Riyad havalimanı saldırısı hava savunma stoklarını zorluyor
Riyad Havalimanı'na Husi güçlerince yapılan ve 13 kişinin ölümüne yol açan füze saldırısı, Körfez hava savunma stoklarındaki yetersizliği gündeme taşıdı.

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bulunan Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na yönelik gerçekleştirilen füze ve insansız hava aracı saldırısı, Orta Doğu'daki stratejik dengeleri ve hava savunma kapasitelerini yeniden tartışmaya açtı. Yetkililer tarafından yapılan resmi açıklamalara göre, kanlı saldırıda 13 kişi yaşamını yitirirken 308 kişi de çeşitli derecelerde yaralandı. Olayın ardından uluslararası uçuş rotalarının merkezinde yer alan havalimanındaki operasyonlar geçici olarak askıya alındı.
Yaşanan zafiyetin ardından askeri uzmanlar, Suudi Arabistan'ın hava savunma altyapısının niteliğinden ziyade mühimmat envanterinde yaşanan daralmaya dikkat çekiyor. ABD yapımı Patriot sistemlerinin dünyadaki en büyük ikinci kullanıcısı konumunda bulunan Riyad yönetimi, aynı zamanda yüksek irtifa balistik füze savunması sağlayan yedi adet THAAD bataryasını da envanterine katma sürecini sürdürüyor.
Eş zamanlı saldırılar ve mühimmat baskısı
Güvenlik analistleri, dünyanın en gelişmiş entegre hava savunma ağlarının dahi yoğun ve eş zamanlı saldırılar karşısında mutlak koruma sağlayamayacağını vurguluyor. Balistik füzeler, seyir füzeleri ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı karmaşık taarruzlar, hedefleri koruyan bataryaları kısa sürede çok sayıda önleyici mühimmat harcamaya zorluyor. Bu durum, hava savunma şemsiyesinde geçici gediklerin oluşmasına yol açıyor.
Öte yandan, Husi güçlerinin geliştirdiği 2 bin kilometre menzilli Filistin-2 gibi füzelerin uçuşun son aşamasındaki yüksek manevra kabiliyeti, engelleme olasılığını belirgin biçimde düşürüyor. Saldırıda kullanılan silahların teknik detayları henüz bağımsız kaynaklarca tam olarak doğrulanmamış olsa da, sivil havacılık altyapısının hedef alınması bölgesel risk algısını yükseltiyor.
Küresel stok yetersizliği ve tedarik riskleri
Bölgesel gerilimlerin artması, önleyici füze stoklarının yenilenmesi ihtiyacını hiç olmadığı kadar acil hale getirdi. ABD'nin orijinal envanterindeki yaklaşık 2 bin 300 Patriot füzesinden geriye yalnızca 800 civarında kaldığı ve yeni üretimlerin 30 aya kadar sürebildiği yönündeki değerlendirmeler, Amerikan sistemlerine bağımlı ülkelerde kaygıyı artırıyor. Nitekim geçmişteki tek bir gecelik üssü koruma operasyonunda bile 80 kadar Patriot füzesinin kullanıldığı ifade ediliyor.
Ortaya çıkan tablo, çok geniş coğrafyalara yayılan stratejik ve sivil tesislerin tamamını kesintisiz bir hava savunma çemberine almanın imkansızlığını gösteriyor. Uzmanlar, önümüzdeki dönemde havalimanları ve enerji nakil hatları gibi hassas altyapıların korunması amacıyla hem savunma doktrinlerinin hem de mühimmat tedarik zincirlerinin yeniden yapılandırılmasının kaçınılmaz olduğunu belirtiyor.
More stories
- Almanya Rus dizeli kararını reddedip yaptırımı savundu
- Ukrayna enerji tesisi vuruldu dedi, Kremlin müzakereyi doğruladı
- Lübnan ateşkesi için Moskova'dan diplomasi çağrısı yapıldı
- Ukrayna lideri Zelenskiy enerji tesislerine ateşkese hazır
- Çinli batarya üreticileri Fas üzerinden Avrupa pazarına açılıyor
- Çin Tayvan bağları olan iki bakanı yaptırım listesine ekledi.
- Eski Alman istihbarat şefi vatana ihanet şüphesiyle gözaltında
- Batılı ülkelerden Batı Şeria yerleşimlerine yönelik yeni yaptırım
Son haberler
- Oyun sektöründe birleşme hacmi 57,8 milyar dolara ulaştı
- Nasdaq 100 endeksi teknik destek seviyesinin altına geriledi.
- ABD Rus petrolü alıcılarına gümrük vergisi koymaya hazırlanıyor
- Barselona'daki tarihi Tibidabo Lunaparkı 125. yılını kutladı.
- Moto X Oyunu 16 Ekim Tarihinde Modern Platformlara Geliyor
- S&P 500 endeksinde yapay zeka ağırlığı yüzde 65'i aştı

