Erdoğan: "AB üyeliği artık önceliklerimiz arasında değil"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin AB üyeliği süreci başta olmak üzere Hürmüz Boğazı, Suriye, Gazze, Lübnan ve F-35 sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Atlas Newsdesk ·

Erdoğan: "AB üyeliği artık önceliklerimiz arasında değil"

AB üyeliği, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son röportajında Ankara’nın öncelikleri dışına itilmiş göründü. Erdoğan, “Kaybeden Avrupa olacak” dedi.

Erdoğan, Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi üyeliğe kabul etme konusunda istekli görünmediğini söyledi. Bu çerçeve, Ankara’nın üyelik dosyasını merkezden çıkarırken Avrupa ile ilişkilerin başka başlıklar üzerinden sürdürüleceğine işaret etti.

Açıklamalar, yalnızca AB süreciyle sınırlı kalmadı. Erdoğan, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan savunma anlaşmasına Mısır’ın da katılabileceğini belirtti; Hürmüz Boğazı, Suriye, Gazze, Lübnan ve F-35 sürecini de aynı röportajda ele aldı.

Ankara’nın AB dosyasında ton değişimi

Erdoğan’ın sözleri, Türkiye’nin Avrupa ile yürüttüğü üyelik dosyasında siyasi beklentinin düştüğünü gösteren açık bir işaret olarak öne çıktı. Cumhurbaşkanı, AB tarafında kabul yönünde bir isteklilik görmediğini belirterek sorumluluğu Avrupa’nın tercihine bağladı.

Bu dil, Ankara’nın Avrupa ile tüm kanalları kapattığı anlamına gelmiyor. Ancak üyelik hedefinin günlük diplomasi ajandasındaki ağırlığının azaldığını ve ilişkilerin güvenlik, ticaret, göç ve bölgesel krizler gibi dosyalar üzerinden yürüyebileceğini gösteriyor.

Avrupa açısından mesaj, Türkiye ile ilişkilerin üyelik müzakeresi merkezli bir çerçeveden daha dar ve dosya bazlı bir hatta kayabileceğini anlatıyor. Ankara açısından ise AB sürecinin ilerlememesi, alternatif diplomatik ortaklıkların daha görünür hale gelmesine alan açıyor.

Türkiye açısından mesajın iç politik boyutu da var. Erdoğan, AB’nin üyelik kapısını açık tutmadığını söyleyerek Ankara’nın yönünü yalnızca Brüksel’e göre belirlemeyeceği tezini güçlendirdi.

Savunma anlaşmasına Mısır ihtimali

Savunma başlığı röportajın ikinci ana ekseniydi. Erdoğan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında anılan savunma anlaşmasına Mısır’ın katılımının mümkün olabileceğini söyledi.

Bu ifade, Ankara’nın bölgesel güvenlik mimarisini daha geniş ortaklıklarla ele alma eğilimini yansıtıyor. Mısır’ın olası katılımı, anlaşmanın yalnızca üç ülke arasında kalmayabileceği ve Doğu Akdeniz, Körfez ve Güney Asya arasında daha geniş bir temas zemini arandığı anlamına gelir.

Savunma sanayisi açısından böyle bir hat, siyasi iradenin korunması halinde ortak tedarik, eğitim ve teknoloji işbirliği başlıklarını daha görünür kılabilir. Ancak Erdoğan’ın açıklamasında anlaşmanın kapsamı, bağlayıcılığı veya Mısır’ın hangi koşullarda dahil olabileceği konusunda ayrıntı yer almadı.

Bu nedenle açıklama, tamamlanmış bir katılım kararından çok açık bırakılmış diplomatik bir seçenek olarak okunmalı. Erdoğan’ın ifadesinde takvim, metin ayrıntısı veya Mısır tarafına atfedilmiş resmi bir pozisyon bulunmadı.

F-35 ve bölgesel dosyalar

Erdoğan röportajda Hürmüz Boğazı’na da değindi; bu başlık enerji akışları ve bölgesel gerilimler açısından Ankara’nın yakından izlediği dosyalar arasında bulunuyor. Suriye, Gazze ve Lübnan’a ilişkin değerlendirmeler ise Türkiye’nin yakın çevresindeki krizlerin dış politika gündemindeki ağırlığını koruduğunu gösterdi.

Bu dosyalar, Ankara’nın Avrupa ile mesafeli bir üyelik dili kullanırken Orta Doğu güvenliği ve savunma diplomasisini aynı anda yürüttüğünü gösteriyor. Bölgesel krizlerde atılacak adımlar, Türkiye’nin hem Batı başkentleriyle hem de bölge ülkeleriyle kurduğu temasların tonunu etkileyebilir.

F-35 süreci de görüşmede yer aldı. Erdoğan’ın bu dosyayı AB üyeliği ve bölgesel güvenlik başlıklarıyla birlikte anması, Ankara-Washington hattındaki savunma gündeminin Türkiye’nin genel dış politika hesaplarında ayrı bir yer tuttuğunu ortaya koydu.

Bundan sonraki süreçte ilişkilerin yönünü üç kanal belirleyecek: AB’nin Türkiye’ye üyelik konusunda vereceği siyasi sinyal, savunma anlaşmasının genişleyip genişlemeyeceği ve F-35 dosyasında somut temasların nasıl ilerleyeceği. Bu kanallardan herhangi birinde değişim yaşanması, Ankara’nın Avrupa, Orta Doğu ve ABD ile kurduğu dengeyi doğrudan etkileyebilir.

More stories