Atlas360
Ekonomi

ING, TCMB’den Ekim ve Aralıkta 200 baz puan indirim bekliyor

Eylül enflasyonundaki düşüş ve zayıf iç talep nedeniyle TCMB'nin yıl sonuna kadar toplam 200 baz puan faiz indirmesi bekleniyor.

Cuneyd Erdogan
ING, TCMB’den Ekim ve Aralıkta 200 baz puan indirim bekliyor

ING, TCMB’den Ekim ve Aralıkta toplam 200 baz puan indirim bekliyor; tahmin, enflasyondaki düşüş ve zayıf talep görünümüne dayanıyor. Kurumun değerlendirmesine göre faiz indirimlerinin iki toplantıda 100’er baz puanlık adımlarla yapılması bekleniyor. Beklenti, Eylül enflasyonunun yıllık bazda yüzde 31,5’ten yüzde 29,7’ye gerilemesinin ardından şekillendi. Para politikası açısından konu, TCMB’nin sıkı duruşunu korurken gevşeme alanını nasıl kullanacağına odaklanıyor.

ING değerlendirmesinde, Eylül ayında gıda ve ulaştırma kalemlerindeki görünümün enflasyonun piyasa tahminlerinin altında kalmasını desteklediğini belirtti. TCMB’nin yakından izlediği mevsimsellikten arındırılmış aylık enflasyonun yüzde 1,6’ya gerilemesi, kurumun faiz indirimi beklentisinde öne çıkan veri oldu. Bu oran, yıllık enflasyondaki düşüşle birlikte kısa vadeli fiyat baskılarının hızına ilişkin daha olumlu bir sinyal olarak okundu.

Enflasyon verisi indirim alanını açıyor

Faiz indirimi beklentisi, politika faizinin yönünden çok indirim hızının finansal koşullara etkisi açısından önem taşıyor. Bankalar, şirketler ve portföy yöneticileri için politika faizindeki her 100 baz puanlık değişim, TL kredi fiyatlaması, mevduat rekabeti ve kısa vadeli fonlama maliyetleri üzerinden bilançolara yansıyor.

Bu nedenle Ekim ve Aralık toplantılarında toplam 200 baz puanlık indirim senaryosu, reel sektörün finansman koşulları kadar bankacılık sektörünün net faiz marjı açısından da izlenecek.

İç talepteki zayıflama vurgusu, faiz patikasına ilişkin değerlendirmede ikinci dayanak olarak öne çıktı. Talep koşullarındaki yavaşlama sürerse, şirketlerin fiyatlama gücü ve stok yönetimi üzerindeki baskı enflasyon görünümünü destekleyebilir. Buna karşılık ücret, kur ve yönetilen fiyat ayarlamaları aylık enflasyonun yeniden hızlanmasına yol açarsa, TCMB’nin indirim alanı daha sınırlı kalabilir.

Bu çerçevede, enflasyon verisinin tek başına yeterli olmadığı bir politika seti izleniyor. TCMB’nin kararında fiyatlama davranışları, beklentiler, TL tasarruf eğilimi ve kur gelişmeleri birlikte önem taşıyor. ING’nin tahmini, bu göstergelerde belirgin bir bozulma olmadığı varsayımıyla iki ölçülü indirim adımına işaret ediyor.

Fon çıkışı mevduata yöneliyor

ING, askıya alınan fonlar hariç tutulduğunda Ağustos sonu ile 6 Ekim arasında TL cinsinden yatırım fonlarından net çıkışların 625 milyar TL’ye ulaştığını kaydetti. Kurum, aynı dönemde dövize bağlı fon varlıklarından çıkışların 2,2 milyar dolar olduğunu belirtti. Bu iki rakam, fon piyasasındaki yeniden konumlanmanın yalnızca TL varlıklarla sınırlı kalmadığını gösteriyor.

Buna karşın ING, TL mevduat ve repo bakiyelerindeki artışın dolarizasyonu sınırlı tuttuğunu ifade etti. Bu okuma, fonlardan çıkan paranın önemli bir bölümünün döviz yerine TL getiri araçlarına yöneldiği varsayımına dayanıyor. Bankalar açısından bu eğilim, mevduat maliyeti ve vade yapısının para politikası kararlarına nasıl tepki vereceğini daha önemli hale getiriyor.

Fon piyasasındaki hareket, portföy yönetimi sektörü için likidite ve ürün dağılımı açısından izlenecek bir başlık. TL fonlardan çıkışların sürmesi halinde, para piyasası fonları, mevduat ve repo ürünleri arasındaki rekabet artabilir. Çıkışların dengelenmesi halinde ise yatırımcıların faiz indirimi beklentisini daha sınırlı portföy değişimleriyle fiyatladığı görülebilir.

Kur riski politika patikasını belirler

Önümüzdeki dönemde ilk senaryo, enflasyonun aylık bazda düşük seyrini koruması ve TL mevduat talebinin güçlü kalması. Bu durumda 100’er baz puanlık iki indirim, küresel yatırımcı açısından Türkiye’de reel getiri görünümünü tamamen ortadan kaldırmadan finansal koşulları kademeli gevşetebilir; şirketler için kredi ve tahvil maliyetlerinde sınırlı rahatlama sağlayabilir; bankacılık ve portföy yönetimi sektörlerinde ürün fiyatlamasını yeniden şekillendirebilir.

İkinci senaryo, kur oynaklığının artması veya aylık enflasyonun yeniden hızlanması. Bu durumda TCMB indirim hızını azaltabilir ya da beklemeyi tercih edebilir; küresel portföy akımları daha temkinli kalır; şirketler için TL finansman maliyetlerindeki düşüş gecikir; bankalar ve fon yöneticileri daha yüksek mevduat rekabetiyle çalışmak zorunda kalabilir. İzlenecek ana veri, Ekim enflasyonu, TL mevduat eğilimi ve fon çıkışlarının döviz talebine dönüşüp dönüşmediği olacak.

More stories

Son haberler