İzmir cinsel saldırı davasında hakim krizi
İzmir cinsel saldırı davasında hakimin sözleri tartışma yarattı; reddi hakim talebi geldi, sanık doktor deliller gerekçesiyle tahliye edildi.
Cuneyd Erdogan ·

İzmir’de bir sağlık kuruluşunda üniversite öğrencisi E.A.’ya yönelik cinsel saldırı iddiasıyla yargılanan kardiyolog A.E., devam eden yargılama sırasında tahliye edildi. Tahliye kararı, 15 Nisan 2026’daki duruşmada mahkeme başkanının müşteki vekillerine yönelik tartışma yaratan sözleri sonrası gündeme gelen usul tartışmasıyla aynı oturumda geldi. Mağdur tarafı, hakimin tarafsızlığını yitirdiğini ileri sürerek reddi hakim talebinde bulundu.
Dosyaya göre olay Şubat 2026’da İzmir’deki bir sağlık kuruluşunda yaşandı. İddia, muayene sürecinde kardiyolog A.E.’nin üniversite öğrencisi E.A.’ya cinsel saldırıda bulunduğu yönünde. Olayın ardından doktor A.E. tutuklandı ve soruşturma İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldü.
Savcılığın hazırladığı iddianame, eylemin “sarkıntılık düzeyini aşan cinsel saldırı” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ve “nitelikli hal” iddiası bulunduğunu kayda geçirdi. İddianame, sanık hakkında 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası talep etti. Dava 1 Nisan 2026’da İzmir 33. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başladı.
15 Nisan 2026 tarihli duruşmada mahkeme başkanı, müşteki avukatlarına yönelik olarak “Doktor hastanın soyunmasını isteyebilir, jinekolog nerelere nerelere bakıyor” ifadelerini kullandı. Bu sözler üzerine mağdur tarafı, hakimin dosyaya yaklaşımının tarafsızlık görüntüsünü zedelediğini savunarak reddi hakim yoluna gitti. Redd-i hakim talebi, yargılamanın usul güvenceleri ve mahkemenin tarafsız görünmesi açısından kritik bir başvuru olarak dosyaya girdi.
Mahkeme aynı oturumda, sanığın tutuklulukta geçirdiği süreyi ve delillerin büyük ölçüde toplanmış olmasını gerekçe göstererek tahliye kararı verdi. Bu tür kararlar, ceza yargılamasında tutuklamanın “istisna” niteliği ile delil karartma ve kaçma şüphesi gibi ölçütlerin birlikte değerlendirilmesine dayanıyor. Ancak dosyada tartışma, tahliye gerekçesinden çok, duruşma yönetimi ve tarafsızlık algısı üzerinden büyüdü.
Süreç, sağlık hizmeti sunulan ortamlarda hasta-hekim ilişkisi, muayene sınırları ve rıza tartışmalarının ceza yargılamasına nasıl yansıdığına dair daha geniş bir çerçeveye de işaret ediyor. Mahkemelerin bu tür dosyalarda hem mağdurun korunması hem de sanığın adil yargılanma hakkı arasında denge kurması gerekiyor. İzmir’deki dosyada bir sonraki aşama, reddi hakim talebinin ele alınması ve yargılamanın hangi heyetle devam edeceğinin netleşmesi olacak.
Dava, kamuoyunda yargı bağımsızlığı ve yargılamada tarafsızlık standardı tartışmalarını da tetikledi. Özellikle cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda duruşma dilinin, mağdurun adalete erişimi ve yargıya güven üzerinde doğrudan etkisi bulunuyor. Bu nedenle dosyadaki usul adımları, yalnızca taraflar açısından değil, yargı kurumlarının kurumsal itibarı açısından da yakından izleniyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Redd-i hakim başvurusu ve duruşma dili tartışması, yargıya güven ve adil yargılanma standartları üzerinden kamuoyu baskısını artırabilir. Süreç, cinsel suç yargılamalarında usul güvenceleri ve mağdurun korunmasına dönük uygulamaları gündeme taşıyabilir.
Sektör Etkisi: Sağlık sektöründe muayene süreçleri, hasta mahremiyeti ve rıza prosedürleri daha yakından denetlenebilir. Kurumlar, şikayet yönetimi ve kayıt/izleme mekanizmalarını güçlendirme ihtiyacı hissedebilir.
Piyasa Etkisi: Yargı süreçlerinin kurumsal itibar ve düzenleyici risk algısını etkilemesi, sağlık hizmeti sunucularında risk primi ve sigorta maliyetleri kanalıyla finansal koşulları etkileyebilir. Kamuoyu hassasiyeti, uyum yatırımlarına ayrılan bütçeleri artırarak maliyet yapısını değiştirebilir.