Dünyanın en riskli yatırım piyasaları açıklandı
NYU Stern School of Business Profesörü Aswath Damodaran’ın verilerine dayanan çalışmaya göre Belarus, Lübnan, Sudan ve Venezuela 2026’nın en riskli yatırım…
Atlas Newsdesk ·

Küresel yatırımcıların yakından takip ettiği ülke risk primi verileri, 2026 yılı itibarıyla yatırım risklerinin ülkeler arasında keskin şekilde ayrıştığını ortaya koydu. New York Üniversitesi Stern İşletme Okulu Profesörü Aswath Damodaran’ın hazırladığı çalışmaya göre, siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın yoğun olduğu ülkeler en yüksek risk grubunda yer alırken, gelişmiş ekonomiler düşük risk seviyelerini korudu.
Araştırmada, yatırımcıların ülkelerden talep ettiği ek getiri oranını gösteren hisse senedi risk primi esas alındı. Buna göre gelişmiş ülkelerde risk primi yüzde 4 ila 5 seviyelerinde kalırken, bazı kırılgan ekonomilerde bu oran yüzde 30’un üzerine çıktı.
En riskli ülkeler belli oldu
Çalışmaya göre Belarus, Lübnan, Sudan ve Venezuela dünyanın en riskli yatırım piyasaları olarak öne çıktı. Bu ülkelerde risk priminin yaklaşık yüzde 30,9 seviyesine ulaştığı belirtildi. Siyasi istikrarsızlık, ekonomik krizler, iç çatışmalar ve uluslararası yaptırımların bu tabloda belirleyici rol oynadığı ifade edildi.
En yüksek risk grubunun ardından Bolivya, Küba, Myanmar, Kuzey Kore, Sri Lanka, Suriye, Ukrayna ve Yemen gibi ülkeler de “çok yüksek risk” kategorisinde yer aldı.
Türkiye düşük risk bandında
Listede Türkiye’nin düşük risk bandındaki ülkeler arasında yer alması dikkat çekti. Türkiye ile birlikte Arnavutluk, Ermenistan, Jamaika, Ürdün, Kuzey Makedonya, Nepal ve Özbekistan da aynı kategoride sınıflandırıldı.
Araştırmada, yatırım risklerinin belirlenmesinde ülkelerin kredi notları, sermaye akışları ve yatırımcıların talep ettiği getiri farklarının dikkate alındığı belirtildi.
Yatırımcılar daha seçici davranıyor
Analize göre 2026 yılında 90 ülke düşük risk kategorisinde bulunurken, 57 ülke yüksek risk grubunda yer aldı. Uzmanlar, küresel sermayenin giderek daha seçici hale geldiğini ve yatırım kararlarında siyasi istikrar, kurumsal yapı ve ekonomik öngörülebilirliğin her zamankinden daha önemli olduğunu vurguluyor.
Küresel piyasalarda jeopolitik gerilimler ve ekonomik belirsizliklerin arttığı bir dönemde yayımlanan çalışma, yatırımcıların ülke bazlı risk değerlendirmelerine daha fazla önem verdiğini ortaya koydu.