Axios'un özel haberi: ABD, İran savaşı sonrasına yeni bir Orta Doğu planlıyor

ABD'de Trump yönetimi, İran ile devam eden savaşın sona ermesinin ardından Orta Doğu'da uygulanacak yeni strateji üzerinde çalışıyor.

Atlas Newsdesk ·

Axios'un özel haberi: ABD, İran savaşı sonrasına yeni bir Orta Doğu planlıyor

Trump yönetimi, İran savaşı sonrası Orta Doğu için üç ayaklı strateji taslağı hazırlıyor; plan bölgesel güvenlik dengesini değiştirmeyi hedefliyor.

İki ABD'li yetkili ve sürece yakın kaynaklara dayandırılan bilgilere göre çalışma henüz taslak aşamasında. Beyaz Saray konuya ilişkin yorum yapmadı; bu nedenle planın kapsamı ve takvimi resmi açıklamayla teyit edilmiş değil.

Hazırlık, İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak genel seçimler ve ABD’de kasım ayında düzenlenecek ara seçimlerle aynı döneme denk geliyor. Trump yönetimi içinde yürüyen tartışma, Başkan Trump’ın görev süresinin son iki yılında Orta Doğu politikasının hangi çerçeveyle ilerleyeceğini belirleyebilir.

İran hattı merkeze alınıyor

Taslağın ilk ayağı, İran’ı bölgesel düzeyde sınırlamaya dönük yeni bir güvenlik hizalanması kurulmasını öngörüyor. Kaynaklara göre bu düzenin ABD garantörlüğünde, Washington’ın bölgedeki müttefiklerini daha yakın bir çerçevede toplaması amaçlanıyor.

Bu yaklaşım, İran ile yaşanan savaşın ardından askeri riskin yalnızca ikili bir mesele olarak değil, bölgesel ittifak mimarisi üzerinden yönetilmesi gerektiği varsayımına dayanıyor. Hangi ülkelerin böyle bir hatta katılacağı ise kaynakların aktardığına göre henüz kesinleşmedi.

Başkan Trump’ın son haftalarda kıdemli danışmanlarıyla iki özel toplantı yaptığı belirtiliyor. Bu görüşmelerde İran savaşı sonrası daha geniş bir bölgesel düzenleme fikrinin ele alındığı, ancak kurumlar arası çalışmanın tamamlanmadığı aktarılıyor.

Gazze, Suriye ve Lübnan dosyaları

Planın ikinci ayağı, 7 Ekim sonrasında bölgede birbirine bağlanan krizlerin ayrı dosyalar halinde azaltılmasını hedefliyor. Bu başlık altında Trump’ın Gazze planının bir sonraki aşaması, İsrail ile Suriye arasında güvenlik düzenlemesi ve İsrail-Lübnan mutabakatının uygulanması yer alıyor.

Bu dosyalar birbirinden bağımsız görünse de güvenlik mekanizması aynı mantığa yaslanıyor. Gazze’de çatışma riskinin düşmesi, Suriye sınırında yeni bir düzen kurulması ve Lübnan hattında mutabakatın işlemesi halinde İsrail’in çevresindeki askeri baskının azalacağı varsayılıyor.

Üçüncü ayak, İbrahim Anlaşmaları’nın genişletilmesi ve öncelikle Suudi Arabistan ile İsrail arasında normalleşme arayışının hızlandırılması üzerine kurulu. Böyle bir anlaşma sağlanırsa Washington, İran’a karşı güvenlik hattını diplomatik normalleşmeyle desteklemeye çalışacak.

Seçim takvimi planı sıkıştırıyor

İsrail seçimleri, planın uygulanabilirliği açısından ilk siyasi test olacak. Trump yönetimi, 27 Ekim sonrasında kurulacak hükümetin savaş sonrası çerçeveyle uyumlu hareket etmesini bekliyor.

Kaynaklara göre bazı ABD’li yetkililer, İsrail’de seçimlerin siyasi kilitlenme üretmesi halinde bile Başkan Trump’ın planı ilerletmek istediğini söylüyor. Bu iddia tek taraflı kaynaklara dayanıyor; İsrail’deki parti dengelerinin taslağa nasıl yanıt vereceği henüz bilinmiyor.

ABD ara seçimleri de Washington tarafındaki zaman baskısını artırıyor. Başkan Trump, dış politika gündemini iç siyasetin yoğunlaşacağı bir döneme girmeden önce daha görünür bir çerçeveye oturtmak isteyebilir; ancak bu yorum resmi takvimle değil, kaynakların aktardığı hazırlık süreciyle sınırlı.

Üç senaryo bölgeyi ayırıyor

İlk senaryoda İsrail’de yönetilebilir bir koalisyon oluşur ve Suudi-İsrail normalleşmesi için diplomatik kanal açılırsa, küresel ölçekte enerji arzı ve nakliye risk primi üzerindeki baskı azalabilir. Trump yönetimi açısından bu, savaş sonrası bölgesel mimariyi kendi dış politika gündemine bağlama fırsatı yaratır; savunma, enerji ve diplomasi sektörleri için daha öngörülebilir bir temas zemini oluşur.

İkinci senaryoda İsrail siyaseti kilitlenir veya Lübnan, Suriye ve Gazze başlıklarından biri tıkanırsa, plan parçalı biçimde ilerler. Bu durumda küresel piyasalar açısından risk primi yüksek kalabilir; Trump yönetimi daha fazla ikili pazarlığa yönelir, bölgedeki savunma ve enerji aktörleri ise kısa vadeli güvenlik hesaplarına ağırlık verir.

Üçüncü senaryoda İran’a yönelik güvenlik hattı kurulurken normalleşme dosyası yavaşlarsa, plan caydırıcılık ayağına sıkışır. Bu yol küresel makro görünümde jeopolitik belirsizliği uzatır, Trump yönetiminin diplomatik kazanım alanını daraltır ve Orta Doğu’da havacılık, deniz taşımacılığı ve sigorta sektörlerinin risk hesaplarını canlı tutar.

Planın tamamlanması için kaynaklara göre birkaç haftalık çalışmaya daha ihtiyaç var. Açık kalan başlıklar, hangi ABD müttefiklerinin dahil olacağı, Suudi Arabistan’ın normalleşme için hangi koşulları arayacağı ve İsrail seçimlerinin uygulanacak takvimi değiştirip değiştirmeyeceği.

More stories