Not a Hotel Setouchi: BIG imzalı proje Sagi Adası’nda “Japandi” lüks konaklamayı yeniden yorumluyor

Not a Hotel Setouchi, BIG tasarımı üç villayla Japandi yaklaşımını Sagi Adası’na taşıyor; paylı mülkiyet modeliyle satışa hazırlanıyor.

Hazal Anyalı ·

Not a Hotel Setouchi: BIG imzalı proje Sagi Adası’nda “Japandi” lüks konaklamayı yeniden yorumluyor

Not a Hotel Inc., Japonya’nın Seto İç Denizi’ndeki Sagi Adası’nda “Not a Hotel Setouchi” adıyla yeni bir lüks konaklama projesi geliştiriyor. Tasarımı Danimarkalı mimarlık ofisi Bjarke Ingels Group (BIG) tarafından üstlenilen proje, geleneksel Japon estetiğini İskandinav tasarım ilkeleriyle buluşturan “Japandi” yaklaşımını seçkin bir tatil köyü kurgusuna taşıyor.

Yerleşke, manzaraya göre “360”, “270” ve “180” olarak adlandırılan üç ayrı villadan oluşuyor. Her birim dairesel bir planla tasarlanırken, kesintisiz manzara ve iç-dış mekân sürekliliği hedefleniyor. Mimari dilin, Japon manzara resimlerinden esinlenen bir çevre-mimari ilişkisi kurması amaçlanıyor.

Malzeme ve mekân: sıkıştırılmış toprak duvarlar, kavisli çatı formu Projede yapı tekniği olarak sıkıştırılmış toprak duvarlar öne çıkıyor. Bu tercih, hem geleneksel hem de sürdürülebilir bir malzeme yaklaşımı olarak konumlanıyor. Duvarların, kavisli Japon çatı formlarıyla birleştirilmesiyle proje; ekolojik duyarlılık ve çağdaş konforu aynı çatı altında bir araya getirme iddiasını vurguluyor.

Her villada özel bir sonsuzluk havuzu, tam donanımlı mutfak, deniz manzaralı sauna ve geniş bir teras bulunuyor. En büyük birim olan “360” villası ise ayrıca kütüphaneli bir tefekkür odası ile merkezinde sembolik bir ağacın yer aldığı bir avlu içeriyor.

Topoğrafyaya uyum: teraslı arazinin korunması Yerleşim kararlarında Sagi Adası’nın mevcut topoğrafyası belirleyici rol oynuyor. Daha önce pirinç ve narenciye tarımında kullanılan teraslı arazi yapısının korunması hedefleniyor; binalar da bu peyzajın içine yerleştiriliyor. Bu yaklaşım, kıyı ve ada ekosistemlerinde sık görülen “yeni yapı–doğal doku” gerilimini azaltmayı amaçlayan bir planlama çizgisine işaret ediyor.

Esnek mülkiyet modeli ve bölgesel canlanma vurgusu Şirket, projeyi bölgesel canlanma hedefiyle ilişkilendiriyor ve konaklamayı bir gayrimenkul ürünüyle birleştiren esnek bir mülkiyet modeli benimsiyor. Bu modele göre üyeler, villalarda belirli günlerde konaklama hakkı satın alıyor ve bu hakları diğer “Not a Hotel” lokasyonlarıyla takas edebiliyor. Projenin mülkiyet paylarının yakında satışa çıkması bekleniyor.

Kurumsal açıdan proje, BIG’in Japonya’daki görünürlüğünü artıran bir adım olarak değerlendiriliyor; ofis, Toyota’nın Woven City projesinde de tasarım çalışmaları yürütüyor. Not a Hotel Setouchi, tasarım odaklı turizm yatırımlarının; mülkiyet yapısı ve kullanım hakkı kurgusuyla birlikte nasıl konumlandırıldığına dair güncel bir örnek olarak öne çıkıyor.

Ülke etkisi: Proje, Japonya’da ada ve kıyı turizmiyle yerel kalkınma hedeflerini aynı çerçevede buluşturan yatırımları görünür kılabilir. Teraslı tarım arazisinin korunması vurgusu, benzer projelerde arazi kullanımı ve çevresel izin süreçlerinin önemini artırabilir.

Sektör etkisi: Esnek kullanım hakkı ve takas edilebilir konaklama günleri, otelcilik ile ikinci konut arasındaki sınırı bulanıklaştıran hibrit modelleri öne çıkarabilir. Tasarım ve sürdürülebilir malzeme tercihleri, lüks segmentte farklılaşma aracı olarak daha fazla kullanılabilir.

Piyasa etkisi: Paylı mülkiyet satışları, turizm varlıklarının nakit akışı ve değerleme yaklaşımını kullanım hakkı sözleşmeleri üzerinden etkileyebilir. Proje, tasarım odaklı destinasyon yatırımlarına yönelik sermaye akışını marka ve deneyim temelli fiyatlama kanalıyla etkileyebilir.

More stories