Afşin-Elbistan kömür santrali ÇED kararı yargıda

Afşin-Elbistan kömür santrali için ÇED olumlu kararı dört davayla yargıya taşındı; süreç enerji politikası ve COP31 gündemiyle izleniyor.

Cuneyd Erdogan ·

Afşin-Elbistan kömür santrali ÇED kararı yargıda

Kahramanmaraş’ın Afşin-Elbistan bölgesinde Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne planlanan yeni üniteler için verilen “ÇED olumlu” kararı, sivil toplum ve yerel aktörlerin açtığı davalarla yargıya taşındı. Çevre örgütleri, meslek odaları, ilçe belediyeleri ve vatandaşlar, kararın bilimsel veriler ve halk sağlığı açısından riskler taşıdığını savunuyor.

Süreç, projenin Türkiye’de gündemde kalan tek yeni kömürlü termik santral yatırımı olarak anılması nedeniyle enerji politikası ve iklim taahhütleri açısından yakından izleniyor.

Tepkiler 27 Nisan 2026’da santral sahası önünde yapılan basın açıklamasıyla görünür hale geldi. Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu üyesi Mehmet Dalkanat, kömür kullanımının temiz hava, sağlıklı çevre ve yaşam hakkı üzerinde baskı yarattığını söyledi. Dalkanat ayrıca kapalı madencilik alanlarında grizu patlamaları ve hastalıklar nedeniyle ölümler yaşandığını dile getirdi.

İtirazın merkezinde, yeni ünitelerin yaratacağı çevresel ve sosyal maliyetlerin ÇED sürecinde yeterince ele alınmadığı iddiası var. Platformlar, kömür temelli üretimin bölgesel ölçekte hava kalitesi, su kullanımı ve tarımsal faaliyetler üzerinde etkiler doğurabileceğini, bunun da yerel ekonomiyi ve toplumsal eşitsizlikleri etkileyebileceğini belirtiyor. Bu çerçevede proje için “derhal durdurma” çağrısı yapılıyor ve kömürden “adil ve acil çıkış” talebi yineleniyor.

Hukuki cephede, Afşin-Elbistan projesi için verilen ÇED olumlu kararına karşı dört ayrı dava açıldı. Davaların tarafları arasında meslek ve çevre örgütleri, ilçe belediyeleri ve vatandaşlar yer alıyor. Yargı süreci, ÇED kararının dayandığı teknik raporların, halkın katılımı mekanizmalarının ve sağlık-etki değerlendirmesi gibi başlıkların nasıl ele alındığına dair kurumsal denetim işlevi görebilir.

Dosyanın siyasi ve uluslararası boyutu da var. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacak olması, yeni kömür yatırımlarına ilişkin kararların iklim diplomasisi ve ülke kredibilitesiyle birlikte değerlendirilmesine yol açıyor. Bu nedenle Afşin-Elbistan’daki ÇED ve dava süreci, yalnızca yerel bir çevre ihtilafı değil; enerji arzı, yatırım iştahı, düzenleyici öngörülebilirlik ve iklim politikası uyumu başlıklarının kesiştiği bir test alanı olarak öne çıkıyor.

Olası Etkiler

Ülke Etkisi: ÇED kararının yargıya taşınması, Türkiye’de çevresel izin süreçlerinin öngörülebilirliği ve kamu katılımı tartışmalarını gündemde tutabilir. COP31 ev sahipliği bağlamında, yeni kömür yatırımlarına dair kararlar iklim politikası uyumu ve uluslararası görünürlük kanallarından izlenebilir.

Sektör Etkisi: Kömürlü üretim ve madencilikle bağlantılı projelerde izin, dava ve sosyal lisans riskleri daha belirgin hale gelebilir. Bu durum, proje takvimleri, finansman koşulları ve tedarik zinciri planlamasında hukuki belirsizlik kanalıyla etkiler yaratabilir.

Piyasa Etkisi: Dava süreçleri, proje gecikmesi veya revizyon ihtimali üzerinden sermaye harcaması planlarını ve nakit akışı varsayımlarını etkileyebilir. Enerji arz karması tartışması, elektrik fiyat beklentileri ve karbon politikası risk primi gibi kanallarla piyasa fiyatlamasına yansıyabilir.

More stories