kurumsal sorumluluk yükümlülüklerini ihlal etmekle suçluyor. Groupe SEB ise ihtarnameyi değerlendireceğini ve yasal gereklilikler doğrultusunda yanıt vereceğini bildirdi.

İhtarname, henüz yeni bir dava açıldığı anlamına gelmiyor. ClientEarth’ün açıklamasına göre üç aylık sürede beklenen adım, bütün ürünlerin değiştirilmesi değil, PFAS kullanımının aşamalı biçimde bırakılmasına yönelik kamuya açık bir taahhüt verilmesi.

Özen planında PTFE anlaşmazlığı

Uyuşmazlığın merkezinde, şirketin Fransız kurumsal sorumluluk mevzuatı çerçevesinde hazırladığı özen planı bulunuyor. Kuruluşlar, son planda yapışmaz tava kaplamalarında kullanılan PTFE’nin güvenli kabul edilmesine karşı çıkıyor; şirketin çevresel tehlikeleri yeterince tanımadığını ve bunları azaltacak önlemleri almadığını ileri sürüyor.

PTFE, politetrafloroetilen adı verilen ve PFAS ailesinde yer alan bir madde. Suya, yağa ve lekelenmeye karşı direnç sağlayan özellikleri, mutfak gereçlerindeki kullanımının temelini oluşturuyor; ihtarname de bu malzemeyi kullanan üreticinin sorumluluğuna odaklanıyor.

Örgütlerin itirazı, yalnızca bir ürünün kullanım sırasında güvenli olup olmadığıyla sınırlı değil. Başvuruyla, kimyasalın çevresel etkilerinin şirketin risk değerlendirmesinde nasıl ele alındığını ve bu etkiler karşısında hangi tedbirlerin öngörüldüğünü de hukuki tartışmanın parçası haline getiriyorlar.

Groupe SEB’den mevzuata uyum savunması

Groupe SEB, faaliyetlerinin düzenleyici çerçeveyle uyumlu olduğunu savunuyor. Şirket açıklamasında, "Endüstriyel faaliyetlerimizi kapsayan Fransız ve Avrupa düzenlemelerine ve ilgili makamların denetimlerine tam uyum içerisinde hareket etmekteyiz" ifadeleri kullanıldı.

Bu açıklama, örgütlerin istediği kullanımdan çıkış taahhüdünden farklı bir yanıt içeriyor. Şirket mevcut kurallara uygun çalıştığını belirtirken, kuruluşlar özen planının çevresel zararları önleme bakımından yetersiz kaldığını iddia ediyor; taraflar arasındaki uyuşmazlık bu yükümlülüklerin kapsamına uzanıyor.

Aynı kuruluşlar Temmuz 2025’te de Groupe SEB’e karşı hukuki girişimde bulunmuştu. O davada, Tefal kaplamalarına ilişkin güvenlik mesajlarının yanıltıcı olduğu ve PTFE kaynaklı çevresel tehlikelerin tüketiciden saklandığı iddia edilmişti.

Önceki dava pazarlama ifadelerini hedef alırken, yeni ihtar şirketin özen planını ve PFAS kullanımını bırakmaya yönelik yaklaşımını konu ediniyor. Yanıltıcı ticari uygulama ve yasal yükümlülüklerin ihlali suçlamaları çevre kuruluşlarına ait; bunlar mahkemece saptanmış ihlaller olarak değerlendirilmemeli.

PTFE üretimi ve atıkları tartışılıyor

Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Çevre Kimyası Profesörü Hans Peter Arp, ürünün kendisiyle üretim ve imha aşamalarını birbirinden ayırıyor. Arp’ın değerlendirmesi şöyle: "PTFE maddesinin kendisi doğrudan toksik değildir. Bu maddenin üretim aşamasında ve imha süreçlerinde çevreye zehirli PFAS bileşikleri salınabilir."

Bu ayrım, tartışmayı tüketicinin elindeki tavadan daha geniş bir sorumluluk alanına taşıyor. Örgütlerin yaklaşımı, yalnızca kimyasal üreticilerini değil, PFAS içeren malzemeleri nihai ürüne dönüştüren şirketleri de hedefliyor; Groupe SEB’e yöneltilen talep, tedarik zincirinin bu halkasını ilgilendiriyor.

Groupe SEB kullanımın aşamalı biçimde sonlandırılmasını taahhüt ederse, bunun hangi ürünleri kapsayacağı ve hangi takvime bağlanacağı önem kazanacak. Böyle bir senaryoda şirketin malzeme tercihleri ve tedarikçilerinin sağlayacağı alternatifler gündeme gelebilir; ancak açıklanmış bir dönüşüm maliyeti veya uygulama programı bulunmuyor.

Taahhüt verilmemesi halinde ClientEarth, ihtarnamenin ardından mahkemeye başvurulacağını bildiriyor. Sürecin bir sonraki somut adımı şirketin yanıtı olacak; bu yanıt, uyuşmazlığın kullanımın sonlandırılmasına ilişkin bir plan etrafında mı, yoksa yeni bir yargı başvurusuyla mı ilerleyeceğini belirlemede rol oynayacak.

More stories

Son haberler