Haciz dosyaları artıyor: Gelirler açlık sınırında
Haciz dosyaları artıyor; Türk-İş açlık sınırı 32.793 TL iken emekli ve asgari ücret gelirleri bu eşiğin altında kalıyor.
Cuneyd Erdogan ·

Türkiye’de icra ve haciz dosyalarındaki artış, hanehalkı borç ödeme kapasitesinin zayıfladığına dair yeni bir siyasi tartışma başlattı. İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e verdiği soru önergelerinde, hayat pahalılığı ve enflasyon karşısında gelirlerin erimesi nedeniyle milyonlarca kişinin borçlarını çeviremediğini gündeme taşıdı. Öztürk, haczin tekil vakalardan çıkıp geniş kitleleri etkileyen yapısal bir sorun haline geldiğini savundu.
Bakan Şimşek, önergelerde yer alan icra-haciz başlıklarının Adalet Bakanlığı’nın görev alanında olduğunu belirtti. Buna karşılık ekonomi programının hedefini “yüksek, sürdürülebilir büyüme ve adil gelir dağılımı” olarak tanımladı. Şimşek ayrıca 2002’den bu yana bazı gelir kalemlerinde reel artışlar sağlandığını açıkladı.
Şimşek’in verdiği bilgilere göre 2002’den bu yana en düşük memur maaşında reel artış yüzde 228, en düşük emekli aylığında reel artış yüzde 554, asgari ücrette reel artış yüzde 206 oldu. Bakan, 2026 yılı için asgari ücret istisnası nedeniyle tahsil edilmeyecek gelir ve damga vergisi tutarını 1.166,3 milyar TL olarak paylaştı. Bu kalem, ücretliler üzerindeki vergi yükü tartışmalarında bütçe gelirleri ve gelir dağılımı kanalıyla yakından izlenen bir gösterge niteliği taşıyor.
Öte yandan Türk-İş verileri, mevcut gelir seviyelerinin temel tüketim eşiğiyle arasındaki farkın sürdüğünü gösteriyor. En düşük emekli aylığı 20 bin TL, en düşük memur emeklisi aylığı 26 bin 54 TL ve net asgari ücret 28 bin 75 TL seviyesinde. Türk-İş’in açıkladığı açlık sınırı 32 bin 793 TL olduğu için bu üç gelir kalemi açlık sınırının altında kalıyor.
Kamu çalışanları tarafında da benzer bir tablo var. Ortalama memur maaşı 68 bin 628,2 TL iken Türk-İş’in yoksulluk sınırı 106 bin 817 TL olarak açıklanıyor. Bu fark, ücret artışlarının nominal ya da geçmiş dönem reel artışlarına rağmen güncel yaşam maliyeti karşısında alım gücü tartışmasını canlı tutuyor.
İcra ve haciz başlığının yeniden gündeme gelmesi, ekonomik programın sosyal etkileri ile yargı/uygulama süreçlerinin kesiştiği bir alanı işaret ediyor. Gelirlerin temel ihtiyaç eşiğinin altında kalması, borçların çevrilmesini zorlaştırırken icra süreçleri üzerinden finansal stresin görünür hale gelmesine yol açabiliyor.
Bu çerçevede ücret politikası, vergi istisnaları ve sosyal transferlerin bütçe dengesiyle birlikte değerlendirilmesi, hem siyasi kredibilite hem de hanehalkı finansal dayanıklılığı açısından izlenen ana başlıklar arasında yer alıyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: İcra-haciz tartışması, hanehalkı borçluluğu ve alım gücü üzerinden sosyal politika baskısını artırabilir. Ücret, vergi istisnası ve transfer kararları bütçe gelirleri ve gelir dağılımı kanalıyla daha görünür hale gelebilir.
Sektör Etkisi: Bankacılık ve tahsilat ekosistemi, geri ödeme performansı ve yeniden yapılandırma talepleri üzerinden etkilenebilir. Perakende ve dayanıklı tüketim gibi sektörlerde talep, gelirlerin temel ihtiyaç eşiğine yakınsamasıyla daha oynak hale gelebilir.
Piyasa Etkisi: Bütçe gelirleri üzerindeki vergi istisnası etkisi ve ücret ayarlamaları, kamu finansmanı beklentileri üzerinden faiz ve risk primi kanallarını etkileyebilir. Hanehalkı ödeme gücüne dair göstergeler, kredi büyümesi ve varlık kalitesi fiyatlamalarında izlenebilir.