Mahir Polat İBB görevine döndü: Süreç tamamlandı
Mahir Polat İBB görevine döndü; 2025’teki tutuklama ve ev hapsi süreci sonrası 22 Nisan 2026’da yeniden göreve başladı.
Cuneyd Erdogan ·

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB) üst yönetim kadrosunda, Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’ın göreve dönüşüyle birlikte fiili bir normalleşme adımı atıldı. Polat, 22 Nisan 2026 itibarıyla görevine yeniden başladı. Kurumsal açıdan bu dönüş, belediyenin üst düzey idari kapasitesinde bir boşluğun kapanması ve karar alma zincirinin yeniden tek elde toplanması anlamına geliyor.
Polat’ın görevden uzak kalmasına yol açan süreç, “kent uzlaşısı” başlığıyla yürütülen soruşturma kapsamında başladı. Polat 23 Mart 2025’te tutuklandı. 9 Nisan 2025’te ise ev hapsi şartıyla tahliye edildi; ev hapsi kararı 17 Mart 2026’da kaldırıldı.
Göreve dönüşün, Polat hakkındaki hukuki sürecin tamamlanmasının ardından gerçekleştiği bilgisi, idari risk yönetimi açısından kritik bir eşik oluşturuyor. İBB gibi büyük ölçekli bir yerel yönetimde genel sekreter yardımcılığı düzeyi, bütçe uygulamaları, ihale ve satın alma süreçleri, insan kaynağı yönetimi ve kurum içi koordinasyon gibi alanlarda doğrudan etki yaratıyor.
Bu nedenle üst düzey bir yöneticinin uzun süre görev dışında kalması, kurumsal süreklilik ve iç kontrol mekanizmaları üzerinde baskı oluşturabiliyor.
Süreçte sağlık boyutu da belirleyici bir unsur olarak öne çıktı. Polat’ın tutuklanmadan iki hafta önce anjiyo operasyonu geçirdiği, cezaevinde sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine iki kez hastaneye sevk edildiği belirtildi. İtirazlar ve sağlık raporlarının değerlendirilmesi sonrasında ev hapsi kararı verildi; daha sonra ev hapsi kaldırıldı. Bu çerçeve, adli tedbirlerin kamu görevlilerinin görev icrası ve kurumsal işleyiş üzerindeki etkisini yeniden gündeme taşıdı.
Polat’ın dönüşü, İBB’de üst yönetim kadrosunda bir değişikliğe işaret ediyor. Kurum içinde yetki devri, imza süreçleri ve proje takibi gibi başlıklarda geçici düzenlemeler yapılmış olması muhtemelken, göreve dönüşle birlikte bu düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesi beklenir.
Ayrıca soruşturma ve tedbir sürecinin kapanması, belediyenin paydaşlarıyla (yükleniciler, finansman sağlayıcılar, denetim birimleri ve merkezi idareyle temas noktaları) yürüttüğü operasyonel ilişkilerde belirsizlik primini azaltabilecek bir unsur olarak değerlendirilebilir.
Bu gelişme, yerel yönetimlerde üst düzey kadroların adli süreçlerden etkilenmesi halinde ortaya çıkan yönetişim risklerine dair daha geniş bir tartışma alanı da açıyor. Büyükşehir ölçeğinde hizmet sürekliliği, kamu kaynaklarının kullanımı ve hesap verebilirlik mekanizmaları, yönetim kadrosundaki istikrarla yakından bağlantılı kalmaya devam ediyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Gelişme, yerel yönetimlerde adli tedbirlerin idari kapasite ve kamu hizmeti sürekliliği üzerindeki etkisini yeniden gündeme taşıyabilir. Benzer dosyalarda sağlık raporları ve tedbir kararlarının uygulama standardı, kamu yönetimi tartışmalarını etkileyebilir.
Sektör Etkisi: Belediye hizmetleri, altyapı ve tedarik zinciri tarafında üst yönetim değişimleri; ihale takvimi, sözleşme yönetimi ve onay süreçleri üzerinden operasyonel akışı etkileyebilir. Üst düzey kadronun istikrarı, yükleniciler ve finansman tarafında karşı taraf risk algısını şekillendirebilir.
Piyasa Etkisi: İBB ölçeğindeki kurumlarda yönetişim belirsizliği; proje finansmanı, tedarikçi alacakları ve belediye ile çalışan şirketlerin nakit akışı beklentileri üzerinden fiyatlamaya yansıyabilir. Hukuki sürecin kapanması, belirsizlik kanalını daraltarak risk priminin oluşum mekanizmasını değiştirebilir.