Che Guevara'nın Ölümünün 59. Yılı: Haksızlığı Yüreğinizde Hissedin
Küba Devrimi’nin simge isimlerinden Ernesto “Che” Guevara, 9 Ekim 1967’de Bolivya’nın La Higuera köyünde öldürüldü.
Atlas Newsdesk ·

Che Guevara, Bolivya’da öldürülmesinin 59. yılında, Küba Devrimi’ndeki rolü ve Latin Amerika’ya uzanan siyasi yaşamıyla hatırlanıyor.
Arjantin’de başlayan yaşamı, Küba’da üstlendiği devlet görevlerinden Afrika’daki gerilla mücadelesine kadar farklı aşamalardan geçti. Guevara’nın bugün hatırlanan siyasi kimliği, yalnızca Küba’daki devrime katılımını değil, bu mücadeleyi ülke sınırlarının dışına taşıma girişimlerini de kapsıyor. Ölümünün ardından ise adı, sol hareketlerin uluslararası simgeleri arasında yer aldı.
Bolivya’da sona eren gerilla mücadelesi
Guevara, Bolivya’daki son çatışmasına 1967 yılının 8 Ekim günü Quebrada del Yuro’da girdi ve yaralı olarak ele geçirildi. Ardından La Higuera’ya nakledilerek bir köy okulunda tutuldu. Henüz 39 yaşındayken, ertesi gün bu binada öldürüldü.
Ölümünden sonra bedeni Vallegrande’de halka gösterildi; ancak gömüldüğü yer uzun yıllar açıklanmadı. Kalıntılarının bulunmasıyla sonuçlanan araştırma, Bolivyalı bir generalin 1995 yılında mezarın konumuna ilişkin yaptığı açıklamayı izledi. Guevara’nın ailesinin daha önce cenazeyi teslim alma yönündeki başvurusu sonuçsuz kalmıştı.
Guevara ile beraberindeki gerillalara ait olduğu belirtilen kalıntılar 1997’de ortaya çıkarıldı. Küba’ya taşınan kalıntılar, aynı yılın 17 Ekim günü Santa Clara’daki anıt mezara defnedildi. Böylece Bolivya’da öldürülmesi ile Küba’daki defin töreni arasında 30 yıl geçmiş oldu.
Rosario’dan Küba yönetimine uzanan yol
Ernesto Guevara de la Serna, 1928 yılının 14 Haziran günü Rosario’da doğdu. Tıp öğrenimi gördüğü dönemde Latin Amerika ülkelerini dolaştı; bu yolculuklarda yoksulluk ve toplumsal eşitsizlikle karşılaştı. Doktorluk eğitimi, sonraki yıllarda gerilla ve siyasetçi olarak tanınacak yaşamının ilk dönemini oluşturdu.
Guevara’nın Küba’daki mücadeleyle bağlantısı, 1955 yılında Meksika’da Fidel Castro ve çevresindeki devrimcilerle tanışmasıyla kuruldu. Daha sonra Fulgencio Batista yönetimine karşı yürütülen silahlı mücadelede yer aldı. Bu birliktelik, onu Arjantin dışında faaliyet gösteren bir devrimciden Küba’daki iktidar değişiminin önderlerinden birine taşıdı.
Küba’da devrim 1959’da başarıya ulaştıktan sonra Guevara’nın sorumlulukları değişti; silahlı mücadelenin ardından devlet yönetiminde görev aldı. Sanayi bakanı olarak çalıştı ve uluslararası toplantılarda Küba adına konuştu. Kariyerinin bu dönemi, gerilla faaliyetlerinden farklı olarak ekonomik yönetimi ve ülkenin dış temsilini içeriyordu.
Ancak Guevara bu görevlerde kalmadı; Küba’dan ayrılarak başka ülkelerdeki devrimci hareketlere katıldı. Kongo’daki faaliyetlerini Bolivya’daki gerilla mücadelesi izledi. Son çatışmasının yaşandığı Bolivya, Küba’da elde edilen başarıdan sonra mücadeleyi başka coğrafyalarda sürdürme çabasının son durağı oldu.
Konuşmaları, mektubu ve Korda’nın portresi
Guevara, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na Aralık 1964’te hitap ederken Latin Amerika’daki siyasal mücadeleleri toplumsal katılım üzerinden değerlendirdi. Siyasi örgütlerin ve aydınların desteğini gerekli görmekle birlikte, bunun yeterli olmadığını savundu. Asıl gücün işçilerle yerli toplulukların ve toprağı bulunmayan köylülerin ortak hareketinden doğacağını söyledi.
Çocuklarına yazdığı mektupta da bireyin toplum karşısındaki sorumluluğunu öne çıkardı. “Her birimiz, tek başına değersiziz” ifadesini kullanan Guevara, çocuklarına “Dünyanın her yerinde, herkese karşı yapılan her türden haksızlığı yüreğinizin derinliklerinde duyun” diye seslendi. Bu sözler, mektubundaki dayanışma vurgusunu taşıyordu.
Alberto Korda imzalı portre ise Guevara’nın siyasi mirasına görsel bir karşılık kazandırdı. Yaşamı Latin Amerika ile Afrika arasında geçen Guevara’nın görüntüsü, ölümünden sonra farklı ülkelerdeki sol ve devrimci hareketlerin kullandığı simgelerden biri oldu. Bugün adı; siyasi faaliyetleri, yazdıkları ve bu portreyle birlikte hatırlanıyor.