Kandıra’ya Sevk Edilen Avukat Pehlivan’dan İlk Mesaj: "Bu Rutin Değil, Eziyettir"
Ekrem İmamoğlu'nun avukatı, müvekkilinin nakledilmesinin savunma hakkını engellediğini belirterek, bu süreci rutin değil "zulüm" olarak niteledi.
Atlas Newsdesk ·

Mehmet Pehlivan, Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne gece sevkine itiraz ederek savunma hakkının zorlandığını savundu.
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu avukatı olan Pehlivan, açıklamasında 2 Ekim gecesi Çorlu Karatepe Kuyu Tipi Cezaevi’nden Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne götürüldüğünü belirtti. Nakil işlemi için kendisine makul, hukuki ve somut gerekçe sunulmadığını; yalnızca işlemin “rutin bir uygulama” diye açıklandığını ileri sürdü.
Gece sevki Kandıra’ya uzandı
Pehlivan, sevkin gece yarısı başlatıldığını ve eşyalarını kısa sürede toplamasının istendiğini söyledi. Bu zamanlamanın olağan idari işlem olarak sunulmasına karşı çıkarak “Bu eziyettir, zulümdür” ifadesini kullandı.
Nakil, cezaevleri arasındaki mesafenin yanı sıra Pehlivan’ın dava hazırlığına ilişkin itirazı nedeniyle önem taşıyor. Avukat, başka bir şehirdeki cezaevine gönderilmesinin savunma faaliyetlerini fiilen zorlaştırdığını savundu.
Dört günlük duruşma temposu
Açıklamadaki en somut itiraz, haftanın dört günü devam ettiği belirtilen duruşma takvimine bağlandı. Pehlivan’a göre işlem, bu yoğun takvimin ortasında yapıldığı için dosya takibi ve savunma hazırlığı üzerinde doğrudan sonuç doğurdu.
Pehlivan’ın konumu dosyayı daha hassas hale getiriyor. Kendisi, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun avukatı olarak biliniyor ve aynı zamanda cezaevinde tutuluyor.
Açıklamada aile görüşü de ayrı bir başlık olarak öne çıktı. Pehlivan, sevk gerçekleşmemiş olsaydı ayda yalnızca bir kez yapılabildiğini belirttiği açık görüşte kızını göreceğini söyledi.
Açık görüş iddiası büyüdü
Pehlivan, gece sevkinin açık görüş öncesine denk gelmesini kişisel bir cezalandırma olarak yorumladı. Açıklamasında “Vurduğunuz yer acıdı” sözleriyle kararın aile bağı üzerindeki etkisini vurguladı.
Bu ifade, nakil tartışmasını yalnızca cezaevi idaresi işlemi olmaktan çıkarıp tutukluların yakınlarıyla görüşme hakkı etrafında genişletti. Pehlivan’ın anlatımında idari gerekçe ile kişisel sonuç arasındaki ayrım, dosyanın temel gerilim noktası haline geldi.
Yazılı gerekçe düğümü
Pehlivan’ın açıklamasına göre idarenin gerekçesi “rutin bir uygulama” ifadesiyle sınırlı kaldı. Başlıca açık nokta, naklin hangi yazılı idari karara dayandığı ve duruşma düzenine nasıl uyarlanacağı.
Hukuki tartışmanın merkezi savunma hakkına erişim olacak. Pehlivan’ın duruşmalara katılımı, avukatlarıyla teması veya dosyaya hazırlanması aksarsa, etki yalnızca kendisiyle sınırlı kalmayıp İmamoğlu dosyasındaki savunma organizasyonuna da yansıyabilir.
Eğer nakle ilişkin gerekçe yazılı biçimde ortaya konur ve duruşmalara erişim aksatılmazsa, tartışmanın odağı idari takdirin sınırlarında kalır. Eğer Pehlivan’ın savunduğu gibi savunma hazırlığı veya aile görüşü fiilen engellenirse, dosya cezaevi uygulamalarının yargılama hakkına etkisi üzerinden büyüyebilir.