İBB davasında 75. gün: 13 sanığın tahliye talepleri alınıyor

İBB davasının ikinci duruşması Silivri’de devam ediyor. Ekrem İmamoğlu dahil 13 tutuklu sanığın tahliye taleplerine ilişkin beyanlar alınıyor.

Cansu Tetik ·

İBB davasında 75. gün: 13 sanığın tahliye talepleri alınıyor

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB davasının ikinci duruşmasına, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda devam ediliyor.

Davanın 75. gününde, İmamoğlu’nun yanı sıra tutuklu sanıklar İBB Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz, İBB İmar Müdürü Ramazan Gülten ve Medya AŞ Satın Alma ve İhale Müdürü Fatoş Ayık’ın da aralarında bulunduğu 13 kişinin tahliye talepleri alınacak. Taleplerin ardından mahkeme heyetinin kararını açıklaması bekleniyor.

Duruşmaya, tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı. Bir kısım tutuksuz sanık ve avukatları, gazeteciler, izleyiciler ile mahkeme heyeti salondaki yerlerini alarak duruşmaya başladı. Tutuklu sanıklar salona getirilirken izleyiciler alkışlarla "Türkiye sizinle gurur duyuyor" sloganı attı. İmamoğlu’nun salona girişi sırasında ise "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" şeklinde seslenildi.

Bu haftanın başından itibaren tutuklu 53 sanığın tahliye talepleri alınırken, davanın 75. gününde kalan 13 sanığın beyanlarına geçildi. Taleplerin ilk duruşmadaki liste sırasına göre alınması nedeniyle İmamoğlu’nun da bugün beyanda bulunması bekleniyor.

Duruşmada ilk olarak Medya AŞ Satın Alma ve İhale Müdürü Fatoş Ayık’ın beyanları alındı. Eski İBB Başkanı Kadir Topbaş döneminde belediyede çalışmaya başladığını belirten Ayık, “Medya AŞ’deki maaşım dışında tek bir kuruş uhdeme hiçbir zaman geçmemiştir. MASAK benim hakkımda bir rapor düzenlemedi. Hep anne babamla yaşadım. Bir evim, bir arabam yoktur. Banka kayıtlarım sanıyorum incelenmiştir. Şüpheli tek bir işlem yoktur. Çıkar amaçlı suç örgütü davasında tutukluyum ama benim uhdeme geçen hiçbir menfaatim yoktur. Dolayısıyla bir çıkarım da olmamıştır. Ben Kadir Topbaş döneminde işe başladım. Varlığından haberdar olmadığım bir örgüt yüzünden 1,5 yıldır çile çekiyorum" ifadelerini kullandı.

Kamu kurum ve kuruluşlarını zarara uğratmakla suçlandığını belirten Ayık, bunun aksine Medya AŞ’de hizmet alımlarında yüzde 40 kâr elde edildiğini savunarak tahliyesini istedi.

Ayık ve avukatının ardından tutuklu sanık Taner Çetin’in tutukluluk incelemesine ilişkin beyanlarına geçildi. Çetin’in yerine söz alan avukatı Pınar Çengel, müvekkilinin suçlandığı ihale yöntemlerinin 2019 öncesinde de aynı şekilde uygulandığını savundu.

Çengel, “Önceki dönemlerde aynı ihaleleri yapan insanların hepsi ödüllendirilmiş. Bazıları bugün bakanlık bünyesinde görev yapıyor” dedi.

Duruşma, sanıkların ve avukatlarının tahliye taleplerine ilişkin beyanlarının alınmasıyla devam ediyor.

Duruşma sırasında söz alan İBB İmar Müdürü Ramazan Gülten’in avukatı Enes Ermaner ise kendisi ve avukat Hüseyin Ersöz hakkında mahkeme heyetine yönelik hakaret iddiasıyla soruşturma başlatıldığını söyledi. Ermaner, yarın Çağlayan’da ifade vereceklerini bildirdi.

İPA Başkanı Buğra Gökce: Merhamet değil, adalet istiyorum

Taner Çetin'in avukatlarının tahliye taleplerinin ardından sanık kürsüsüne İPA Başkanı Buğra Gökce çıktı.

Gökce, belediye encümeninin aldığı kararlara imza atmasının suç olarak değerlendirilmesine tepki göstererek, "Belediye encümeninin aldığı kararlara imza atmak suç ise Çankaya'da, İzmir'de de binlerce yıl ceza alacak kadar suç işlemiş olabilirim. Bu suçu Türkiye'de işlememiş bürokrat yoktur. Hatta bazıları şu an bakanlıklarda çalışıyordur" dedi.

İmzaladığı belgelerin örgüt adına atıldığı yönündeki iddiaya da değinen Gökce, "Örgüt adına olması için menfaat sağlamam lazım. Kredi ile aldığım bir evim var, arabam yok. Cezaevinde yattığım sürede de maddi sıkıntı yaşıyorum ve bununla da onur duyuyorum" ifadelerini kullandı.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday olmak için İBB'deki görevinden istifa ettiğini hatırlatan Gökce, "Beni aday yapmadılar, ben nasıl örgüte hizmet etmiş olabilirim" diye konuştu.

Sanıklardan hiçbirinin kendisinden bahsetmediğini, mahkeme başkanı ve duruşma savcısının da kendisine soru yöneltmediğini belirten Gökce, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile arasındaki HTS ve baz kayıtlarına ilişkin, "İBB Başkanı ile telefonda konuşmayıp belediyede baz vermezsem nasıl çalışacağız" ifadelerini kullandı.

Gazeteci Kayhan Ayhan'ın aktardığına göre, kendisinden önce aynı görevi yapan isimlerin daha sonra Ulaştırma Bakanı ve İller Bankası Başkanı olduğunu söyleyerek, “Sizden merhamet istemiyorum, adalet istiyorum” diyen Gökce'nin beyanının devamı şu şekilde:

"Ben boğazından haram lokma geçmemiş, beytülmala el uzatmamış, şereflidir kamu görevlisi. Hiçbir suç işlemedim. Hayatımın bu zamanına kadar en ufak bir suça bulaşmadım, örnek bir yaşam sürdüm. Hayatımın 18 ayını da kürek mahkumu olarak geçiriyorum, böyle hissediyorum. Sizlere anlattım daha önce savunmamda yaşananları, acıları. Belki dinlediniz, belki dinlemediniz ama ben kayıt düştüm.

Ben 15 aydır, 15 ayı geçti cezaevindeyim ben. Buradan her gün gelmek zorunda olan eşime bakıyorum işini gücünü bırakıp. Ona mı yanayım? Buraya gelemeyen tekerlekli sandalyedeki anama mı yanayım? Sizlerden merhamet falan dilenmiyorum efendim. Hiç öyle bir talebim yok. Hastalıklarımı falan söyleyecek de değilim. Ağzımı açmak niyetinde değilim. Sağlıklıyım, turp gibi. Kronik hastalıklarım 20 senedir var, umurumda da değil. Ailem için istiyorum bunları. Sizden adalet istiyorum. Başka bir talebim yok. Başka bir talebim yok."

İBB İmar Müdürü Ramazan Gülten: Ben tutukluyken doğan kızımla yaşayabileceğim anların da eksilmemesini istiyorum

Buğra Gökce ve avukatının beyanlarının ardından kürsüye İBB İmar Müdürü Ramazan Gülten çıktı. Gülten, hakkında menfaat elde ettiğine dair somut bir delil ya da beyan olmadığını söyleyerek, “İmar planının onay etkisi idarede değil, belediye meclisindedir. Görev ve sorumluluğum olmayan bir yerden suçlanıyorum ve hakkımda beyan da yoktur. Sözde örgütsel hikeyarşi içerisinde sözde örgüt yöneticileri ile aramda tek bir iletişim kaydı dosyada bulunmamaktır” dedi.

Gazeteci Kayhan Ayhan'ın aktardığına göre Gülten, kendisi tutukluyken doğan kızıyla yaşayacağı anıların daha fazla eksiltilmemesini isteyerek, şunları söyledi:

"Sayın başkan, değerli heyet. Savunmamda, ben tutukluyken dünyaya gelen kızımdan bahsetmiştim. Onun birçok ilkini kaçırdığımı; hiç değilse ilk yaş gününü ve ilk adımlarını kaçırmak istemediğimi söylemiştim. Tutukluluğumun devamı nedeniyle onları da kaçırdım. Sevgili eşim, yokluğumu kızımıza hissettirmemeye çalışarak onu büyütürken, benim yerime onun ilklerine tanıklık etti. Sonra gördüklerini ve yaşadıklarını haftalık bir saatlik görüşlerimizde ve on dakikalık telefon konuşmalarımızda bana anlatarak beni kızımın hayatının içinde tutmaya ve babalığımı eksiltmemeye çalıştı. İlk adımlar ve ilk yaş günü geride kaldı. Biz de geride kalanları saymak yerine, birlikte atacağımız binlerce adımı düşünmeyi öğrendik. Bugün sizden geçmişte kaçırdığım anları geri vermenizi istemiyorum. Bunun mümkün olmadığını biliyorum. Ancak bundan sonra kızımla yaşayabileceğim anların da eksilmemesini istiyorum. Yargılamadan kaçmak gibi bir düşüncem yoktur. 20 yıllık meslek hayatım, 17 yıllık kamu hizmetim, ailem, yaşam düzenim ve bütün bağlarım buradadır. Savunmam alınmış, deliller dosyaya girmiş ve hakkımdaki iddialar ayrıntılı biçimde tartışılmıştır. Bu nedenle geldiğimiz aşamada tutukluluğun devamının gerekli ve ölçülü olmadığını düşünüyorum. Tahliyemi talep ediyorum."

Avukatlara soruşturma

Ramazan Gülten'in avukatı Enes Hikmet Ermaner, kendisi ve avukat Hüseyin Ersöz hakkında mahkeme heyetine yönelik hakaret iddiasıyla soruşturma başlatıldığını açıkladı. Ermaner, yarın Çağlayan'da ifade vereceklerini belirtirken, mahkeme başkanı konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

Ermaner, Aziz İhsan Aktaş davasında, müvekkili gibi komisyonda zorunlu olarak görev yapan üyelerin tamamının beraat ettiğini hatırlatarak, "Bu bizim söylemlerimizi açıkça doğrulamaktadır" dedi.

More stories