Sanayi Payı Geriledi: GSYH'de Yüzde 15,4
Türkiye'de sanayinin GSYH payı yüzde 15,4'e geriledi. İTO Başkanı, payın artırılması gerektiğini belirtti.
Cuneyd Erdogan ·

Türkiye'de imalat sanayinin gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı, 2025 yılı itibarıyla yüzde 15,4 seviyesine geriledi. Bu düşüş, 2021'deki yüzde 22'nin üzerindeki oranlara kıyasla önemli bir değişim gösteriyor. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, sanayinin GSYH'deki payının hızla yüzde 20'nin üzerine çıkarılması gerektiğini vurguladı. Bu durum, ülkenin ekonomik yapısındaki sektörel dağılımın ve büyüme dinamiklerinin yeniden değerlendirilmesi ihtiyacını ortaya koyuyor.
2025 yılında Türkiye ekonomisi genel olarak yüzde 3,6 büyüme kaydederken, sanayi sektörü bu dönemde yüzde 2,9 oranında bir büyüme sergiledi. Bu, sanayi sektörünün genel ekonomik büyümenin altında kaldığını gösteriyor. Cari fiyatlarla Türkiye ekonomisinin toplam büyüklüğü 63 trilyon liraya ulaşırken, sanayi sektörünün bu büyüklüğe katkısı 11,4 trilyon lira oldu. İmalat sanayinin katkısı ise 9,7 trilyon lira ile yüzde 15,4 olarak gerçekleşti.
Sanayi sektöründeki bu gerileme, rekabetçilik ve verimlilik konularını gündeme getiriyor. Avdagiç, sektörün uluslararası alanda rekabet gücünü koruması ve üretim verimliliğini artırması gerektiğini belirtti. Bu bağlamda, Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) için piyasa faizlerinin 10 puan altında finansman sağlanması ve reeskont kredilerinin artırılması gibi destekleyici önlemlerin önemi vurgulanıyor.
Bu tür finansman destekleri, işletmelerin yatırım yapma ve üretim kapasitelerini geliştirme imkanlarını artırabilir.
Ek olarak, Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan 100 milyar liralık finansman paketinin imalat sanayi işletmelerinin dönemsel ihtiyaçlarını karşılaması hedefleniyor. Bu paket, özellikle işletmelerin kısa vadeli likidite sorunlarını çözmeye ve üretim süreçlerini aksatmadan devam ettirmelerine yardımcı olabilir. Ancak, uzun vadede sanayinin GSYH içindeki payını artırmak için yapısal reformlara ve teknolojik dönüşüme odaklanılması gerektiği belirtiliyor.
Türkiye'nin sanayi politikalarının, küresel tedarik zincirlerindeki değişimlere ve dijitalleşme eğilimlerine uyum sağlayacak şekilde güncellenmesi önem taşıyor.
Sanayinin GSYH içindeki payının düşüşü, Türkiye ekonomisinin hizmetler sektörüne doğru kaydığını veya tarım sektörünün göreceli öneminin arttığını gösterebilir. Ancak, sürdürülebilir ve dengeli bir ekonomik büyüme için sanayinin güçlü bir şekilde varlığını sürdürmesi kritik önem taşıyor. Bu durum, özellikle istihdam yaratma, ihracat potansiyeli ve teknolojik gelişme açısından sanayinin rolünü daha da belirginleştiriyor.
Gelecekteki ekonomik stratejilerde, sanayinin rekabet gücünü artıracak ve katma değeri yüksek üretim modellerine geçişi teşvik edecek adımların atılması bekleniyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Sanayinin GSYH payındaki düşüş, Türkiye'nin ekonomik yapısında sektörel bir kaymaya işaret edebilir. Bu durum, ülkenin istihdam yapısını ve dış ticaret dengesini etkileyebilir. Hükümetin sanayiyi destekleyici politikaları, bu eğilimi tersine çevirme potansiyeli taşımaktadır.
Sektör Etkisi: İmalat sanayi sektöründe rekabetçilik ve verimlilik baskıları artabilir. KOBİ'lere yönelik finansman destekleri, sektördeki işletmelerin ayakta kalmasına ve yatırım yapmasına yardımcı olabilir. Ancak, uzun vadede yapısal dönüşüm ve teknolojik adaptasyon gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
Piyasa Etkisi: Sanayi sektöründeki büyüme yavaşlaması, borsadaki sanayi şirketlerinin performansını etkileyebilir. Finansman paketleri ve kredi destekleri, bankacılık sektörünün sanayiye olan kredi hacmini artırabilir. Bu durum, piyasalarda sektörel ayrışmalara yol açabilir.