Kızıldeniz'de Husilere Ağır Darbe: Suudi Destekli Operasyonla Kritik Hat Geri Alındı
Yemen operasyonu Babülmendep çevresinde ilerlerken Mokha'nın durumu belirsiz kaldı; Riyad liderliğindeki koalisyon 324 hedef vurduğunu açıkladı.
Atlas Newsdesk ·

Yemen operasyonu, 324 hedef iddiası ve Mokha’daki çelişkili açıklamalarla Kızıldeniz güvenliğini yeniden öne çıkardı. Babülmendep hattı izleniyor.
Suudi Arabistan destekli Yemen hükümeti güçleri, İran destekli Husilere karşı başlatılan geniş saldırının ilk safhasında Babülmendep Boğazı çevresini güvenceye aldıklarını bildirdi. Açıklama, Asya ile Avrupa arasındaki deniz ticaretinin en hassas geçişlerinden biri olan Kızıldeniz’in güney ucunda askeri baskının arttığı bir dönemde geldi.
Mokha iddiası netleşmedi
Yemen ordusu, Ulusal Kalkan, Devler Tugayları ve Tihama Direnişi unsurlarının Suudi hava desteğiyle Pazartesi öğleden sonra Mokha’yı aldığını duyurdu. Ancak hükümete yakın isimsiz kaynaklar ve askeri yetkililer, birliklerin yalnızca kentin dış kesimlerine ulaştığını, bu nedenle kontrol iddiasının sahada doğrulanmadığını söyledi.
Mokha, Kızıldeniz kıyısında yer aldığı için Babülmendep çevresindeki askeri denge açısından önem taşıyor. Hükümet güçleri daha önce Mokha’nın yaklaşık 45 kilometre güneyindeki Dhubab Havalimanı’nın ele geçirildiğini ve yakın kasabadaki Husi unsurlarının baskı altına alındığını açıklamıştı.
Hükümete bağlı askeri kaynaklar, Dhubab askeri havaalanının kontrol altına alındığını ve Dhubab ile Babülmendep bölgesi arasındaki yolun kesildiğini bildirdi. Husilere bağlı yayın organları ise Dhubab’da hükümet güçlerinin ilerlediği yönündeki açıklamaları reddetti.
324 hedef ve Riyad toplantısı
Riyad liderliğindeki koalisyon, savaş uçaklarının hükümet yanlısı birliklere kesintisiz hava desteği verdiğini ve operasyonun başlamasından bu yana 324 “yüksek değerli” hedefin imha edildiğini açıkladı. Bu sayı, koalisyonun kara ilerleyişini hava gücüyle desteklediğini gösteren ana ölçü olarak sunuldu.
Suudi Arabistan’ın müttefikleri Türkiye ve Pakistan, Pazartesi günü Riyad’da acil bir toplantı yaptı. Pakistan Dışişleri Bakanlığı tarafından paylaşılan ortak açıklamaya göre iki ülke, Mekke Savunma Paktı kapsamındaki çağrı doğrultusunda Suudi Arabistan’a askeri güçlerin hızla konuşlandırılması üzerinde anlaştı.
Husiler aynı dönemde Riyad’daki uluslararası havalimanı, Abha Havalimanı, Suudi Aramco’ya ait tesisler ve Khurais bölgesindeki petrol altyapısını balistik füze ve dronlarla hedef aldıklarını duyurdu. Suudi tarafı saldırıları kınarken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerine Yemen hükümetine destek verme çağrısını yineledi.
Husilere bağlı Al Masirah televizyonu, Suudi hava saldırılarının Pazartesi günü Sana’nın Sanhan ve Saawan bölgelerinde bir kız öğrenci ile bir kadının ölümüne yol açtığını bildirdi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ise Husilerin sınır ötesi saldırılarının sürmesini kınadı ve çatışmalardaki “keskin tırmanıştan derin endişe duyduğunu” söyledi.
Babülmendep hattında üç senaryo
Operasyonun siyasi çerçevesi Pazar günü Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi tarafından ilan edildi. El-Alimi, “Yemen Şafağı Operasyonu” adı verilen saldırının Husi kontrolündeki bölgeleri geri almayı hedeflediğini söyledi ve tüm askeri unsurlara görevlerini sürdürme çağrısı yaptı.
Taiz yakınlarında bir dağ yolunun Husiler tarafından kesildiğine dair bildirimler, saldırının zamanlamasında öne çıkan unsur oldu. Bu hattın kapanması, hükümet güçleri ve kent sakinleri üzerinde fiili kuşatma baskısı yarattığı gerekçesiyle yeni cephelerin açılmasına dayanak gösterildi.
İlk senaryo, hükümet güçlerinin Mokha ve Dhubab çevresinde kalıcı kontrol sağlamasıdır. Bu durumda küresel ölçekte Kızıldeniz sevkiyatlarına ilişkin risk primi düşebilir, Suudi Aramco üzerindeki tesis güvenliği baskısı azalabilir ve bölgesel deniz taşımacılığı şirketleri rotalarını daha az maliyetli planlayabilir.
İkinci senaryo, Husi güçlerinin sınır ötesi füze ve dron saldırılarını sürdürmesidir. Böyle bir hatta enerji piyasaları Suudi tesislerinin güvenliğine daha fazla odaklanır, Aramco’nun operasyonel dayanıklılığı öne çıkar ve havacılık ile sigorta sektörü Suudi hava sahasına ilişkin risk hesaplarını yeniden fiyatlayabilir.
Üçüncü senaryo, kara cephesinde ilerlemenin yavaşlaması ve hava saldırılarının ağırlık kazanmasıdır. Bu durumda insani kayıplara ilişkin uluslararası baskı artabilir, Riyad’ın koalisyon yönetimi daha fazla diplomatik maliyet üstlenebilir ve Yemen’de liman, yol ve enerji altyapısının onarımı daha uzun bir takvime yayılabilir.