Husilerden Türkiye ve Pakistan'ı uyarı: "Suudi savaşına ortak olmayın"

Husilerin lideri Abdülmelik Husi, Türkiye ve Pakistan'a yönelik mesajında iki ülkenin Yemen'deki çatışmaya müdahil olmaması gerektiğini söyledi.

Atlas Newsdesk ·

Husilerden Türkiye ve Pakistan'ı uyarı: "Suudi savaşına ortak olmayın"

Husiler, Türkiye ve Pakistan'a Yemen çatışmasına katılmama çağrısı yaptı; mesaj Ankara'nın Riyad'a destek açıklamasını izledi.

Riyad desteği sonrası mesaj

Ensarullah Hareketi lideri Abdülmelik Husi, Sana'nın ele geçirilmesinin yıl dönümü için yaptığı konuşmada Suudi Arabistan'ın Ankara ve İslamabad'dan yardım istediğini iddia etti. Husi, iki ülkenin Yemen sahasına girmesinin kendi tarafları açısından sonuç doğuracağını söyledi.

Husi, "Suudi düşman, Türkiye ve Pakistan'ı getirerek gece gündüz onlardan yardım istiyor ve onları halkımıza karşı saldırı ve günaha ortak etmek istiyor" ifadelerini kullandı. Aynı konuşmada Suudi Arabistan'ın Türkiye ve Pakistan'ın yanı sıra Suriye'den silahlı grupları da çatışmaya çekmeye çalıştığını savundu.

Açıklama, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın 19 Eylül'de Riyad'a destek mesajı vermesinden sonra geldi. Fidan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında Ankara'nın Riyad'la dayanışma içinde olduğunu ve bazı teknik askeri ihtiyaçlarda destek sağlayabileceğini söylemişti.

Fidan, hangi silah, sistem veya askeri kapasitenin gündeme gelebileceğine dair ayrıntı paylaşmadı. Bu boşluk, Husi açıklamasını doğrudan bir askeri sevkiyat iddiasından çok, olası destek kanallarına yönelik siyasi uyarı haline getiriyor.

Mekke anlaşmasının güvenlik maddesi

Ağustosta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının üç ülkeye yapılmış sayılmasını öngörüyor. Bu madde, Husi saldırıları sonrasında Riyad'ın savunma ihtiyaçlarını Türkiye ve Pakistan'la ilişkilendiren çerçevenin merkezinde duruyor.

Abdülmelik Husi'nin konuşması, bu savunma çerçevesine Yemen dosyası üzerinden itiraz niteliği taşıdı. Husi lider, Türkiye ve Pakistan'ın Suudi Arabistan'ın siyasi ve maddi kazanımlarına sürüklenmemesi gerektiğini söyledi.

Husi ayrıca Riyad'ı Yemen'in petrol ve doğal gaz gelirlerine el koymakla ve ülkenin siyasi karar alma süreçlerine müdahale etmekle suçladı. Bu suçlamalar Husi'nin kendi anlatımı olarak kalıyor; konuşmada Suudi Arabistan'ın bu iddialara yanıtı yer almadı.

Sana yıl dönümü ve Kızıldeniz hattı

Konuşma, Husilerin 21 Eylül 2014'te başkent Sana'yı ele geçirmesinin 12. yıl dönümü dolayısıyla yapıldı. Bu tarih, hareketin Yemen'deki merkezi kurumlar üzerindeki fiili ağırlığının başlangıç noktası olarak sunuluyor.

Husi, Suudi Arabistan'ın düzenlediğini iddia ettiği hava saldırılarının 760'a ulaştığını söyledi. Sayı, konuşmada Yemen'deki savaşın maliyetini göstermek için kullanıldı ve Husi tarafının Riyad'a yönelttiği suçlamaların ana dayanaklarından biri oldu.

Sahadaki gerilim Kızıldeniz kıyısı ve Bab el Mendeb Boğazı çevresinde daha geniş bir risk alanı yaratıyor. Husilerin bu hatta güç kazanması, Suudi petrol ihracat güzergahları ile Kızıldeniz'den geçen deniz ticareti bakımından askeri ve lojistik hesapları değiştirebilir.

Eğer Ankara desteği teknik kapasiteyle sınırlı tutarsa, küresel etki daha çok savunma tedariki ve diplomatik dayanışma kanallarında kalır. Bu durumda Türkiye açısından dosya, Riyad'la güvenlik iş birliğini güçlendiren fakat doğrudan saha angajmanını sınırlayan bir çizgide ilerler.

Eğer destek görünür askeri sistemlere genişlerse, Husi tarafının Türkiye ve Pakistan'a yönelik söylemi sertleşebilir. Böyle bir senaryoda risk kanalı Bab el Mendeb üzerinden ticaret akışlarına, Türkiye'nin savunma sanayisi için ise bölgesel güvenlik ve itibar maliyetlerine bağlanır.

Pakistan'ın daha açık biçimde devreye girmesi halinde Mekke anlaşmasının ortak savunma maddesi ilk ciddi sınavına yaklaşır. Husi'nin konuşmasının sonunda Filistin meselesine desteğin süreceğini söylemesi, Yemen savaşını bölgesel gündemlerle birlikte konumlandırma çabasının devam ettiğini gösteriyor.

More stories