İmamoğlu'nun diploma davası ertelendi: Erdoğan'a NATO tepkisi
İmamoğlu diploma davası beşinci duruşmanın ardından 25 Aralık’a ertelendi; savunmada NATO Zirvesi ve siyasi rekabet vurgusu öne çıktı.
Atlas Newsdesk ·

Ekrem İmamoğlu, “zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik” suçlamasıyla yargılandığı davada yeniden hakim karşısına çıktı. Yargılamada istenen cezanın üst sınırı 8 yıl 9 ay hapis olarak aktarılırken, mahkeme süreci tamamlamadı ve yeni duruşma günü verdi.
Davanın beşinci oturumu
Duruşmanın merkezinde diploma dosyasına ilişkin suçlama yer aldı. İmamoğlu, savunmasında yalnızca hukuki başlığa yanıt vermekle kalmadı; yargılamanın zamanlamasını da siyasi bir çerçeveye taşıdı.
Dosyanın beşinci kez duruşmaya konu olması, davanın kısa sürede sonuçlanmadığını gösteriyor. Mahkemenin 25 Aralık tarihini belirlemesiyle birlikte süreç, yıl sonuna doğru yeniden gündeme gelecek.
Yargılamada kullanılan suçlama, resmi belgeye ilişkin sahtecilik iddiasına dayanıyor.
NATO günü savunma
İmamoğlu savunmasında, Ankara’da başlayacağı belirtilen NATO Zirvesi’ne atıf yaptı. Bu atıf, davanın yalnızca adliye koridorlarıyla sınırlı kalmadığını, Türkiye’nin dış politika gündemiyle aynı güne denk gelen bir siyasi tartışmaya dönüştüğünü ortaya koydu.
İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı işaret ederek yargılamanın uluslararası görüntüsünü sorguladı. Savunmasındaki en sert bölüm, rakiplerine yönelik dava ve hapis tartışmalarını NATO ülkelerinin Ankara’da bulunduğu bir günle ilişkilendirdiği kısımdı.
"NATO ülkeleri Ankara'ya geldiği gün yargılanıyorum. Ne anlatacak bu ülkenin başındaki? 'Çok güçlüyüm' mü diyecek? 'Bak, rakibimi hapse attım. Bak, rakibime 20 tane de dava açtım.' Onlar da 'Yaşasın, ne büyük lider, dünya lideri!' mi diyecek?"
Bu sözler İmamoğlu’nun duruşmadaki savunmasında yer aldı.
Davanın siyasi boyutu, İmamoğlu’nun Türkiye’de muhalefetin en görünür isimlerinden biri olması nedeniyle daha geniş bir ilgi yaratıyor. Ancak dosyanın hukuki sonucu, savunmadaki siyasi değerlendirmeden ayrı olarak mahkeme süreci içinde şekillenecek.
25 Aralık takvimi
Mahkemenin duruşmayı 25 Aralık’a bırakması, taraflara yeni aşama için zaman tanıdı.
Birinci olasılıkta yargılama 25 Aralık’ta deliller, savunmalar ve usul başlıkları üzerinden sürerse, siyasi tartışma zamana yayılır. Bu durumda küresel ölçekte etki daha çok Türkiye’nin hukuk devleti algısı üzerinden okunur; İmamoğlu açısından dava takvimi siyasi gündemini sınırlamaya devam eder; yerel siyaset ise mahkeme tarihleriyle birlikte yeniden hareketlenir.
İkinci olasılıkta süreç hızlanır ve mahkeme dosyada daha belirleyici bir aşamaya geçerse, karar ihtimali siyasetin merkezine daha sert biçimde yerleşir. Böyle bir durumda Türkiye’nin dış temaslarında demokratik standartlar ve yargı bağımsızlığı başlıkları daha görünür olabilir; İmamoğlu için hukuki risk somutlaşır; muhalefet cephesinde adaylık, kampanya ve örgütlenme hesapları yeniden yapılır.
Üçüncü olasılıkta ertelemeler ve ara işlemler öne çıkarsa, belirsizlik ana faktör haline gelir. Bu senaryoda küresel piyasa ya da diplomasi etkisi doğrudan değil, siyasi istikrar algısı üzerinden dolaylı olur; İmamoğlu’nun savunma hattı süreklilik kazanır; sektör olarak siyaset, hukuki takvimle medya gündemi arasına sıkışır.
En açık belirsizlik, mahkemenin 25 Aralık’ta hangi yönde ilerleyeceği.