İstanbul’da dere yatakları gerçeği: Alibey ve Ayamama Deresi
İstanbul’da bazı noktalarda metrekareye 274 kiloyu bulan rekor yağışlar sele, can kayıplarına ve büyük hasara yol açtı.

Selin ATEŞ
Sorunun kökeni, 1950'li yıllardan itibaren kentin vadi tabanlarını, su toplama havzalarını ve taşkın alanlarını koruyamayan plansız sanayileşme ile göç dalgasına dayanıyor. On yıllar boyunca imar afları ve denetimsizlikle dere güzergâhlarının yerleşime açılması, kronik taşkınların temel zeminini oluşturdu. Buna karşılık kentin sel geçmişinde simgeleşen Alibey Deresi yine taşarken, Ayamama Deresi yapılan temizlik, genişletme ve ıslah çalışmaları sayesinde taşmadı.
Her derenin iki yolu vardır: Biri suyun her gün aktığı dar kanal, diğeri ise büyük yağmurlarda suyun taştığı geniş vadi alanı. İstanbul hızla büyürken bu geniş taşkın alanların üzerlerine binalar, yollar yapıldı. Su kanalları betona gömülüp daraltılınca, rekor yağmurda gidecek yer bulamayan su sokaklara taştı.
Hasarın adresi yine eski dereler
Son yağmurda sular altında kalan Ayazağa, Cendere, Kâğıthane Sadabad Camii ve Alibeyköy’ün çevresi gibi yerlerin ortak bir noktası var: Hepsi eski bir derenin ya kenarında ya da doğrudan üzerinde yer alıyor. Haritalar ve incelemeler, İstanbul'da yerleşimin önemli bir kısmının eski dere yataklarında olduğunu açıkça gösteriyor.
İki dere, iki örnek: Alibey deresi taştı, Ayamama neden taşmadı?
İstanbul’un geçmişinde iki dere, yağmur yağdığında akla gelen ilk yerlerdi:
- Alibey Deresi: İstanbul’un taşkın kroniğinde Alibeyköy, 1990’lı yıllar boyunca her sert sağanakta adeta göle dönüyor; 1995 ve 1997 sellerinde yüzlerce konut ve iş yerini balçığa gömüyordu. 1997 yılındaki kayıtlarda dönemin yerel yönetimince "35 yıllık birikim" olarak nitelendirilen ve aradan geçen sürede verilen taahhütlerle çözüleceği belirtilen bu sorun, bugün 70 yılı aşkın süredir kentin gündeminde kalmaya devam ediyor. Vadi tabanındaki gecekonduların kaldırılacağı ve kolektörlerle taşkının önüne geçileceği yönündeki çeyrek asırlık vaatlere rağmen; son afet, havzadaki yoğun yapılaşma ve daralan akış kesitleri nedeniyle Alibey Deresi'nin yeniden taşarak sokakları su altında bırakmasını engelleyemedi. Yetmiş yılı deviren bu ihmal döngüsü, bölgenin kronik sel kaderinin henüz aşılamadığını bir kez daha gösterdi.
- Ayamama Deresi: 1995'te sanayi tesislerini basan, 9 Eylül 2009'da ise Basın Ekspres güzergâhında 31 can alarak Türkiye'nin en acı sel felaketlerinden birine yol açan Ayamama Deresi'nde bu kez tablo farklıydı. Son rekor yağışlarda debi kritik eşiğe ve taşma sınırına kadar dayansa da dere bu defa çevreye yayılmadı. 2009 sonrasındaki altyapı adımlarının ardından, özellikle İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu döneminde hayata geçirilen "Ayamama Yaşam Vadisi" projesiyle dere kesitinin yer yer onlarca metre genişletilmesi, köprü ve menfez altlarının büyütülmesi ve derenin etrafının yapılaşmadan arındırılarak geniş yeşil koridorlarla donatılması belirleyici oldu. Dereye doğal ve rahat bir akış alanı bırakılması, Marmara Denizi’ne suyun güvenli tahliyesini sağlayarak olası bir felaketin önüne geçti.
Ayamama Deresi, doğru mühendislik yapıldığında ve dereye nefes alacak alan bırakıldığında selin engellenebileceğini gösterdi. Alibey Deresi gibi ıslahı tamamlanmamış yerler ise sel tehlikesini yaşamaya devam etti.
1997'den bugüne aynı soru: "Siz ne yaptınız?"
1997 yılındaki 32. Gün yayınında, dönemin İBB Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile dönemin Çevre Bakanı İmren Aykut arasında yaşanan sert diyalog, yerel yönetim ile merkezi hükümet arasındaki yetki sınırlarını tartışmaya açmıştı. Yayına bağlanan Bakan Aykut'a tepki gösteren Erdoğan, "Acaba Çevre Bakanı olarak Sayın İmren Hanım şu ana kadar İstanbul'da ne yaptılar? Ben bunu beklerim" diyerek bakanlığın afet öncesinde dereler ve altyapı konusunda somut adım atmadığını savunmuştu.
Aradan geçen yaklaşık 30 yılın ardından, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın İstanbul'un derelerine yaklaşımı bir kez daha gündeme geldi. İstanbul'daki dere ıslahları ve taşkın kanalları yasal olarak İBB ve İSKİ sorumluluğunda bulunduğu için, Bakanlık daha önce Bozkurt ve Giresun gibi Karadeniz afetlerinde uyguladığı "dere yataklarını boşaltma ve rezerv konuta taşıma" modelini afet öncesinde İstanbul'un bu vadilerinde doğrudan uygulayamamıştı. Bakan Murat Kurum'un önceki döneminde ve seçim vaatlerinde dere ıslahlarının hızlandırılması ile taşkın koridorlarının açılması gündeme getirilse de fiili müdahale yine bir felaketin ardından geldi.
Afetin hemen sonrasında Ayazağa Dereboyu Caddesi'ne inen Bakan Murat Kurum, kapalı dere kesitleri ve çarpık yerleşim sorununa karşı İBB ve ilçe belediyesiyle koordinasyon sağlandığını açıkladı. 1997'deki polemik tablosunun aksine sahada uzlaşma mesajı veren Kurum, Cendere ve Ayazağa'daki yarım kalan ıslahların ortaklaşa tamamlanacağını, dere yatağındaki güvensiz binaların ise Kentsel Dönüşüm Ofisi ve "Yarısı Bizden" desteğiyle güvenli alanlara taşınacağını duyurdu.
Böylece çeyrek asır önce televizyon ekranlarında "Bakanlık ne yaptı?" sorusuyla tıkanan süreç, bu kez afetin ardından bakanlığın dönüşüm ve mühendislik süreçlerine doğrudan dahil olduğu bir krize müdahale tablosuna dönüştü.
30 yıldır değişmeyen tartışma: Fatura hep "geçmişe" kesiliyor
İstanbul’da ne zaman bir sel olsa siyasetçiler faturayı hep kendilerinden önceki 20-30 yıla kesiyor.
1997 yılında Alibeyköy’ü su bastığında, dönemin İBB Başkanı Recep Tayyip Erdoğan televizyonda şunları söylemişti:
"Bize kalkıp da bizden önceki yılların hesabını kimse soramaz. Burada yapılan yerler bugünün evleri değildir, benim dönemimde gecekondu yapılmadı."
Aradan yıllar geçti. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da Sarıyer’de katıldığı bir temel atma töreninde dere yataklarındaki yapılaşmayı benzer sözlerle eleştirdi:
"Şu anda İstanbul’un derelerine şehir kuranlar, koca binaları yapanlar, Ayamama Deresi’nin kıyısına devlet eliyle lüks konut yapanlar sorunlar doğurdu. Bunların büyük kısmı ne yazık ki son 20-30 yılın eseri. Çok eskiye gitmeden bu dönem içinde bunun yapıldığını görebiliriz. Günün sonunda bazen bu yapılan hatalara, inanın altını çizerek söylüyorum, ‘ihanet’ diyebiliriz buna. Bu yapılan ihanet. Kimi zaman can almış, kimi zaman insanları zor durumda bırakmış."
Ayamama tecrübesi gösteriyor ki sel kader değil. Rekor yağmurlar yağsa bile, derenin önüne bina dikmek yerine suyun doğal akış yolunu açık bırakmak felaketi durdurmanın tek kesin yolu olarak duruyor.
More stories
Son haberler
- Kamuda mesai saatleri değişiyor mu? Memurlar için yeni çalışma saati teklifi
- Fransa'da 2.000 gözaltı sonrası seçim gerilimi tırmanışa geçti
- Podyumda Kylie Jenner sürprizi: 8 yıl sonra dönen Fantasy Bra ile rekor kırdı
- Yunanistan AB dışı yatırımcılara yüzde 15 konut vergisi planlıyor
- Papa Leo XIV lob ameliyatı sonrası akciğer kanseri teşhisi aldı
- Doğu Akdeniz ve Ege'de kararlılık mesajı: Atina ve Rum yönetimine net sınır çizildi
- Arnavutluk'taki protestoların altıncı gününde 272 kişi yaralandı
- Fransa'da şiddet dalgasına Macron'dan tepki: Yağmacılara yargı önünde hesap sorulacak

