Pakistan'dan İran'a uyarı: Suudi Arabistan'a saldırılar Mekke Anlaşması'nı tetikleyebilir

Husi saldırıları 73 yaralıya yol açarken Pakistan, Suudi Arabistan’ın uyarısını İran’a iletti ve Riyad’da Türkiye’nin de katıldığı savunma temasları başladı.

Atlas Newsdesk ·

Pakistan'dan İran'a uyarı: Suudi Arabistan'a saldırılar Mekke Anlaşması'nı tetikleyebilir

Husi saldırıları, Suudi Arabistan’da 73 kişiyi yaralarken Pakistan ve Türkiye’yi de kapsayan savunma diplomasisini hızlandırdı.

Suudi Arabistan’ın güneyindeki Khamis Mushait hava üssü ve çevredeki petrol altyapısı salı günü hedef alındı. Bölgesel kaynaklar, saldırıların şubatta İran’a karşı başlayan ABD-İsrail savaşı sonrasında Suudi topraklarına yönelen en büyük hamlelerden biri olduğunu söyledi.

Gerilim, Körfez’de deniz taşımacılığının da baskı altında olduğu bir döneme denk geldi. İran ile ABD’nin bölgede karşılıklı ve açık biçimde ilan edilmiş deniz saldırıları yürüttüğü belirtilirken, enerji altyapısına dönük yeni hamleler petrol akışının güvenliği üzerindeki riskleri artırdı.

Pakistan mesajı Tahran’a taşıdı

Pakistan yönetimi, Suudi Arabistan’dan gelen uyarıyı İran’a ileterek Yemen’deki Husi müttefikleri üzerinde nüfuz kullanılması çağrısı yaptı. Üst düzey bir bölgesel diplomat, mesajın son 24 saat içinde Tahran’a ulaştığını ve saldırıların durdurulmasının istendiğini aktardı.

İran tarafının yanıtı ise sorumluluğu reddeden bir çizgide kaldı. Üst düzey bir İranlı yetkiliye göre Tahran’ın cevabı, “İran Husileri kontrol etmiyor” şeklinde oldu.

Bu yanıt, aynı dosyada yer alan başka iddialarla çelişiyor. İki İranlı kaynağa göre Tahran geçen hafta Husilere Suudi Arabistan’a saldırmaları için talimat verdi; aynı kaynaklar ek finansman, silah desteği ve bazı Devrim Muhafızları komutanlarının Yemen’e gönderildiğini öne sürdü.

Bu iddialar resmen doğrulanmış değil ve İran’ın kamuya açık tutumuyla uyuşmuyor. Yine de Pakistan’ın araya girmesi, İslamabad’ın uzun süredir Suudi Arabistan ile İran arasında korumaya çalıştığı denge açısından alışılmışın dışında bir adım olarak görülüyor.

Riyad’da üçlü savunma trafiği

Pakistan’ın pozisyonu, Suudi Arabistan ve Türkiye ile kurduğu savunma düzenlemeleri nedeniyle daha geniş bir anlam taşıyor. İslamabad’daki yetkililer, Pakistan’ın olası rolünün Suudi topraklarının savunulmasıyla sınırlı olacağını vurguladı.

Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Asif, saldırıların Suudi Arabistan’a yayılması halinde Riyad, Ankara ve İslamabad’ı kapsayan güvenlik düzenlemesinin devreye girebileceğini söyledi. Asif, Pakistan televizyonunda yaptığı açıklamada, “Ülkelerden birine yönelik saldırı, üç ülkenin tamamına yapılmış saldırı sayılacak. Bu konuda hiçbir belirsizlik ya da şüphe yok... Suudi Arabistan’a yönelik sebepsiz bir saldırı ya da çatışmanın oraya sıçraması, bu anlaşmayı kesinlikle devreye sokacaktır” dedi.

Pakistanlı bir kaynağa göre Suudi yetkililer, Riyad’da üst düzey Pakistanlı ve Türk askeri temsilcilerle bir araya gelerek verilecek yanıtı ele aldı. Aynı kaynağa göre üç ülke, askerlerinin Yemen’e girmemesi ve olası bir karşılığın Suudi Arabistan topraklarından verilmesi konusunda mutabık kaldı.

İkinci bir Pakistanlı kaynak, misilleme saldırılarına katılım konusunda karar alınmadığını belirtti. Bu kaynağa göre anlaşma savunma amaçlı ve Pakistan güçleri Suudi Arabistan içinde askeri, teknik, kara veya hava desteği sağlayabilir; yabancı topraklardaki muharebe operasyonlarına katılmaz.

Körfez güvenliği dar boğazda

Husiler, Yemen’in yaklaşık yüzde otuz’unu kontrol eden İran destekli bir milis güç olarak tanımlanıyor. Bu oran, grubun sınırlı coğrafi alana rağmen Suudi sınırları ve Kızıldeniz çevresindeki güvenlik hesaplarında neden merkezi yer tuttuğunu açıklıyor.

Saldırıların petrol altyapısını hedef alması, krizi yalnızca Suudi Arabistan’ın sınır güvenliğiyle sınırlı bırakmıyor. Körfez limanları, tanker rotaları ve enerji tesisleri üzerindeki her yeni risk, sigorta maliyetleri ve sevkiyat planları üzerinden küresel enerji piyasalarına yansıyabilir.

Diplomatik baskı sonuç verirse, Pakistan’ın mesajı Husi saldırı temposunu düşürebilir ve Suudi enerji tesisleri üzerindeki acil baskı azalabilir. Bu senaryoda küresel piyasa etkisi daha çok risk priminin sınırlanmasıyla kalır; savunma sektörü ve bölgesel güvenlik işbirliği ise koordinasyon kanallarını açık tutar.

Husiler saldırıları sürdürürse, Riyad’ın Pakistan ve Türkiye ile savunma temaslarını derinleştirmesi beklenir. Bu durumda Suudi enerji altyapısı daha yoğun koruma gerektirir, Körfez’de deniz taşımacılığı üzerindeki maliyet baskısı artar ve savunma sanayii için hava savunma, radar ve teknik destek talebi öne çıkar.

Açık kalan temel soru, İran’ın Husiler üzerindeki etkisinin gerçekte ne kadar olduğu ve Pakistan’ın diplomatik uyarısının sahadaki saldırı kararlarını değiştirip değiştirmeyeceği. Yanıt, krizin sınırlı bir sınır güvenliği dosyası mı kalacağını yoksa Körfez enerji güvenliğini daha geniş bir bölgesel askeri düzene mi bağlayacağını belirleyecek.

More stories