Eski vekil Mehmet Metiner, ABD vizesi alamadı ve Dışişleri Bakanlığı'nı diplomatik karşılıklılık ilkesini uygulamaya davet ederek konuyu siyasi bir zemine taşıdı.
Metiner, vize reddinin nedeninin ABD ve İsrail politikalarına yönelik kamusal eleştirileri olduğunu savunarak, kararın siyasi olduğunu iddia etti.
Olay, Türkiye ile ABD arasında zaman zaman yaşanan vize krizlerini yeniden gündeme getirdi ve Ankara'nın olası bir misilleme yapıp yapmayacağı merak konusu oldu.

Atlas AI
Mehmet Metiner’in ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nden vize alamaması, Ankara-Washington hattında vize uygulamalarının siyasi ve kurumsal boyutunu yeniden tartışmaya açtı. Eski AK Parti milletvekili ve gazeteci Metiner, ret kararının ardından Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’na “mütekabiliyet” ilkesinin işletilmesi çağrısı yaptı.
Metiner, konuyu Bakanlıkta bir genel müdüre ilettiğini, Türkiye’nin benzer durumlarda Amerikalı yetkililere karşı simetrik bir uygulama yürütmediğini öğrendiğini söyledi.
Metiner’in aktardığına göre başvuru süreci pazartesi sabahı ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nde gerçekleşti. Metiner, diplomatik pasaport taşıdığını ve Dışişleri Bakanlığı’ndan aldığı resmi yazıyı sunduğunu, buna rağmen olumsuz yanıt aldığını belirtti. Başvuru sırasında parmak izi ve fotoğraf alındığını, ardından kısa bir mülakat yapıldığını ifade etti.
Metiner, mülakatı yapan görevlinin kendisini yaklaşık 45 dakika beklettiğini ve bu süreci “onur kırıcı” bulduğunu söyledi. Bekleme süresine itiraz ettikten kısa süre sonra, başvurusunun reddedildiğini bildiren yazılı bir belge verildiğini aktardı. Ayrıca vize verilmeyecek bir kişiden neden kapsamlı biyometrik veri alındığını sorguladı.
Ret kararının gerekçesine ilişkin resmi bir açıklama bu içerikte yer almıyor. Metiner ise kararın arkasında siyasi tutumunun bulunduğunu iddia etti. Kamuoyunda ve medyada ABD ve İsrail politikalarına yönelik eleştirilerinin bu sonuca etki ettiğini savundu.
Metiner, başvuruyu aynı zamanda büyükelçiliğin yaklaşımını “test etmek” için yaptığını ve reddi önceden öngördüğünü dile getirdi. Bu çerçevede tartışma, vize süreçlerinde takdir yetkisinin sınırları, başvuru sahibinin siyasi beyanlarının değerlendirmeye etkisi ve diplomatik teamüller başlıklarına kaydı. Metiner, Türkiye’nin karşılıklılık ilkesini devreye almasını beklediğini söyleyerek konuyu hükümetin gündemine taşıdı.
Gelişme, Türkiye ile ABD arasında dönem dönem gündeme gelen vize kaynaklı gerilimlerin yeni bir örneği olarak görülüyor. Vize uygulamaları, iki ülke ilişkilerinde yalnızca konsolosluk işlemi olmaktan çıkıp siyasi güven ve kurumsal iletişim alanına da yansıyabiliyor. Bu olayda da tartışmanın odağı, bireysel bir başvurudan çok, Ankara’nın “mütekabiliyet” üzerinden nasıl bir çerçeve kuracağı ve bunun diplomatik prosedürlere nasıl yansıyacağı sorusu oldu.
Ülke Etkisi: Olay, Türkiye’nin konsolosluk süreçlerinde karşılıklılık ilkesini hangi ölçekte uyguladığına dair iç tartışmayı etkileyebilir. Dışişleri’nin atacağı adımlar, ABD ile kurumsal temaslarda prosedür ve erişim başlıklarını gündeme taşıyabilir.
Sektör Etkisi: Vize süreçlerine dair belirsizlik, diplomatik temas, medya ve sivil toplum faaliyetleriyle bağlantılı seyahat planlamasında risk algısını etkileyebilir. Biyometrik veri ve mülakat uygulamalarına dönük tartışma, konsolosluk hizmetleri ve uyum süreçlerinde daha sıkı dokümantasyon ihtiyacını öne çıkarabilir.
Piyasa Etkisi: Diplomatik gerilim algısı, ülke risk primi ve kur oynaklığı gibi kanallarla fiyatlamalara yansıyabilir. Karşılıklılık adımları gündeme gelirse, iş seyahatleri ve uluslararası toplantı trafiği üzerinden bazı sektörlerde operasyonel maliyet kanalı çalışabilir.


