Finans uzmanı İslam Memiş, 2026 sonuna kadar ons altının 6.000 dolara ulaşabileceğini öngörerek, yıl boyunca piyasalarda yüksek volatilite beklentisini koruyor.
Yükseliş beklentisi; artan fiziki talep, kalıcı enflasyon, jeopolitik riskler ve Dolar Endeksi'nin gerileme potansiyeli gibi temel faktörlere dayanıyor.
Kısa vadeli fiyat düşüşleri, ana yükseliş trendini değiştirmeyen manipülatif hareketler olarak görülüyor ve yatırımcılar için bir alım fırsatı olarak değerlendiriliyor.

Atlas AI
Finans uzmanı İslam Memiş, 2026 boyunca piyasalarda dalgalanmanın yüksek kalacağını ve ons altının yıl sonuna doğru 5.880–6.000 dolar bandını test edebileceğini öne sürdü. Değerlendirme, yılın ilk çeyreğinde farklı yatırım araçlarında görülen sert fiyat hareketlerinin yıl geneline yayılacağı varsayımına dayanıyor. Bu çerçevede Memiş, kısa vadeli geri çekilmeleri ana trendi bozan bir sinyalden çok, oynaklığın doğal sonucu olarak okuyor.
Memiş’in senaryosunda jeopolitik başlıklar, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik açıklamaları gibi gelişmeler, altın ve gümüşte kısa süreli satışları tetikleyebiliyor. Memiş bu tür hareketleri “manipülasyon fiyatlaması” olarak nitelendiriyor ve kalıcı bir yön değişimi olarak görmüyor.
Bu yaklaşım, jeopolitik haber akışının fiyatları hızla oynattığı dönemlerde risk yönetimi ihtiyacını artırıyor; çünkü aynı haber akışı hem güvenli liman talebini büyütebiliyor hem de kısa vadeli kâr realizasyonlarını hızlandırabiliyor.
Orta Doğu'daki Jeopolitik İstikrarsızlık Küresel Enerji Tedarikini ve Ekonomik İstikrarı Tehdit Ediyor
Orta Doğu'da, özellikle İran ve Hürmüz Boğazı'nı içeren artan çatışma, enerji altyapısında önemli hasara yol açtı ve küresel petrol ve gaz tedarikinde uzun süreli aksaklıklar korkularını artırdı. Bu jeopolitik istikrarsızlık, uluslararası enerji piyasalarını doğrudan etkiliyor, fiyatları yukarı çekiyor ve dünya çapında enflasyonist baskılar yaratarak merkez bankaları için para politikası kararlarını karmaşıklaştırıyor.
Öngörünün temel dayanaklarından biri, fiziki altın talebindeki artış. Memiş, Çin ve Hindistan başta olmak üzere bazı ülkelerde merkez bankaları ve bireysel yatırımcıların alımlarının arz-talep dengesini altın lehine çevirdiğini savunuyor. Bu vurgu, son yıllarda merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme eğilimi ve bazı piyasalarda fiziki talebin fiyat oluşumuna etkisi tartışmalarıyla birlikte okunuyor.
İkinci başlık, likidite ihtiyacı nedeniyle değerli metal satan merkez bankaları ve büyük yatırımcıların, nakit baskısı azaldığında yeniden alıma dönebileceği beklentisi. Memiş’e göre bu dönüş, piyasaya ek bir talep dalgası getirebilir. Bu mekanizma, finansal koşulların sıkılaştığı dönemlerde portföylerdeki nakit ihtiyacının artması ve sonrasında pozisyonların yeniden kurulması üzerinden çalışıyor.
Üçüncü unsur, petrol fiyatları üzerinden güçlenen stagflasyon ve enflasyonist baskılar. Memiş, savaş ve çatışma ortamı sona erse bile gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde enflasyonu kontrol altına almanın zor kalacağını düşünüyor. Bu görüş, altının enflasyona karşı korunma aracı olarak algılanmasıyla birleştiğinde, talep tarafında yapısal bir destek argümanı oluşturuyor.
Son olarak Memiş, Dolar Endeksi’ni (DXY) kritik gösterge olarak öne çıkarıyor. DXY’nin 100 seviyesinin üzerinde kalmasının ABD ekonomisinin çıkarlarına hizmet etmeyeceğini, olası bir gerilemenin dolar karşısındaki varlıklar gibi ons altını da destekleyebileceğini savunuyor. Bu çerçevede Memiş’in 2026 için çizdiği tablo, jeopolitik riskler, enflasyon dinamikleri, fiziki talep ve doların yönü gibi birden fazla kanalın aynı anda fiyatlamaya girdiği bir oynaklık rejimine işaret ediyor.
Bu değerlendirme bir piyasa tahmini niteliği taşıyor ve gerçekleşme olasılığı, küresel büyüme görünümü, para politikası patikası, enerji fiyatları ve jeopolitik risklerin seyrine bağlı olarak değişebilir. Kurumsal yatırımcılar açısından metindeki ana mesaj, kısa vadeli haber akışının yarattığı sert hareketlerin, orta-uzun vadeli beklentilerle aynı yönde ilerlemeyebileceği ve bu nedenle pozisyonlama ile risk limitlerinin daha sık gözden geçirilmesi gereği.
Ülke Etkisi: Türkiye’de altın fiyatı algısı, küresel ons fiyatı ve dolar kanalından iç piyasaya yansıyabilir. Oynaklık beklentisi, hanehalkı tasarruf tercihlerinde altın talebini ve buna bağlı ithalat/finansman tartışmalarını etkileyebilir.
Sektör Etkisi: Kuyumculuk, rafineri ve bankacılık tarafında altın ürünlerine talep, fiyat oynaklığıyla birlikte riskten korunma ve stok yönetimi ihtiyacını artırabilir. Fiziki talep vurgusu, tedarik zinciri ve primli piyasa dinamiklerini daha görünür hale getirebilir.
Piyasa Etkisi: Ons altın fiyatlaması, DXY ve enflasyon beklentileri üzerinden tahvil getirileri ve döviz piyasalarıyla birlikte hareket edebilir. Jeopolitik haber akışı, kısa vadeli volatiliteyi artırarak opsiyon fiyatlamaları ve teminat gereksinimleri kanalıyla piyasa likiditesini etkileyebilir.
İlgili Haberler

İngiltere'de Çocuklara Ağustos Boyunca Ücretsiz Otobüs
21 May, 04:00·yaklaşık 3 saat önce
TBMM’den Kapsamlı Vergi Paketi: Yabancı Sermaye ve Teknoloji Şirketlerine Yeni Teşvikler
21 May, 01:15·yaklaşık 5 saat önce