İBB Davası'nda savcılık yedi sanığın tahliyesini isteyerek, bazı tutuklulukların devamına gerek olmadığı yönünde sinyal verdi.
Mahkeme, Perşembe günü 107 tutuklu sanığın tamamının durumunu değerlendireceği kritik bir ara karar açıklayacak.
Ekrem İmamoğlu dahil üst düzey isimlerin yargılandığı dava, İstanbul yerel yönetimi ve Türkiye siyaseti için önemli sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyor.

Atlas AI
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik ve kamuoyunda “İBB davası” diye anılan yargılamada savcılık, tutuklu yedi sanık için tahliye istedi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Perşembe günü açıklaması beklenen ara kararı, dosyadaki tutukluluk rejimini yeniden şekillendirebilir ve 107 tutuklu sanığın tamamı için emsal niteliği taşıyabilir.
Duruşma, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda 14. gününe girdi. Mahkeme heyeti bu aşamada daha önce savunma yapmayan tutuklu sanıkların avukatlarını dinliyor. Avukatlar, tutukluluğun devamı için “kaçma şüphesi” ve “delil karartma” gibi gerekçelerin somutlaştırılmadığını savunarak tahliye talebini öne çıkarıyor.
Savcılığın tahliye istediği yedi isim şöyle açıklandı: CHP’li Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç AŞ çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Evren Şirolu, Ekrem İmamoğlu’nun özel kalem müdürü Kadriye Kasapoğlu, iş insanı Ali Üner, İETT özel halk otobüsü işletmecisi Ebubekir Akın ve İSPER personeli Davut Bildik. Savcılık mütalaası, davanın dördüncü haftasında tutukluluklar açısından ilk somut yön değişikliği sinyali olarak öne çıktı.
Duruşmaya, görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 107 tutuklu sanık katıldı. Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık da sanıklar arasında yer aldı. İzleyici bölümünde İmamoğlu’nun ailesi ve çok sayıda CHP’li isim duruşmayı takip etti.
Dosyada toplam 407 sanık yargılanıyor ve iddialar İBB yönetimine dönük suçlamaları kapsıyor. Sanıklar arasında İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu’nun kayınbiraderi Cevat Kaya gibi isimler de bulunuyor. Bu tablo, davanın yalnızca adli bir süreç olarak değil, yerel yönetim kapasitesi, kamu kaynaklarının yönetimi ve siyasi meşruiyet tartışmalarıyla birlikte izlendiğini gösteriyor.
Mahkemenin ara kararı, avukat beyanları tamamlandıktan sonra Perşembe günü saat 20.00 civarında bekleniyor. Karar, tahliye taleplerinin kabul edilip edilmeyeceğini ve tutuklulukların hangi gerekçelerle süreceğini netleştirecek. Sürecin yönetimi, belediye iştirakleri, toplu ulaşım işletmeciliği ve belediye personel yapısı gibi alanlarda kurumsal risk algısını da etkileyebilecek bir eşik olarak görülüyor.
Ülke Etkisi: Ara kararın tutukluluklara yaklaşımı, yargı sürecinin siyasi tartışmalara etkisini ve yerel yönetimlere dönük denetim algısını etkileyebilir. Büyükşehir yönetimine ilişkin iddiaların sürmesi, belediye-hükümet ilişkilerinde idari ve hukuki gerilim kanallarını açık tutabilir.
Sektör Etkisi: Belediye iştirakleri, toplu ulaşım işletmecileri ve belediyeye hizmet veren tedarikçiler, sözleşme süreçleri ve uyum kontrollerinde daha sıkı inceleme baskısı hissedebilir. Personel ve yönetici kadrolara dönük belirsizlik, operasyonel süreklilik ve karar alma hızını etkileyebilir.
Piyasa Etkisi: Siyasi ve hukuki belirsizlik algısı, yerel yönetimlerle iş yapan şirketlerde risk primi kanalıyla fiyatlamayı etkileyebilir. Kamu ihaleleri ve belediye finansmanı beklentileri, haber akışına duyarlı hale gelerek kısa vadeli oynaklık yaratabilir.


