İBB Davası’nda kamera bantlama savunması: “Zaruri bir prosedürdü"
İBB davasının 67. duruşmasında savunmalar sürerken savcılık, Muzaffer Beyaz hakkındaki tutuklama ret kararına itiraz etti.
Atlas Newsdesk ·

İBB davası, 3’ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı dosyada 67. duruşmaya geçti; mahkeme savunmaları eylül sonuna kadar tamamlamayı hedefliyor.
414 sanıklı duruşma takvimi
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi, duruşmayı Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yaptı. Tutuklu sanıklar salona getirilirken, oturum sabah saatlerinden itibaren sanık beyanlarıyla devam etti.
Mahkeme başkanı, öğle arasından önce yaptığı açıklamada her gün yaklaşık 20 savunma alınmasının planlandığını bildirdi. Başkanın aktardığı takvime göre heyet, savunmaların bu bölümünü eylül ayının sonuna kadar bitirmeyi amaçlıyor.
Muzaffer Beyaz itirazı
Günün usule ilişkin başlığı, tutuksuz sanık Muzaffer Beyaz hakkındaki tutuklama talebiydi. Duruşma savcısı, önceki oturumda Beyaz’ın tutuklanmasını istemiş; mahkeme heyeti bu talebi oy çokluğuyla reddetmişti.
Savcı, ret kararının ardından itiraz dilekçesi verdi. Dilekçede Beyaz’a isnat edilen suçun niteliği, olası ceza miktarı, dosyadaki deliller ve soruşturma aşamasındaki ifadeler ile mahkemedeki beyanlar arasında bulunduğu ileri sürülen çelişkiler gerekçe gösterildi.
Beyaz dosyada hem şikayetçi hem de şüpheli sıfatıyla yer alıyor. Mahkemenin ret kararına karşı yapılan itirazın değerlendirilmek üzere İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesi bekleniyor.
Kamera bantlama savunmaları
Duruşmada Ekrem İmamoğlu’nun yakın koruma ekibinden Emin Türe ve İBB ulaştırma personeli Emre Manav, otellerdeki kameraların bantlanması iddiasıyla bağlantılı savunma yaptı. Türe, önceki ifadesini tekrar ederken, dosyada savunmasının ayrıntılarına ilişkin yeni bir bilgi aktarılmadı.
Manav, 8 Ekim 2024’te Le Meridien Otel’de yaşanan olay sırasında araçta beklediğini, Özgür Türkmen’in talebi üzerine kıyafetleri otele götürdüğünü anlattı. Manav, görev süresince herhangi bir suç örgütünün varlığına tanık olmadığını söyledi.
Manav’ın avukatı Cansu Keskin, müvekkilinin kamera görüntüsünü kapatan kişi olmadığını savundu. Keskin’e göre Manav’ın eylemi, Türkmen’in talebi üzerine peçete vermekle sınırlıydı ve dosyada jammer cihazı taşıdığına, kurduğuna veya kullandığına ilişkin somut tespit bulunmuyordu.
İBB protokol görevlisi Özgür Türkmen de aynı başlıkta savunma verdi. Türkmen, kamerayı kapatmasının kıyafet değişimi ve mahremiyet gerekçesine dayandığını belirterek, “Bana bu konuda bir talimat gelmedi, bu zaruri bir prosedürdür” dedi.
Kreş ve ruhsat iddiaları
Gül İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Metin Gül, dosyada hem müşteki hem de şüpheli sıfatıyla yer alan sanıklardan biri olarak önceki beyanlarını yineledi. Gül, Adem Soytekin ve Fatih Keleş’in Beylikdüzü’ndeki bir proje için iskan karşılığında para istediğini öne sürdü.
Mehmet Murat Çalık, Gül’ün kendisini Soytekin ve Keleş’e yönlendirdiği iddiasını reddetti. Fatih Keleş’in avukatı Baran Kaya’nın 2 milyon TL talep iddiasına ilişkin sorusu üzerine Gül, bu yönde bir talebin muhasebeden geldiğini ve daha sonra iptal edildiğini söyledi.
İnşaat şirketi hissedarı Erhan Ünal ise şirket içindeki yetkisinin sınırlı olduğunu savundu. Ünal, projede dört dairenin Hasan İmamoğlu’na ödeme alınmadan devredildiği iddiasına ilişkin bilgisinin ortaklarından duyduklarıyla sınırlı olduğunu belirtti.
İş insanı Nahit Kiler’in savunması, bağışlar ve Beylikdüzü’ndeki kreş başlığına odaklandı. Kiler, 2019’dan önce de belediyelere ve vakıflara bağış yaptıklarını, kreş maliyetinin Asoy İnşaat’a yönlendirildiğini anlattı.
İstanbul Senin veri iddiası
KOBİL Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Koyun, savunmasında Hüseyin Gün ile tanışmadığını ve 2019’da Gün ile şirketi arasında yapıldığı ileri sürülen işlemden haberdar olmadığını söyledi. Koyun, KOBİL’in İstanbul Senin uygulaması için kurulmadığını, şirketin 1990’da faaliyete geçtiğini belirtti.
Koyun, İBB ile ilk temasının 1994’te AKBİL projesiyle başladığını anlattı. Veri güvenliği alanında çalıştığını söyleyen Koyun, şirketinin İBB projesinde 10 milyon avronun üzerinde zarar ettiğini ve sekiz aydır yurt dışına çıkış yasağı altında bulunduğunu ifade etti.
İmamoğlu, İstanbul Senin uygulaması üzerinden kişisel verilerin ele geçirilip yurt dışına aktarıldığı iddiasını Koyun’a sordu. Koyun, bunun teknik olarak mümkün olmadığını savunurken, sistemde bir sızıntı olması halinde güvenlik mekanizmasının devreye gireceğini söyledi.
İBB eski Bilgi İşlem Daire Başkanı Erol Naim Özgüner de veri sızıntısı iddialarına ilişkin savunma yaptı. Özgüner, Hüseyin Gün ile arasında emir-talimat ilişkisi bulunmadığını savundu ve Google Tag Manager iddialarının bilirkişi incelemesiyle açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Mahkemenin önündeki yakın takvim, savunmaların düzenli şekilde tamamlanmasına bağlı olacak. Muzaffer Beyaz hakkındaki itirazın sonucu, dosyada tutukluluk dengesini etkileyebilecek ilk usul başlığı olarak izlenecek.