Türkiye güneş enerjisi 26,9 GW’a çıktı
Türkiye güneş enerjisi 26,9 GW’a çıktı; artışın odağında lisanssız öz tüketim, depolama entegrasyonu ve yeni ihale takvimi var.
Ayla Demirhan ·

Türkiye, 2026’nın ilk yarısında güneş enerjisi kurulu gücünü 2,1 GW artırdı ve toplam kapasiteyi 26,9 GW seviyesine taşıdı. Haziran ayında güneşten elektrik üretiminin payı %16,5’e çıktı ve aylık bazda yeni bir zirve oluştu. Büyümenin ana kaynağı, şebekeye satıştan çok kendi tüketimini karşılamaya dönük lisanssız kurulumlar oldu.
Eklenen 2,1 GW’ın yaklaşık 1,8 GW’ı lisanssız öz tüketim projelerinden geldi. Lisanslı projelerde kurulum temposu beklenen seviyeye ulaşmadı. Bu tablo, sanayi ve ticari tüketicilerin çatı ve arazi tipi GES yatırımlarını hızlandırdığını; büyük ölçekli santrallerde ise izin, bağlantı ve finansman adımlarının takvimi belirlediğini gösteriyor.
Kurulumların ölçeği küçüldükçe proje sayısı hızla artıyor
Kurulumların ölçeği küçüldükçe proje sayısı hızla artıyor. Yıl başında 37.600 olan güneş santrali sayısı Haziran sonunda 41.000’in üzerine çıktı. Dağıtık üretim mimarisinin genişlemesi, iletim kayıplarını azaltma potansiyeli taşısa da dağıtım şebekesinde bağlantı kapasitesi planlamasını, sayaç/ölçüm altyapısını ve esneklik ihtiyacını daha kritik hale getiriyor.
Aynı dönemde enerji depolama tarafında da yeni bir aşamaya geçildi. 260 MW kapasiteli ilk depolama entegreli güneş santrali ticari faaliyete başladı. Haziran ayında enerji depolama sistemlerinin aylık şarj-deşarj hacmi yaklaşık 14 GWh seviyesine ulaştı; bu, gün içi üretim dalgalanmasını dengeleme ve pik saatlerde sistem işletimini destekleme kapasitesinin büyüdüğüne işaret ediyor.
Önümüzdeki dönemde lisanslı kapasite artışının yönünü ihale takvimi belirleyecek. Ekim ayında 900 MW güneş ve 1,5 GW rüzgar için yeni ihaleler planlanıyor. Piyasa, bu ihaleleri lisanslı projelerde daha öngörülebilir bir kapasite genişleme patikası oluşup oluşmayacağını görmek için izliyor.
Türkiye’nin 2035 hedefi toplam yenilenebilir kurulu gücü 120
Orta-uzun vadede hedef çerçevesi de yatırım kararlarında belirleyici kalıyor. Türkiye’nin 2035 hedefi toplam yenilenebilir kurulu gücü 120 GW’a çıkarmak. Bu hedefe yaklaşmak için yıllık 8 GW’ın üzerinde güneş ve rüzgar kapasitesinin devreye alınması gerektiği ifade ediliyor; bu da izin süreçleri, bağlantı planları, finansman erişimi ve şebeke yatırımlarının eş zamanlı ilerlemesini zorunlu kılıyor.
Kasım ayında Ankara’da düzenlenecek COP31 toplantısında hedeflerin yukarı yönlü revizyonunun gündeme gelebileceği belirtiliyor. Böyle bir tartışma, düzenleyici ajandada izin süreleri, bağlantı kapasitesi tahsisi ve piyasa tasarımı başlıklarının öne çıkmasına yol açabilir. Depolamanın ölçeklenmesi ise proje finansmanı ve gelir modeli kurgusunda yeni standartları hızlandırırken, elektrik piyasasında gün içi fiyat oynaklığı ve dengeleme maliyetleri üzerinden yeni iletim kanalları yaratabilir.
Ülke Etkisi: Güneş kapasitesindeki artış, elektrik arz kompozisyonunu değiştirerek bağlantı kapasitesi planlaması ve dengeleme ihtiyacını daha görünür hale getirebilir. Hedef revizyonu ve ihale takvimi, izin süreçleri ve piyasa tasarımı gibi düzenleyici başlıklarda ajandayı etkileyebilir.
Sektör Etkisi: Lisanssız öz tüketim ağırlığı, EPC ve ekipman talebini çok sayıda küçük-orta ölçekli projeye kaydırabilir. Lisanslı ihaleler, büyük ölçekli yatırım hattını yeniden hızlandırırsa tedarik zinciri ve finansman yapılandırmalarını farklılaştırabilir.
Piyasa Etkisi: Depolama entegrasyonu ve artan şarj-deşarj hacmi, gün içi fiyat oluşumu ve dengeleme piyasası maliyetleri üzerinden elektrik piyasası dinamiklerini etkileyebilir. İhale sonuçları ve hedef güncellemeleri, yenilenebilir varlıklara sermaye tahsisini ve uzun vadeli fiyat beklentilerini kanallar üzerinden yeniden şekillendirebilir.