İsrail açıkladı: Suriye'deki havalimanı saldırısı, Türkiye'ye karşı düzenlendi
İsrail, Suriye’nin İdlib ilindeki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’nı sekiz kez vurdu. Tel Aviv yönetimi saldırıya gerekçe olarak Türkiye’nin üsse asker…
Atlas Newsdesk ·
İsrail saldırısı, Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na sekiz vuruşla yöneldi; açıklamalar Türkiye ve Suriye hattında gerilimi artırdı.
İsrail Başbakanlık Ofisi, İdlib ilindeki üsse yönelik saldırıyı doğrularken gerekçe olarak Türkiye’nin Halep yakınlarında askeri konuşlanmaya hazırlandığı iddiasını öne sürdü. Ankara’dan bir yetkili ise böyle bir plan bulunmadığını belirterek İsrail’in komşu ülkelerdeki saldırılarına gerekçe ürettiğini savundu.
Ebu Zuhur’a sekiz saldırı
Suriyeli bir yetkiliye göre İsrail savaş uçakları Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na sekiz saldırı düzenledi. Aynı yetkili, pistin ve hangarda atıl durumdaki bir yapının hedef alındığını, saldırıda yaralanan olmadığını bildirdi.
İsrail tarafı, saldırıyı Suriye ile güvenlik konularında mevcut durumun korunmasına ilişkin bir mutabakat bulunduğu iddiasıyla ilişkilendirdi. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ofisi, Suriye’nin Türk askerlerinin Halep yakınlarındaki bir hava üssüne yerleşmesine izin vererek bu düzeni bozmanın eşiğine geldiğini savundu.
Açıklamada İsrail’in, böyle bir konuşlanmayı kendi güvenliği açısından tehdit saydığı ve Suriye’yi bu konuda birçok kez uyardığı belirtildi. İsrail Başbakanlık Ofisi, Suriye’nin bu uyarıları dikkate almadığını öne sürerek mevcut statükoya dönülmesini memnuniyetle karşılayacağını bildirdi.
Ankara konuşlanma iddiasını reddetti
Türk tarafı, İsrail’in saldırıya dayanak yaptığı askeri konuşlanma iddiasını kabul etmedi. Bir Türk yetkili, Ankara’nın söz konusu havaalanında askeri varlık oluşturmayı planlamadığını söyledi.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı da saldırıları kınayarak İsrail’in Suriye’nin altyapısını ve askeri kapasitesini hedef aldığını belirtti. Bakanlık açıklamasında, saldırıların Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğini ihlal ettiği ifade edildi.
Ankara, uluslararası hukuku ihlal ettiğini söylediği eylemler karşısında hesap verebilirlik sağlanması için daha kararlı bir tutum çağrısı yaptı. Bu açıklama, Türkiye’nin dosyayı yalnızca ikili güvenlik tartışması olarak değil, Suriye’nin egemenliği ve bölgesel düzen başlığı altında gördüğünü gösterdi.
Şam’dan BMGK çağrısı
Suriye Dışişleri Bakanlığı, saldırıları gerekçesiz bir eylem ve bölgenin güvenlik ortamını tehdit eden tehlikeli bir tırmanış olarak nitelendirdi. Şam yönetimi, İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarının 8 Aralık 2024’ten bu yana sürdüğünü açıkladı.
Bakanlık, Suriye hükümetinin itidal politikası izlediğini, istikrarı güçlendirmeye ve gerilimi önlemeye çalıştığını savundu. Açıklamada İsrail’in saldırılarının bu çabaları zayıflattığı ve bölgeyi daha fazla istikrarsızlığa taşıdığı ileri sürüldü.
Şam, saldırılardan İsrail’i sorumlu tuttuğunu belirterek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne açık kınama çağrısında bulundu. Suriye Dışişleri Bakanlığı, ülkenin ulusal haklarını ve çıkarlarını meşru yollarla savunmayı sürdüreceğini bildirdi.
ABD elçisinden gerilim uyarısı
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Başkan Donald Trump’ın Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack da saldırılara tepki gösterdi. Barrack, Ebu Duhur Hava Üssü’ne yönelik doğrulanan İsrail hava saldırılarından derin kaygı duyduklarını söyledi.
Barrack, saldırıların bölgesel istikrara katkı sağlamayan gereksiz bir tırmanma oluşturduğunu belirtti. Washington’dan gelen bu açıklama, İsrail’in güvenlik gerekçesiyle savunduğu hamlenin müttefikleri arasında da tartışma yarattığını gösteren diplomatik bir işaret niteliği taşıyor.
Bundan sonraki süreç, üç koşula bağlı görünüyor: İsrail’in yeni saldırı düzenleyip düzenlememesi, Türkiye’nin askeri konuşlanma iddiasına karşı diplomatik yanıtını nasıl sürdüreceği ve Suriye’nin BMGK hattında destek bulup bulamayacağı. Saldırıların durması halinde gerilim diplomatik kanallarda sınırlanabilir; yeni vuruşlar ise Suriye sahasında Türkiye, İsrail ve ABD arasındaki güvenlik hesaplarını daha karmaşık hale getirebilir.