Basın örgütleri ve STK'lar, tutuklu gazeteci Alican Uludağ'ın duruşmasının yüz yüze yapılmasını talep etti. SEGBİS ile duruşmalara katılım, savunma hakkını kısıtladığı için endişe yaratıyor ve adil yargılanma ilkesini zedeliyor.
Uluslararası Af Örgütü, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklu tüm medya çalışanlarının serbest bırakılmasını istedi. Ayrıca, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" gibi maddelerin kaldırılması çağrısı, ifade özgürlüğüne yönelik baskının uluslararası insan hakları ihlali olduğunu vurguluyor.
Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2024'te 55 binden fazla kişi hakkında bu suçlardan soruşturma açılması, ifade özgürlüğü üzerindeki baskının boyutunu gösteriyor. Bu durum, gazeteciliğin suç sayılmaması ve kamuoyunu bilgilendirme görevinin engellenmemesi gerektiği çağrılarını güçlendiriyor.

Atlas AI
Basın meslek örgütleri ve sivil toplum temsilcileri, 20 Mayıs 2026’da Ankara Adliyesi önünde toplanarak tutuklu gazeteci Alican Uludağ’ın 21 Mayıs’ta görülecek ilk duruşmasının yüz yüze yapılmasını talep etti. Katılımcılar, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını isterken, duruşmalara Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katılımın savunma hakkını daralttığını savundu. Açıklamalarda adil yargılanma ilkesi ve yüz yüze savunma hakkının önemine vurgu yapıldı.
Eylem, Basın Konseyi, DİSK Basın-İş, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen ve Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın katılımıyla gerçekleşti. Çok sayıda gazeteci ve siyasetçinin destek verdiği buluşmada, Uludağ’ın duruşma için Ankara’ya getirilmesi ve savunmasını mahkeme salonunda yapabilmesi gerektiği belirtildi. Meslek örgütleri, “haber nedeniyle tutuklu yargılama” uygulamasının son bulması çağrısını yineledi.
Uluslararası Af Örgütü’nün çağrısı ve tartışmalı maddeler
Uluslararası Af Örgütü, yaptığı yazılı açıklamada yalnızca gazetecilik faaliyetleri nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan tüm medya çalışanlarının serbest bırakılmasını istedi. Açıklamada ayrıca, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “cumhurbaşkanına hakaret” ve “Türk milletini ve devletin organlarını aşağılama” suçlarını düzenleyen maddelerin yürürlükten kaldırılması talep edildi. Örgüt, bu maddelerin Türkiye’nin uluslararası insan hakları yükümlülükleriyle bağdaşmadığını vurguladı.
Adalet Bakanlığı verilerine atıf yapılarak, 2024 yılında 55 binden fazla kişi hakkında bu kapsamda soruşturma açıldığı hatırlatıldı. Hak savunucuları, söz konusu istatistiğin ifade özgürlüğü üzerindeki baskıyı gösterdiğini ve kamu yararı gözeten haberciliğin cezalandırılmaması gerektiğini dile getiriyor.
SEGBİS tartışması ve savunma hakkı
Toplantıda öne çıkan bir diğer başlık, SEGBİS’in özellikle ifade ve basın özgürlüğü davalarında yarattığı etkiler oldu. Meslek örgütleri, sanığın mahkeme salonunda fiziken bulunmasının yargılamayı doğrudan ve şeffaf biçimde takip etme, hâkimle yüz yüze iletişim kurma ve savunmasını kesintisiz sürdürme açısından kritik olduğunu belirtti. Katılımcılar, Uludağ’ın duruşmaya SEGBİS üzerinden katılmasının zorunlu kılınabileceği yönündeki endişelerini paylaştı.
Gazeteciler, yazarlar ve sanatçılar da mesajlarıyla dayanışma göstererek Uludağ’ın yanı sıra tutuklu bulunan diğer gazetecilerin serbest bırakılmasını talep ediyor. Çağrılarda, “gazetecilik suç değildir” vurgusu ve kamuoyunun doğru bilgiye erişim hakkının korunması gerektiği mesajı öne çıkıyor. Eleştiriler, hukuksuzluk ve cezasızlık iddialarına da dikkat çekiyor.
Duruşma öncesi beklentiler
Bilgilere göre Uludağ 20 Şubat’tan bu yana tutuklu bulunuyor ve ilk duruşması 21 Mayıs’ta görülecek. Gözlemciler, mahkemenin yüz yüze savunma talebine nasıl yanıt vereceğini ve yargılamanın bundan sonraki seyrini yakından izleyecek.
Basın ve ifade özgürlüğüne dair tartışmaların sürdüğü bir dönemde, mahkemeden çıkacak kararın benzer davalara etkisi ve SEGBİS uygulamasının kapsamı açısından emsal oluşturup oluşturmayacağı takip edilecek.

