Beyoğlu Belediyesi soruşturması tamamlandı; tutuklu başkan İnan Güney ve beş kişi için 35 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Savcılık, davanın İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun merkezinde olduğu ana yolsuzluk davasıyla birleştirilmesini talep etti.
İddianamede İmamoğlu'nun adı 63 kez geçerken, suçlamalar İBB davasından alınan ifadelere dayandırılıyor ve siyasi bir boyut taşıyor.

Atlas AI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Beyoğlu Belediyesi’ne dönük yolsuzluk soruşturmasında iddianameyi tamamladı ve dosyanın İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ana davasıyla birleştirilmesini istedi. Bu adım, ilçe belediyesi merkezli bir dosyayı, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da sanıklar arasında yer aldığı daha geniş kapsamlı yargı süreciyle aynı çerçeveye taşıma ihtimali doğurdu.
Birleştirme kararı çıkarsa, delil seti, tanık anlatımları ve suçlamaların kurgusu tek dosyada toplanacağı için hem yargılama takvimi hem de siyasi sorumluluk tartışmaları aynı zeminde ilerleyecek.
İddianamede altı şüpheli yer alıyor: Yaklaşık yedi aydır tutuklu bulunan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, Güney’in ablası Sabriye Akkaya, eniştesi İsmail Akkaya, şoförü Deniz Göleli ve koruması Veysel Eren Güven. Savcılık, her bir şüpheli için ayrı ayrı hapis cezası talep etti. Suçlamalar “Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme” ve “Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” başlıkları altında kuruldu.
Talep edilen cezanın üst sınırı 35 yıl olarak iddianamede yer aldı.
Dosyanın omurgasını, belirli şirketlere usulsüz ihaleler verildiği ve bu ihalelerden sağlanan haksız kazancın seçim kampanyalarında kullanıldığı iddiası oluşturuyor. İddianame, bu eylemlerin Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla yapıldığını ileri sürüyor. Bu çerçeve, soruşturmanın yalnızca belediye içi idari süreçlere değil, kamu kaynaklarının kullanımı ve seçim finansmanı iddialarına da uzandığını gösteriyor.
İddianamede İBB davasına yoğun referans var. Metinde “İmamoğlu suç örgütü” ifadesi giriş bölümünde geçiyor ve Ekrem İmamoğlu’nun adı iddianamede 63 kez yer alıyor. Savcılık, delil dayanağı olarak İBB davasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan iş insanı Murat Kapki’nin ifadelerini gösterdi; Kapki’nin önceki soruşturmada verdiği ifadelerin bu dosyada da aynı şekilde kullanılması, iki dosya arasındaki bağın savcılık tarafından kurumsal biçimde kurulduğuna işaret ediyor.
İddianameyi hazırlayan savcının, İBB iddianamesini de yazan ve sonrasında terfi alan Muhammed Bekir Albora olduğu bilgisi dosyada öne çıkan bir diğer unsur. Bundan sonraki kritik eşik, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin birleştirme talebine vereceği karar olacak. Mahkeme birleştirmeye giderse, yargılamanın kapsamı genişleyebilir; ayrı yürütürse, dosyalar arasında delil ve tanık geçişleri farklı usullerle tartışılabilir.
Her iki senaryoda da yerel yönetimlerde ihale süreçleri, iç kontrol mekanizmaları ve siyasi hesap verebilirlik başlıkları daha görünür hale gelebilir.
Ülke Etkisi: Birleştirme kararı, yerel yönetimlerde ihale ve seçim kampanyası finansmanı iddialarını aynı yargı dosyasında tartışmaya açarak siyasi gündemi ve kurumsal güven tartışmalarını etkileyebilir. Sürecin seyri, belediyelerde iç denetim ve kamu alımı uygulamalarına dönük düzenleyici ve idari refleksleri tetikleyebilir.
Sektör Etkisi: Kamu ihalelerine giren şirketler için uyum, üçüncü taraf risk yönetimi ve sözleşme denetimi maliyetleri artabilir. Belediyelerle çalışan tedarikçiler, ödeme takvimleri ve sözleşme devamlılığı açısından hukuki belirsizlik kanallarıyla karşılaşabilir.
Piyasa Etkisi: Siyasi ve hukuki belirsizlik algısı, yerel yönetimlerle bağlantılı altyapı, hizmet ve tedarik sözleşmelerinde risk primini etkileyebilir. Haber akışı, TL varlıklarında oynaklığı beklenti kanalıyla artırabilir ve belediye gelirleriyle ilişkili nakit akışı varsayımlarını yeniden fiyatlamaya zorlayabilir.


