FETÖ'nün Bylock'u gibi: Süleymancılar'ın telefonundan 'Blooper' çıktı
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Alihan Kuriş yönetimindeki yapının "Blooper" adlı gizli bir yazılım kullandığını ve büyük para hareketleri olduğunu açıkladı.
Atlas Newsdesk ·

Alihan Kuriş dosyasında Bakan Mustafa Çiftçi, 2016 sonrası para ve mal varlığı hareketleri ile Blooper adlı gizli yazılım iddiasını öne çıkardı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Süleymancılar cemaatinin lideri Alihan Kuriş’in tutuklandığı çıkar amaçlı suç örgütü operasyonuna ilişkin açıklamalarını Diyarbakır’da yaptı. Çiftçi’nin aktardığı bilgiler, dosyanın finansal hareketler ve kapalı iletişim kanalları üzerinden yürütülen boyutuna işaret etti.
Bakan, Kuriş’in 2016 yılında yapının başına geçtiğini söyledi ve bu tarihten sonra para trafiği ile mal varlığı hareketlerinde artış olduğunu savundu. Bu değerlendirme, soruşturmadaki iddiaların merkezinde liderlik değişimi sonrası oluşan mali kayıtların bulunduğunu gösteriyor.
Blooper iddiası dosyaya girdi
Çiftçi’nin açıklamasında en dikkat çeken başlıklardan biri Blooper adlı uygulama oldu. Bakan, örgütün üst yönetiminin bu yazılımı kullandığını ve sisteme üç kademeli doğrulama ile girilebildiğini ileri sürdü.
Çiftçi, bu anlatımı FETÖ mensuplarının geçmişte Bylock kullanımı üzerinden kurduğu karşılaştırmayla destekledi. Bakanın ifadesi, güvenlik birimlerinin kapalı iletişim uygulamalarını örgütlenme iddialarında delil başlıklarından biri olarak gördüğünü ortaya koydu.
Bu iddialar, henüz yargılama sürecinde mahkeme hükmüyle sonuçlanmış bulgular olarak sunulmadı. Dosyaya ilişkin kamuya yansıyan bilgiler, Bakan Çiftçi’nin açıklamalarına dayandığı için suçlamaların kapsamı ve delillerin niteliği yargı aşamasında netleşecek.
Diyarbakır ziyaretinde siyasi mesaj
Çiftçi, açıklamalarını Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile birlikte yaptığı Diyarbakır temasları sırasında dile getirdi. İki bakan, AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığı’nı ziyaret ederek parti yöneticileri ve partililerle bir araya geldi.
Basın açıklamasında konuşan Çiftçi, dosyayı yalnızca adli bir süreç olarak değil, siyasi tartışmalara konu olan cemaatler meselesi içinde de ele aldı. Bakan, AKP iktidarları döneminde hiçbir cemaat veya muhafazakâr kesime yönelik operasyon yapılmadığını söyledi.
Bu ifade, operasyonun hedefinin dini kimlik değil, suç örgütü iddiası olduğu yönündeki hükümet çizgisini yansıtıyor. Muhalefet, hukuk çevreleri veya soruşturma makamlarından aynı başlıklara ilişkin bağımsız ve ayrıntılı bir değerlendirme kaynak metinde yer almadı.
2016 sonrası mali hareketler
Çiftçi’nin 2016 vurgusu, soruşturmanın zaman çizelgesinde kritik bir eşik olarak öne çıktı. Bakanın anlatımına göre Kuriş’in liderliği üstlenmesinden sonra hem para hareketlerinde hem de mal varlığı işlemlerinde yoğunlaşma tespit edildi.
Bu tür dosyalarda mali kayıtlar, para transferleri, taşınmaz hareketleri ve şirket bağlantıları soruşturmanın yönünü belirleyebiliyor. Ancak kaynak metinde hangi hesaplar, hangi varlıklar veya hangi tutarlar üzerinden işlem yapıldığına dair doğrulanabilir rakam bulunmuyor.
Dosyanın bundan sonraki seyri, savcılık ve mahkeme aşamalarında ortaya konacak delillere bağlı olacak. İddialar iddianameye dönüşür ve mahkemece kabul görürse, dini cemaatlerin finansman ve kapalı iletişim kanalları üzerindeki denetim tartışması güçlenebilir.
İddiaların kapsamı daralırsa tartışma, operasyonun hukuki dayanakları ve hükümetin cemaatlerle ilişkisi üzerinde yoğunlaşabilir. Her iki durumda da dosya, Alihan Kuriş’in kişisel sorumluluğunun ötesinde, cemaat yapılanmaları, siyasi söylem ve güvenlik bürokrasisinin delil yaklaşımı açısından izlenecek bir sınav haline geliyor.