Manhattan’da el sıkışma, Brooklyn’de hücre

Donald Trump bugün BM Genel Kurulu marjında Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodríguez’le ilk kez yüz yüze görüşecek.

Serdar Cebe ·

Manhattan’da el sıkışma, Brooklyn’de hücre

Serdar Cebe

New York bu hafta diplomasinin kolay kolay unutulmayacak görüntülerinden birine sahne oluyor.

ABD Başkanı Donald Trump, BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasının ardından Venezuela’nın geçici devlet başkanı Delcy Rodríguez ile bir araya gelecek. ABD’nin BM Büyükelçisi Mike Waltz, temasın resmi bir ikili zirve formatında olmayacağını, daha çok kısa ve ayaküstü bir görüşme şeklinde gerçekleşeceğini söyledi.

Ancak görüşmenin protokol düzeyi düşük olsa da siyasi anlamı hiç de öyle değil.

Bir ABD başkanı ile Venezuela lideri, Barack Obama ile Nicolás Maduro’nun 2015’teki kısa temasından bu yana ilk kez doğrudan konuşacak.

Bu buluşmayı sıra dışı hale getiren asıl ayrıntı ise New York haritasında gizli.

Manhattan’daki Birleşmiş Milletler binasından kuş uçuşu yaklaşık 11, karayoluyla 15 kilometre uzaklıkta Brooklyn’in Sunset Park semti bulunuyor. Buradaki Metropolitan Tutukevi’nin bir hücresinde, Rodríguez’in yıllarca dışişleri bakanlığını ve devlet başkan yardımcılığını yaptığı Nicolás Maduro tutuluyor.

Maduro’nun eşi Cilia Flores de aynı davanın sanıkları arasında.

Karakas’tan Brooklyn’e

Nicolás Maduro’nun yolu Karakas’tan Brooklyn’e 3 Ocak gecesi uzandı.

ABD komandoları Maduro’nun Karakas’taki konutuna baskın düzenledi. Maduro yakalandı, bir Amerikan savaş gemisiyle Venezuela dışına çıkarıldı ve ardından New York’a getirildi.

Federal savcıların dosyasında dört ana suçlama bulunuyor: narko-terör komplosu, ABD’ye kokain ithalatı komplosu, makineli silah ve tahrip edici cihaz bulundurma ve bunları bulundurmaya yönelik komplo.

Maduro suçlamaların tamamını reddediyor.

Kendisini bir sanıktan çok, zorla ülkesinden çıkarılmış bir devlet başkanı olarak görüyor. Savunmasında “kaçırılmış devlet başkanı” ve “savaş esiri” ifadelerini kullanıyor.

Davaya 92 yaşındaki federal yargıç Alvin Hellerstein bakıyor.

Hellerstein, temmuz ayında savunma ve savcılığın ortak talebini kabul ederek davanın başlangıcını 1 Haziran 2027’ye erteledi. Maduro’nun avukatı Barry Pollack ise davanın daha başlamadan düşürülmesi için başka bir hukuki kapıyı zorlamaya hazırlanıyor: görevdeki ve egemen devlet başkanlarına tanınan dokunulmazlık.

Maduro’nun tutulduğu cezaevi de New York’un tartışmalı adreslerinden biri.

MDC Brooklyn yıllardır elektrik kesintileri, şiddet olayları ve kötü koşullarla gündeme geliyor. Ghislaine Maxwell, Sean Combs ve Sam Bankman-Fried gibi çok farklı dosyaların ünlü sanıkları bir dönem burada kaldı.

Maduro, buraya getirilen ilk eski Latin Amerika lideri de değil.

Uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla ABD’de mahkûm edilen Honduras’ın eski Devlet Başkanı Juan Orlando Hernández de aynı cezaevinden geçti. Hernández, geçen aralık ayında Trump tarafından affedildi ve serbest bırakıldı.

Düşmandan muhataba

Maduro’nun devrilmesinden sonra Washington ile Karakas arasındaki ilişkiler, birkaç ay önce hayal edilmesi güç bir hızla yön değiştirdi.

Mart ayının başında iki ülke diplomatik ve konsolosluk ilişkilerini yeniden kurma kararı aldı. Bundan birkaç gün sonra Trump, Delcy Rodríguez yönetimini Venezuela’nın geçici hükümeti olarak resmen tanıdı.

Rodríguez yaptırım listelerinden çıkarıldı.

Karakas yönetimi ise buna karşılık petrol ve hidrokarbon mevzuatında değişikliklere gitti, siyasi tutukluların önemli bölümünü serbest bıraktı ve muhalefetle ABD gözetiminde diyaloğu kabul etti.

Asıl büyük kırılma ise ağustos sonunda geldi.

Trump’ın “dünya tarihinin en büyük petrol anlaşması” diye duyurduğu düzenleme kapsamında Venezuela’nın geçici yönetimi, NABEP adlı özel şirkete yaklaşık 65 milyar varil kanıtlanmış rezerv barındırdığı belirtilen 17 petrol sahası için 100 yıllık imtiyaz verdi.

Anlaşmanın Washington açısından dikkat çeken kısmı ise şirketin ortaklık yapısında.

NABEP, ana ortaklığındaki yüzde 35’lik hisseyi ABD Savaş Bakanlığı’na bağlı bir ofise devretti. ABD Dışişleri Bakanlığı da üretimin yüzde 20’sini maliyet fiyatından satın alma hakkı elde etti.

Rodríguez yönetimi anlaşmayı Venezuela ekonomisini ayağa kaldıracak ve yıllardır yatırım eksikliği yaşayan petrol sektörünü modernleştirecek bir adım olarak sunuyor. Karakas, bütün bunlara rağmen ülkenin egemenliğinin pazarlık konusu olmadığını savunuyor.

Washington’daki yaklaşım ise çok daha pragmatik.

Miami’li Cumhuriyetçi Temsilci Maria Elvira Salazar, Rodríguez’i Venezuela’yı istikrara kavuşturmak için “gerekli bir kötülük” olarak tanımlıyor. Salazar’a göre Rodríguez kalıcı çözüm değil; demokratik seçimlere giden geçiş döneminin bir aracı.

Hukuk mu, güç mü?

Maduro’nun yakalanmasıyla sonuçlanan Amerikan operasyonu ise hâlâ uluslararası hukuk tartışmasının merkezinde.

Operasyonu eleştiren hukukçular, BM Şartı’nın devletlerin egemenliği ve kuvvet kullanma yasağını düzenleyen 2. maddesine işaret ediyor. Onlara göre başka bir ülkenin topraklarına girilerek görevdeki devlet başkanının yakalanması uluslararası hukukun temel ilkeleriyle çelişiyor.

Operasyonu savunanlar ise konuyu egemenlikten çok hesap verebilirlik üzerinden okuyor ve Maduro’ya yöneltilen ağır suçlamaları öne çıkarıyor.

Tarihsel benzetmeler arasında en sık 1989 Panama operasyonu hatırlatılıyor. ABD o yıl Panama’yı işgal etmiş, Manuel Noriega’yı yakalayarak kendi mahkemelerinde yargılamıştı.

Ama Venezuela, Panama değil.

Ülkenin büyüklüğü, Latin Amerika siyasetindeki ağırlığı ve dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olması Maduro dosyasını çok daha geniş bir jeopolitik hesaplaşmanın parçası haline getiriyor.

Bugün Manhattan’da yapılacak Trump-Rodríguez görüşmesini önemli kılan da tam olarak bu.

Ortada yalnızca iki lider arasındaki bir temas yok.

Bir tarafta Washington’ın birkaç ay öncesine kadar karşısında gördüğü siyasi yapının içinden çıkan Delcy Rodríguez, BM binasında ABD Başkanı ile görüşmeye hazırlanıyor.

Diğer tarafta aynı yapının eski lideri Nicolás Maduro, Brooklyn’deki federal bir cezaevinde Amerikan yargısının önüne çıkacağı günü bekliyor.

Manhattan ile Brooklyn arasındaki yaklaşık 15 kilometre bugün Venezuela’nın geçirdiği siyasi dönüşümün belki de en kısa tarifi.

Bir uçta el sıkışma var.

Diğer uçta demir parmaklıklar.

More stories