Kaspersky Raporu: Çevrimiçi İstismar Tanıdık Yüzlerden Geliyor
Dijital istismarın yarısı sosyal çevreden geliyor. Bu durum çevrimiçi güvenliği zorlaştırıyor. Yeni rapor detayları.
Atlas Newsdesk ·

Dijital İstismar Tanıdık Çevreden Geliyor
Kaspersky'nin dünya genelindeki son araştırmasına göre, teknoloji destekli istismar vakalarının yaklaşık yarısında fail mağdurun sosyal çevresinden çıkıyor. 19 ülkede 7 bin 600 katılımcıyla yapılan çalışma, çevrimiçi istismarın genellikle varsayılan anonim yapısının aksine kişisel ilişkiler içinde geliştiğini ortaya koyuyor.
Rapor, mağdurların yüzde 40'ının faili tanımadığını belirtse de, yüzde 50'ye yakınının faili bizzat tanıdığını gösteriyor. Failler arasında arkadaşların yüzde 15'lik oranla ilk sırada yer alması dikkat çekiyor. Mevcut partnerler yüzde 10, iş arkadaşları yüzde 8, aile bireyleri yüzde 7 ve eski partnerler yüzde 6 ile bu listeyi takip ediyor. Özellikle ABD, İtalya, İspanya, Birleşik Krallık, Hindistan ve Endonezya gibi ülkelerde bu tür vakaların ortalamanın üzerinde olduğu gözlemleniyor.
Kușaklar ve Cinsiyetler Arası Farklar
Araştırma, kuşaklar ve cinsiyetler arasında dijital istismara yönelik farklı algılar ve deneyimler bulunduğuna işaret ediyor. Z kuşağı katılımcılarının yaklaşık yüzde 60'ı son bir yıl içinde en az bir tür dijital istismara maruz kaldığını dile getiriyor. Akıllı telefonlarla büyüyen bu neslin yüzde 81'i "teknoloji destekli istismar" terimine aşina olduğunu belirtirken, bu oran 1946-1964 doğumlularda yüzde 64'e düşüyor.
Cinsiyet bazında ise kadınların dijital ortamda kendilerini daha güvensiz hissettikleri görülüyor. Kadınların yüzde 62'si internette güvende hissetmediğini ifade ederken, bu oran erkeklerde yüzde 54'te kalıyor. Bu durum, çevrimiçi alanların farklı demografik gruplarca farklı şekillerde algılandığını ve deneyimlendiğini ortaya koyuyor.
Döngüsel İstismar ve Korunma Yolları
Araştırma ayrıca, arkadaşları, partnerleri veya aile üyeleri tarafından istismara uğrayan kişilerin, aynı gruplara yönelik istismarcı davranışlarda bulunma olasılıklarının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bu bulgu, teknoloji destekli istismarın zamanla normalleşebileceği, karşılıklı bir hal alabileceği ve kendi kendini besleyen bir döngüye dönüşebileceği endişesini yaratıyor.
Kaspersky Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi'nden Tatyana Shishkova, siber güvenlik perspektifinden bakıldığında, mağdurun sosyal çevresinden gelen bu tehditlerin korunma yaklaşımlarını değiştirdiğini belirtiyor. Bu tür istismarların genellikle geleneksel siber saldırılar gibi görünmediğini, güvenilen cihazlar ve erişim izinleri üzerinden gerçekleştiğini vurguluyor. Dijital hijyen uygulamalarını güçlendirmek ve güvenilir güvenlik çözümleri kullanmak, bu riskleri azaltmak için kritik öneme sahip.
UCL Bilgisayar Bilimleri Bölümü'nden Doç. Dr. Leonie Maria Tanczer, bu bulguların, teknoloji aracılığıyla gerçekleştirilen istismarın anonim olmaktan ziyade yakın ilişkilerde ortaya çıktığı yönündeki yaygın varsayıma meydan okuduğunu ekliyor.
Koalisyon Against Stalkerware'in kurucu üyeleri arasında yer alan Kaspersky, siber takip yazılımlarına ve aile içi şiddete karşı mücadelede aktif rol oynuyor ve mağdurlara yönelik erken önlem alma, dijital alanları güvenceye alma, güvenilir araçlar kullanma ve destek isteme gibi öneriler sunuyor.