Barents Denizi'nde 18 bin yıllık çamur volkanı ve dev krater keşfedildi
Norveç kıyılarında 18 bin yıllık bir krater içinde metan ve çamur püskürten bir çamur volkanı keşfedildi.
Hazal Anyalı ·

Norveç Arktik Üniversitesi (UiT) araştırmacıları, 15 Mayıs 2026'da Barents Denizi'nde, Norveç'in Bear Adası'nın yaklaşık 113 kilometre güneyinde yer alan dev bir deniz tabanı krateri içinde aktif bir çamur volkanı tespit etti. Yaklaşık 18 bin yıl öncesine tarihlenen bu oluşum, metan ve çamur püskürterek deniz tabanına çıkış yapıyor.
Bilim insanları, yapının Dünya'nın yer altı süreçlerine dair benzersiz bir doğal pencere sunduğunu belirtiyor. Keşif, bölgenin jeolojik geçmişini ve güncel dinamiklerini aynı anda gözlemleme fırsatı veriyor.
Araştırma ekibi, kraterin boyutlarını yaklaşık 300 metre genişlik ve 25 metre derinlik olarak rapor etti. Uzmanlar, bu çöküntünün son Buzul Çağı'nın sonunda meydana gelen ani bir doğa olayıyla oluştuğunu değerlendiriyor. Merkezdeki aktif çamur volkanı ise yer kabuğunun derinliklerinden taşıdığı malzemeyi yüzeye getiriyor ve süreç boyunca metan gazının da kaçışına imkân tanıyor.
Bilim insanlarına göre bu tür yapılar, yer altındaki basınç, akışkan hareketi ve kayaç etkileşimlerine dair doğrudan gözlem sağlayarak modellemeleri güçlendiriyor. Denizin zorlu koşullarında gerçek zamanlı gözlem yapılabilmesi, volkanın etkinliğini, hızını ve çevresel etkilerini anlamak açısından önem taşıyor. Keşif aynı zamanda, benzer süreçlerin diğer gök cisimlerinde nasıl işlediğine dair karşılaştırmalı çalışmalara da zemin sunuyor.
Kraterin çevresinde, sert iklim ve akıntılara rağmen canlı bir ekosistem gözlendi. Mercanlar, süngerler, deniz yıldızları, örümcek benzeri canlılar ve yoğun bakteriyel koloniler bu alanda yaşamını sürdürüyor. Araştırmacılar, bölgenin insan etkisinden uzak yapısı sayesinde nadir ve kırılgan habitatlar barındırdığını, bu nedenle dikkatli izleme ve koruma yaklaşımlarının önem kazandığını belirtiyor.
Barents Denizi'nde dev krater ve aktif volkan
Kraterin boyutu ve oluşumu
Yaklaşık 18 bin yıl önce oluştuğu değerlendirilen krater, deniz tabanında doğal bir havza niteliği taşıyor. 300 metreyi bulan genişliği ve 25 metreye varan derinliğiyle, çamur volkanının yükselişine ve akışkanların yönlenmesine fiziksel bir çerçeve sunuyor. Araştırmacılar, bu tür yapıların jeolojik kayıtları katman katman saklayarak geçmiş çevresel koşullara dair ipuçları verdiğini aktarıyor.
Merkezdeki aktif volkan, çamur ve metanı düzenli aralıklarla yüzeye taşıyor. Bu süreç, yer altındaki basınç rejimi, tortul yapı ve gaz içeriği hakkında veri üretirken, deniz tabanındaki mikro-topografyayı da sürekli yeniden şekillendiriyor. Uzmanlara göre bu gözlemler, Buzul Çağı sonrası hızlı değişimlerin günümüze uzanan etkilerini okumayı kolaylaştırıyor.
Nadir deniz ekosistemi ve önemi
Zorlu koşullarda yaşam
Krater çevresinde tespit edilen mercan resifleri, sünger toplulukları ve bakteriyel biyofilmler, volkanik akışkanların kimyasal bileşimiyle beslenen özgün bir yaşam ağı oluşturuyor. Deniz yıldızları ve örümcek benzeri bentik canlılar, bu karmaşık ağın parçası olarak farklı nişleri dolduruyor. Bölgenin izole konumu, bu ekosistemlerin antropojenik baskılardan görece uzak kalmasını sağlıyor.
Bilim insanları, aktif bir çamur volkanının gerçek zamanlı izlenmesinin, hem ekosistem yanıtlarını hem de jeolojik süreçleri birlikte değerlendirme fırsatı sunduğunu vurguluyor. Uzun süreli gözlem ve düzenli ölçümler, gaz çıkışı ile biyolojik üretkenlik arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olabilir.
Keşfin devam eden izleme çalışmalarıyla desteklenmesi bekleniyor. Araştırmacılar, bölgeden toplanacak verilerin, Barents Denizi'nin jeolojik geçmişi ve güncel ekolojik dengesi hakkında daha kapsamlı bir çerçeve sunacağı görüşünde.