Hürmüz Boğazı krizi petrol fiyatlarını yeniden zorluyor
Hürmüz Boğazı krizi, Trump’ın yeni abluka planıyla petrol fiyatlarını yükseltirken Körfez taşımacılığında riskleri artırdı.
Atlas Newsdesk ·

Hürmüz Boğazı krizi, Trump’ın İran limanlarına ikinci abluka planıyla petrol fiyatlarını ve Körfez taşımacılığını yeniden baskıladı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın daha fazla gemiyi hedef almaya başlamasının ardından pazartesi günü İran limanlarına yönelik deniz ablukasını tekrar devreye alacağını açıkladı. Karar, petrol ve doğal gaz akışının yoğunlaştığı Hürmüz Boğazı’nda güvenlik koşullarının taraflar arasındaki saldırılar sonrası bozulduğu bir döneme denk geldi.
Trump’ın ücret planı değişti
Trump ayrıca Hürmüz Boğazı’ndan geçen yüklerden yüzde yirmi ücret alınacağını duyurdu. Bir gün sonra ise ABD’ye yatırım yapan Basra Körfezi ülkeleri için bu ücretlerin farklı uygulamalarla değiştirileceğini söyledi.
Bu geri adım, deniz taşımacılığı şirketleri ve enerji alıcıları için karar alma sürecini daha karmaşık hale getiriyor. Ücretin kimlere, hangi yük türlerine ve hangi rotalara uygulanacağı netleşmeden tanker sigortası, navlun maliyeti ve teslimat takvimleri üzerindeki baskı azalmaz.
Petrol piyasası ilk tepkiyi fiyatlarla verdi. Uluslararası gösterge Brent petrolün varili çarşamba günü yaklaşık 87 dolardan işlem gördü ve yaklaşık bir ayın en yüksek seviyesine çıktı.
Rezerv tamponları zayıfladı
Bu kez piyasa koşulları ilk ablukadaki kadar rahat görünmüyor. Savaşın başlangıcından bu yana küresel arz baskısını hafifletmek için kullanılan ABD petrol rezervlerinin 1983’ten bu yana en düşük seviyeye indiği, ticari stokların da azaldığı aktarılıyor.
Eski ABD diplomatı ve Enerji Bakanlığı yetkilisi David L. Goldwyn, fiyatları sınırlayan desteklerin zayıfladığına dikkat çekti. Goldwyn, “Savaşın ilk üç-dört ayında petrol, doğal gaz, hatta bir ölçüde gübre ve helyum fiyatlarını sınırlayan tüm tampon mekanizmaları artık tüketmiş durumdayız” dedi.
Çin’in talep tarafındaki rolü de belirleyici. Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olan Çin’in ham petrol alımlarını azaltması fiyatların daha sert yükselmesini engelleyen unsurlardan biri oldu; salı günü açıklanan veriler bu eğilimin en azından haziran ayına kadar sürdüğünü gösterdi.
Ancak Çin’in aynı çizgide kalıp kalmayacağı bilinmiyor. Eğer Çin ithalatı yeniden artırırsa, arz riskiyle birleşen talep artışı Brent üzerindeki baskıyı büyütebilir; ithalat düşük kalırsa fiyat artışının hızı sınırlanabilir.
İran geliri yeniden hedefte
Hürmüz Boğazı, savaş öncesinde dünya petrol akışının yaklaşık beşte birinin geçtiği rota olarak enerji piyasasının en hassas noktalarından biri kabul ediliyordu. Bu nedenle gemilere dönük her tehdit yalnızca bölgesel güvenlik sorunu değil, küresel fiyatlama meselesi haline geliyor.
İran açısından ilk abluka ağır bir gelir kaybı yaratmıştı. Hürmüz üzerinden yapılan petrol ihracatının ülkenin toplam ihracatının yaklaşık yüzde seksen’ini oluşturduğu, ABD’nin günlük 1,5 milyon varilden fazla ihracatı engelleyerek Tahran’ın milyarlarca dolarlık gelirini kestiği aktarılıyor.
İlk abluka 13 Nisan’da uygulanmış, çatışmanın başlamasından sonra 100 dolar civarına çıkan petrol ay sonuna doğru 120 doların üzerine tırmanmıştı. Haziran ortasında ABD ile İran arasında kısa süreli mutabakat sağlandığında fiyat yaklaşık 80 dolar seviyesine geriledi.
Ablukanın kaldırılması İran’a geçici bir alan açtı. Rystad Energy verilerine göre İran, ilk ablukadan sonra yaklaşık 45 ila 50 milyon varil ham petrol ihraç etti ve bu satışlar devlet gelirlerine milyarlarca dolar katkı sağladı.
Brookings Institution kıdemli araştırmacısı Robin Brooks, İran’ın Hürmüz çevresinde boş tankerleri depolama amacıyla kullandığını belirtti. Brooks, “İlk abluka döneminde yapılan en büyük hata, boş İran tankerlerinin Körfez’e girişine izin verilmesiydi” dedi.
Körfez yeni rotalar arıyor
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt gibi üreticiler Hürmüz’e bağımlılığı azaltmak için boru hatlarını genişletmeye veya yeni hatlar kurmaya çalışıyor. Bu projeler pahalı olsa da deniz taşımacılığındaki güvenlik primini azaltmanın en somut yollarından biri olarak görülüyor.
Rystad Energy kıdemli başkan yardımcısı Jorge León, fiyatlamada kalıcı bir güvenlik payı beklediğini söyledi. León, “Bundan sonra petrol ve doğal gaz fiyatlarında jeopolitik risk primi kalıcı olacak” dedi.
Önümüzdeki tabloda üç koşul belirleyici olacak. Eğer abluka sıkı uygulanır ve İran tanker depolama avantajını kaybederse, küresel enflasyon baskısı artabilir, İran’ın döviz geliri daralabilir ve Körfez enerji taşımacılığı daha pahalı sigorta ile çalışır.
Eğer Washington ücret planını gevşetir ve Çin ithalatı düşük tutarsa, fiyat artışı sınırlanabilir; İran nefes alma alanı bulur, rafineriler de daha öngörülebilir tedarik maliyetleriyle çalışır. Eğer çatışma Hürmüz’de daha fazla gemiyi içine çekerse, küresel büyüme üzerinde enerji faturası kanalıyla baskı oluşur ve üreticiler alternatif hat yatırımlarını hızlandırır.