Heybeliada Sanatoryumu'nun Diyanet'e tahsisi, 2018'deki iptal edilen benzer bir kararın ardından tekrar gündeme geldi ve tamamlanmak üzere. Bu durum, tarihi ve doğal sit alanı olan arazinin geleceği hakkında ciddi tartışmaları beraberinde getiriyor.
Adalar Belediyesi ve sivil toplum kuruluşları, tahsisin teknik ve hukuki açıdan uygun olmadığını, arazinin sağlık amaçlı kullanılması gerektiğini savunarak karara itiraz ediyor. Bu muhalefet, tahsisin yasal süreçlerle karşılaşacağının sinyallerini veriyor.
Diyanet'in araziyi din görevlilerine eğitim amaçlı kullanma planı, sanatoryumun tarihi misyonu ve doğal sit alanı statüsüyle çelişiyor. Bu durum, kamu yararı ve kültürel mirasın korunması konularında önemli bir emsal teşkil edebilir.

Atlas AI
İstanbul’un Adalar ilçesindeki Heybeliada Sanatoryumu’nun Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis süreci yeniden başlatıldı ve yetkililere göre tamamlanmak üzere. Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 6 Mayıs tarihli toplantısında tahsis için olumlu görüş verdi. Adalar Belediyesi ise teknik ve planlama gerekçeleriyle karara karşı çıkıyor ve hukuki süreç hazırlıyor. 2018’de yapılan benzer tahsis, idare mahkemesinin 2022’deki iptal kararı sonrası geçersiz kalmıştı.
Adalar Belediyesi Başkan Yardımcısı Hüseyin Yılmaz’a göre kurulda olumlu görüş oy çokluğuyla çıktı ve “Devir süreci başlamış durumda. Yakında devredilir” değerlendirmesi yapıldı. Toplantıda belediye temsilcisi karşı oy kullandı. Belediyeye göre, kurulun daimi üyelerinin Kültür Bakanlığı tarafından atanması nedeniyle karar oy çokluğuyla alındı.
Belediye, Adalar ilçesinin imar planlarının henüz onaylanmadığını, planlarda hangi alanın ne işleve ayrılacağı belirlenmeden kamu arazisi devrinin teknik açıdan uygun olmadığını savunuyor. Yılmaz, imar planları netleşmeden atılacak adımlara karşı yargı yoluna gidileceğini belirtiyor. Belediye ayrıca, sanatoryumun pandemi gibi durumlarda ya da sağlık turizmi amaçlı yeniden sağlık alanında değerlendirilmesi için Sağlık Bakanlığına tahsis edilmesini talep ediyor.
Önceki tahsis ve iptal süreci
Sanatoryum arazisi 2018’de Milli Emlak Müdürlüğü tarafından Diyanet İşleri Başkanlığına tahsis edilmişti. Tahsisin amacı “din görevlilerine mesleki bilginin verilmesi, geliştirilmesi, Kuran eğitimi ve gençlik faaliyetlerinin karşılanması” olarak belirtilmişti.
Diyanet, pandeminin yaşandığı dönemde “Heybeliada’ya yeniden bir Pandemi Hastanesi inşası planlanması halinde, araziyi Başkanlığımız iade etmeye hazırdır” açıklamasını yaptı ancak böyle bir plan gündeme gelmedi ve devir süreci iptal kararının ardından yeniden başlatıldı.
İstanbul Tabip Odası, TMMOB Şehir Plancıları Odası, TMMOB Mimarlar Odası, İstanbul Barosu ve Türk Toraks Derneği, 2018’deki tahsise karşı ortak dava açmış; idare mahkemesi 2022 yılında kurum görüşlerinin eksikliği gerekçesiyle tahsisi iptal etmişti. Mevcut süreçte sivil toplum kuruluşları yeni karara karşı da hukuki girişim hazırlığında.
Koruma statüsü ve sağlık mirası niteliği
Heybeliada Sanatoryumu ve arazisi, Çamlimanı mevkisinde çam ormanları içinde yer alıyor; 1. derece doğal sit alanı ve 2. derece korunması gereken kültür varlığı statüsünde bulunuyor. Bu nedenle tahsis için ilgili kuruldan olumlu karar alınması gerekiyor. Sahanın ekolojik özellikleri ve tarihsel dokusu, kullanım biçimine dair tartışmaları güçlendiriyor.
Sanatoryum 1924 yılında verem hastalarının tedavisi için açıldı. Sağlık Bakanlığı bünyesinde hizmet veren kurum 2005 yılında kapatıldı; personel ve hastalar Süreyyapaşa Göğüs Kalp ve Damar Hastalıkları Hastanesine nakledildi. Bina ve çevresindeki yapıların uzun süredir atıl kaldığı belirtiliyor.
STK’ların itirazları ve beklenen dava
İstanbul Tabip Odası Başkanı Talat Kırış, tahsise Diyanet özelinde değil, hangi kuruma olursa olsun karşı çıktıklarını; yıllarca sağlık kurumu olarak hizmet veren alanın yine sağlıkla ilgili değerlendirilmesinin daha doğru olacağını söylüyor. Kırış, emekli hekimler için huzurevi önerilerini anımsatıyor ve konuyu kurullarında değerlendirip hukuki yollara başvuracaklarını belirtiyor.
Dünya Mirası Adalar Derneğinden Derya Tolgay, sanatoryum arazisinin temiz havası, nem dengesi ve oksijen yoğunluğu gibi özellikleriyle bilimsel kayıtlarda yer alan özel bir mikroklima taşıdığını ifade ediyor. Tolgay, alanı Türkiye ve dünya ölçeğinde bir “sağlık ve hafıza mirası” olarak gördüklerini; böylesi kamusal bir mirasın yalnızca belli bir kullanım alanına tahsis edilmesini doğru bulmadıklarını ve konuyu yargıya taşıyacaklarını söylüyor.
Önümüzdeki dönemde, kurul kararının ardından devir işlemlerinin hızlanıp hızlanmayacağı ve belediye ile meslek örgütlerinin açacağı davaların sürecin seyrini nasıl etkileyeceği izlenecek.


