Ayakkabı sektörü maliyet baskısıyla rekabet kaybediyor
Ayakkabı sektörü maliyet artışları ve kur etkisiyle rekabet kaybediyor; ihracat düşerken dış ticaret açığı ve istihdam kaybı büyüyor.
Cuneyd Erdogan ·

Türkiye ayakkabı sektörü, 2022’nin son çeyreğinden bu yana hızlanan maliyet artışları ve Türk Lirası’ndaki değerlenmenin fiyat rekabetini zorlaştırması nedeniyle dış ticaret dengesinde bozulma yaşıyor. Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten’in 19 Nisan 2026 tarihli değerlendirmesine göre sektör, 2023’te ilk kez 150 milyon dolar dış ticaret açığı verdi.
İçten, son tabloda ihracatın 187 milyon çifte gerilediğini ve dış ticaret açığının 500-550 milyon dolar bandına çıktığını söyledi.
Maliyet baskısının ana kaynağı olarak hammadde ve yan sanayi fiyatları öne çıkıyor. Sektör temsilcileri, bazı girdilerde zamların yüzde 40’a kadar ulaştığını, özellikle ayakkabı tabanı gibi kritik kalemlerde yüzde 30-40 artışlar görüldüğünü aktarıyor. İçten’in verdiği karşılaştırmaya göre Çin ve İtalya’da hammadde fiyat artışları 3-10 cent seviyesinde kalırken, Türkiye’deki artışlar daha yüksek oranlara çıkıyor.
Bu fark, ihracat pazarlarında fiyat tutturmayı zorlaştırırken, iç pazarda da maliyetlerin satış fiyatlarına yansıma hızını sınırlıyor.
Finansman tarafında nakit akışı sıkışıklığı sektörün operasyonel risklerini artırıyor. İçten, firmaların nakit sıkıntısı yaşadığını ve istihdamda yüzde 30-40 kayıp oluştuğunu belirtti. Bu tablo, üretim kapasitesinin kullanımını, tedarik zinciri sürekliliğini ve kayıtlı istihdamı etkileyen bir risk alanı yaratıyor. Sektörün rekabet gücü zayıfladıkça, ölçek ekonomisi kaybı ve birim maliyetlerin daha da yükselmesi gibi ikinci tur etkiler gündeme geliyor.
Sektör, Ticaret Bakanlığı’ndan piyasada regülasyon sağlamak amacıyla bazı ürünlerin ithalatında gümrük vergilerinin geçici olarak sıfırlanmasını talep ediyor. Amaç, belirli girdilerde maliyetleri aşağı çekerek üretim maliyetini dengelemek ve ihracat fiyatlamasını yeniden kurmak. Diğer yandan yerli üreticiler, Mısır üzerinden gümrüksüz veya düşük gümrükle Türkiye’ye giren ürünlerin rekabeti bozduğunu ve iç pazarda fiyat baskısı yarattığını ifade ediyor.
İthalat tarafında iki yönlü bir dinamik var. Bir yandan Mısır’dan ithalatın 2025’te 25 milyon dolara çıktığı, bu yıl 60-70 milyon dolara ulaşmasının beklendiği belirtiliyor. Diğer yandan Ticaret Bakanlığı’nın ithalat vergisini yüzde 30’dan yüzde 40’a yükseltmesi ve e-ticaret siteleri üzerinden gelen ürünlere kısıtlama getirmesiyle 2026 başında ithalatta yüzde 15-20 düşüş yaşandığı aktarılıyor.
Sektör, ihracatın yeniden dengeye gelmesi için kur politikası ve maliyet yapısında revizyon beklentisini koruyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Maliyet artışları ve kur seviyesi, sektörün ihracat gelirlerini ve istihdamını etkileyerek büyüme ve işgücü piyasası kanallarından makro dengeyi etkileyebilir. Gümrük vergisi ve e-ticaret kısıtları gibi adımlar, ticaret politikası tartışmalarını ve regülasyon gündemini hızlandırabilir.
Sektör Etkisi: Girdi maliyetleri ve ithalat rejimi, üreticilerin fiyatlama gücünü ve tedarik stratejilerini yeniden şekillendirebilir. Nakit sıkışıklığı, küçük ve orta ölçekli firmalarda konsolidasyon, kapasite azaltımı veya kayıt dışına kayma riskini artırabilir.
Piyasa Etkisi: Dış ticaret açığındaki genişleme, döviz talebi ve cari denge kanalı üzerinden piyasa fiyatlamalarını etkileyebilir. Vergi artışları ve ithalat kısıtları, perakende fiyatları ve enflasyon beklentileri üzerinden faiz ve kur beklentilerine yansıyabilir.