Axios: İsrail, Suriye'deki saldırı öncesinde ABD'yi bilgilendirdi, Ankara Türk askeri iddiasını reddetti
ABD ve İsrailli yetkililere göre İsrail, Suriye'nin kuzeyindeki bir hava üssüne düzenlediği saldırının Türkiye'nin bölgedeki askeri yığınak yapmasını engel…
Atlas Newsdesk ·
İsrail saldırısı, İdlib'deki Ebu el-Duhur Hava Üssü'nün pistlerini hedef alarak ABD, Türkiye ve İsrail hattında yeni gerilim yarattı.
ABD ve İsrailli yetkililere dayandırılan aktarıma göre Tel Aviv yönetimi, operasyonun Türkiye'nin üste gelişmiş silah sistemleri konuşlandırmasını önlemeyi amaçladığını Beyaz Saray'a bildirdi. Türkiye tarafı ise üste Türk askeri varlığı bulunduğu iddiasını reddetti.
Pistler ve hangarlar vuruldu
Saldırı salı günü yerel saatle sabahın erken saatlerinde düzenlendi. Ebu el-Duhur Hava Üssü'nün pistleri ve hangarları en az sekiz bombanın hedefi oldu; üs Türkiye sınırına yaklaşık 45 mil, yani 72 kilometre uzaklıkta bulunuyor.
Saldırıda kısa süre önce onarılan pistlerde hasar oluştu, ancak can kaybı bildirilmedi. İsrail ilk aşamada operasyonu üstlenmedi; daha sonra ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, saldırının İsrail tarafından yapıldığını X hesabından açıkladı.
Barrack, ABD Başkanı Trump yönetiminin saldırıdan "derin endişe" duyduğunu belirtti. Açıklamasında operasyonu "gereksiz bir tırmanma" olarak nitelendirdi ve bunun bölgesel istikrara katkı sağlamadığını söyledi.
Beyaz Saray önceden bilgilendirildi
ABD ve İsrailli yetkililere göre İsrail hükümeti, saldırıdan önce Beyaz Saray'a operasyon hakkında bilgi verdi. Aynı aktarıma göre saldırıdan yaklaşık üç saat önce ABD Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan telefonda görüştü; bu konunun görüşmede ele alınıp alınmadığı bilinmiyor.
İsrailli yetkililer, Beyaz Saray'a yaptıkları bildirimde Türkiye'nin hava üssüne gelişmiş silah sistemleri göndermesini caydırmak istediklerini savundu. Bir Türk yetkili ise bu iddiayı reddederek "Hava üssünde hiçbir Türk varlığı bulunmuyordu. İsrail, komşu ülkeleri bombalamak ve bölgeyi istikrarsızlaştırmak için bahaneler üretiyor" dedi.
Washington'da rahatsızlık yaratan nokta yalnızca saldırının hedefi değil, zamanlaması oldu. Trump yönetimi, Şam'daki Ahmed Şara yönetimiyle kurduğu kanalı dış politika dosyalarından biri olarak görüyor; Erdoğan ile yakın temas ve İsrail'le güvenlik ilişkisi bu dosyayı daha hassas hale getiriyor.
Ürdün merkezi askıda kaldı
ABD'li yetkililere göre Suriye hükümeti, İsrail'e karşı doğrudan düşmanca bir adım atmadı ve aylardır sınır hattındaki gerilimi azaltacak yeni bir güvenlik düzenlemesi için temas yürüttü. Bu çerçevede Ürdün'de ortak bir koordinasyon merkezi kurulması planlandı.
Bir ABD'li yetkiliye göre söz konusu merkez, benzer olayların yönetilmesi ve tırmanmanın önlenmesi için tasarlandı. Aynı düzenleme kapsamında tarafların askeri faaliyetleri dondurması öngörülürken, İsrail'in merkezi faaliyete geçirmeyi reddettiği ve Suriye'nin güneyindeki operasyonlarını artırdığı aktarıldı.
Bazı ABD'li yetkililer, İsrail'in kararında ekim ayında yapılması planlanan seçimlerin de etkili olduğunu değerlendiriyor. Bu görüş, doğrudan İsrail hükümeti tarafından doğrulanmış değil; bu nedenle saldırının iç siyasetle bağlantısı Washington kaynaklı bir değerlendirme olarak kalıyor.
Üç başkent için sınav
Trump yönetimi, saldırı sonrasında Şam'dan itidal istedi ve konunun İsrail'deki seçimlerin ardından daha kolay ele alınabileceği mesajını verdi. Bu yaklaşım, Washington'un aynı anda Türkiye, İsrail ve Suriye kanallarını açık tutmaya çalıştığını gösteriyor.
Gerilimin düşük tutulması halinde Ürdün'deki koordinasyon merkezi yeniden gündeme gelebilir; bu yol, sınır hattındaki askeri temasları azaltarak bölgesel risk priminin sınırlı kalmasına yardımcı olur. Böyle bir senaryoda Şam yönetimi diplomatik kanalı korur, Türkiye sınırına yakın askeri tesisler üzerindeki baskı azalır ve hava savunma ile üs güvenliği planlaması daha kontrollü yürür.
Eğer saldırılar tekrarlanır veya Suriye misilleme seçeneğini masaya alırsa, gerilim Türkiye sınırına yakın bir hatta yoğunlaşır. Bu durumda Washington'un arabuluculuk alanı daralır, Şam yönetimi savunma pozisyonunu sertleştirebilir ve bölgede hava sahası kontrolü, üs inşası ve askeri sevkiyat konuları daha yüksek riskli başlıklar haline gelir.