Konkordato Başvuruları 2.225’e Çıktı
Konkordato başvuruları 2.225’e çıktı; tekstil ve inşaat başı çekiyor, sanayi ve tarım-gıdada da yayılım görülüyor.
Cuneyd Erdogan ·

Türkiye’de şirketlerin konkordato başvuruları Nisan 2025–Mart 2026 döneminde 2.225’e ulaştı. Veriler, borç erteleme ve yeniden yapılandırma ihtiyacının tekil sektörlerle sınırlı kalmadığını, reel sektör geneline yayıldığını gösteriyor. Başvuruların yoğunlaştığı alanlar tekstil, inşaat ve çeşitli sanayi kolları oldu.
Tekstil sektörü 158 başvuruyla ilk sıraya yerleşti. Bu artışta ihracat pazarlarındaki daralma, üretim ve işletme maliyetlerindeki yükseliş ve kur baskısı öne çıktı. Tekstil, Türkiye’nin dış pazarlara bağımlı sektörlerinden biri olduğu için sipariş akışındaki zayıflama ve fiyat rekabeti, nakit akışını hızlı biçimde bozabiliyor.
İnşaat sektöründe son bir yılda 137 şirket konkordato talebinde bulundu. Konut kredisi maliyetlerinin yükselmesi ve hanehalkı için ev sahibi olmanın zorlaşması, konut talebini aşağı çekerek satış hızını yavaşlattı. Talep zayıflayınca stok devir süresi uzuyor, bu da müteahhitlerin ve tedarik zincirinin finansman ihtiyacını artırıyor.
Sanayi tarafında başvuruların dağılımı, sıkışmanın tek bir alt kola indirgenmediğini gösteriyor. Otomotiv yedek parçada 42, makine üretiminde 39, elektrik-elektronikte 38, plastik sanayinde 36 ve ana kimyada 36 konkordato başvurusu kayda geçti. Bu tablo, hem iç talep koşullarının hem de ihracat bağlantılı siparişlerin finansal dayanıklılık üzerinde belirleyici olduğunu düşündürüyor.
Tarım ve gıda sektörleri de maliyet ve finansman kanalıyla baskı altında kaldı. Tarımda 56, gıdada 53 başvuru gerçekleşti; metinde bu artışın girdi maliyetleri ve finansmana erişim sorunlarıyla ilişkili olduğu belirtiliyor. Bu iki sektör, fiyatlama davranışları ve tedarik sürekliliği nedeniyle geniş bir ekosistemi etkileyebiliyor.
Toptan-perakende ticaret, lojistik, sağlık ve turizm gibi diğer alanlarda da sınırlı ama yaygın bir artış gözlendi. Bu yayılım, şirketlerin nakit akışı yönetimi, kısa vadeli borç çevirme kapasitesi ve alacak-tahsilat döngüsünde daha fazla stres yaşadığını işaret ediyor. Konkordato, iflas yerine mahkeme gözetiminde yeniden yapılandırma imkânı sunduğu için, başvurulardaki artış aynı zamanda firmaların zaman kazanma ve borçlarını yeniden planlama arayışını yansıtıyor.
Bu görünüm, kredi koşulları ve talep dinamikleri üzerinden reel sektör risklerinin izlenmesini gerektiriyor. Sektörler arası bağlantılar nedeniyle bir alandaki ödeme güçlüğü, tedarikçi ve taşeron ağları üzerinden diğer alanlara taşınabiliyor. Bu nedenle konkordato eğilimi, yalnızca şirket bazlı değil, zincirleme riskler açısından da takip edilen bir gösterge haline geliyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Konkordato başvurularındaki artış, büyüme kompozisyonu ve istihdam üzerinde etkili olabilecek bir finansal stres göstergesi olarak izlenebilir. Süreçlerin yoğunlaşması, ticari alacakların tahsil süresini uzatarak nakit döngüsünü ve vergi tahsilatını dolaylı yoldan etkileyebilir.
Sektör Etkisi: Tekstil ve inşaatta artan başvurular, tedarik zincirlerinde ödeme vadelerini ve sözleşme koşullarını yeniden şekillendirebilir. Sanayi, tarım ve gıdada yayılım, girdi maliyetleri ve finansmana erişim kanalıyla daha geniş bir şirket kümesini etkileyebilir.
Piyasa Etkisi: Konkordato eğilimi, bankacılıkta kredi riski fiyatlaması ve karşılık politikaları üzerinden finansal koşulları etkileyebilir. Şirket tahvilleri, halka açık şirketlerin bilançoları ve tedarikçi ağlarındaki alacak riskleri, risk primi kanalıyla piyasa algısını değiştirebilir.