Moda Cami Projesi yeniden gündemde: süreç ve riskler

Moda Cami projesi yeniden gündemde: Kadıköy Moda sahilindeki dolgu alanda 35 bin m² plan, istinaf süreci ve yönetişim riskleri.

Cuneyd Erdogan ·

Moda Cami Projesi yeniden gündemde: süreç ve riskler

İstanbul Kadıköy’de Moda sahilindeki dolgu alana planlanan Moda Cami projesi, 27 Nisan 2026 itibarıyla yeniden gündeme girdi ve hukuki-idari süreç tekrar işlemeye başladı. Daha önce açılan davalar sonucunda iptal edilen proje için yeni kararlarla yeniden hareket alanı oluştu. Kent savunucuları ve meslek odaları, sürecin yeniden başlatılmasını kamu yararı, planlama ilkeleri ve katılım mekanizmaları açısından eleştiriyor.

Proje, 35 bin metrekarelik bir alanda 20 bin kişi kapasiteli cami ve caminin altında otopark düzenlemesini içeriyor. Tartışma, yalnızca ibadet yapısı ihtiyacı üzerinden değil, kıyı alanlarının kullanım biçimi ve dolgu alanlarda yapılaşma tercihleri üzerinden büyüyor. Eleştirilerin odağında, kararların kentte yaşayanların katılımı sınırlı kalacak şekilde alınması ve kamusal alanların kullanımının daralması iddiası var.

Sürecin yeniden hız kazanması, ekonomik sıkıntıların arttığı ve muhalefet yönetimindeki belediyelere yönelik siyasi baskı tartışmalarının yoğunlaştığı bir döneme denk geliyor. Bu zamanlama, projenin kent gündeminde kutuplaştırıcı bir başlık olarak yeniden konumlandığı yorumlarını güçlendiriyor. Kent aktörleri, tartışmanın kent yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirlik başlıklarını da tetiklediğini vurguluyor.

Dosyada öne çıkan bir diğer unsur, mahkemenin iptal kararına rağmen İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin istinaf yoluna gitmesiyle projenin ilerlemesi. Bu adım, yerel yönetimlerin yargı kararları sonrası izlediği strateji ve kurumsal tutarlılık açısından izleniyor. Eleştiriler, muhalefet yönetimindeki kurumların da benzer yöntemlerle hareket ettiği algısının siyasi güveni etkileyebileceği noktasında yoğunlaşıyor.

Moda sahili gibi kıyı şeritlerinde dolgu alanlar üzerinden büyüme, İstanbul’da uzun süredir tartışılan bir planlama yaklaşımı olarak gündemde kalıyor. Metinde, bu politikanın Bedrettin Dalan döneminden beri sürdüğü ve kentin betonlaşmasını hızlandırdığı değerlendirmesi yer alıyor. Bu çerçevede Moda Cami projesi, tekil bir yapı tartışmasından çok, kıyı alanlarının yönetimi, kamusal mekânın korunması ve kentte rant odaklı planlama iddialarıyla bağlantılı bir başlık haline geliyor.

Tartışmanın kurumsal risk boyutu, karar alma süreçlerine katılımın zayıflaması halinde yerel yönetimlere duyulan güvenin aşınması ve kamusal alanların kullanımına dair çatışmaların artması ihtimali üzerinden okunuyor. Sürecin nasıl ilerleyeceği, istinaf aşamasındaki hukuki seyrin yanı sıra, yerel yönetimlerin paydaşlarla kuracağı diyalog ve planlama gerekçelerini hangi verilerle temellendireceğiyle yakından ilişkili görünüyor.

Olası Etkiler

Ülke Etkisi: Bu gelişme, Türkiye’de kıyı alanları, dolgu uygulamaları ve planlama süreçlerinde yargı kararlarının uygulanma biçimine dair tartışmaları etkileyebilir. Yerel yönetim- merkezi siyaset gerilimi algısı, yönetişim ve siyasi güven kanalları üzerinden gündemi şekillendirebilir.

Sektör Etkisi: İnşaat, şehircilik ve altyapı planlama alanlarında dolgu sahalarda proje geliştirme iştahı, hukuki belirsizlik ve itiraz süreçlerinin maliyetleri üzerinden etkilenebilir. Meslek odaları ve sivil toplumun itiraz kapasitesi, proje takvimleri ve izin süreçlerinde daha fazla uyum ihtiyacı doğurabilir.

Piyasa Etkisi: Hukuki süreçlerin uzaması, belediye yatırımlarında takvim ve bütçe yönetimi kanalıyla finansman ihtiyacını etkileyebilir. Yerel yönetimlerin itibar ve yönetişim algısı, belediye borçlanma koşulları ve proje risk primleri üzerinden piyasa fiyatlamalarına yansıyabilir.

More stories