Avrupa kâr tahmininde enerji sektörü farkı yüzde 115,9’a taşıyor
Avrupa şirketlerinde beklenen %21'lik kâr artışı enerji sektörüne dayanırken, diğer sektörlerde maliyet ve finansman baskıları kârlılığı sınırlıyor.
Atlas Newsdesk ·

Avrupa’nın büyük şirketlerinde üçüncü çeyrek kârlarının yıllık bazda yüzde 21 artması bekleniyor; tahmin enerji sektöründeki sıçrama nedeniyle toplam tabloyu yukarı çekiyor. LSEG’nin 9 Ekim’de güncellediği analist tahminlerine göre STOXX Europe 600 şirketleri için beklenen artış bir hafta önceki yüzde 19,4 seviyesinden 1,6 puan yükseldi. Enerji hariç tutulduğunda kâr artışı beklentisi yüzde 9,7’ye geriliyor; bu fark bilanço döneminde sektör ayrışmasının yatırımcılar için ana başlıklardan biri olacağını gösteriyor.
Yeni tahmin gerçekleşirse Avrupa’nın büyük şirketleri son 14 çeyreğin en yüksek ikinci kâr artışına ulaşacak. Ancak toplam rakam, şirketlerin genelinde aynı ölçüde bir kârlılık iyileşmesi olduğu anlamına gelmiyor. Kâr artışının kaynağı enerji üreticileri ve rafineri şirketlerinde yoğunlaşırken, enerji maliyetlerinden etkilenen sektörlerde marj baskısı daha görünür kalıyor.
Gelir tarafındaki tablo daha sınırlı. LSEG verilerine göre STOXX Europe 600 şirketlerinin üçüncü çeyrek gelirlerinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,6 artması bekleniyor. Kâr artışı beklentisinin gelir artışının üzerinde kalması, enerji şirketlerinde fiyat ve marj etkisinin toplam endeks kârını yukarı taşıdığına işaret ediyor.
Enerjide tahmin 17,3 puan arttı Enerji sektörü için üçüncü çeyrek kâr artışı beklentisi yüzde 115,9’a çıktı. Bu oran bir hafta önce yüzde 98,6 seviyesindeydi; böylece sektör tahmini yalnızca bir haftada 17,3 puan yukarı revize edildi. LSEG verileri, enerji şirketlerinin toplam kâr büyümesindeki ağırlığını bilanço dönemi başlamadan önce belirginleştiriyor.
Kaynak metindeki değerlendirmeye göre petrol fiyatlarındaki yükseliş ve rafineri ürünlerinde marjların genişlemesi enerji şirketlerinin tahminlerini destekleyen ana unsurlar arasında yer alıyor. Orta Doğu’daki jeopolitik riskler ve Rusya’daki rafinerilere yönelik saldırılar, uluslararası petrol ve yakıt piyasalarında arz tarafındaki belirsizliği artıran başlıklar olarak izleniyor. Bu gelişmeler petrol üreticileri için satış fiyatlarını, rafineri şirketleri için de işlenmiş yakıt fiyatları ile maliyetler arasındaki farkı öne çıkarıyor.
Enerji fiyatlarındaki artışın etkisi şirketler arasında aynı yönde işlemiyor. Petrol üreticileri ve rafineriler daha yüksek fiyatlardan gelir ve marj desteği alabilirken, enerji yoğun üretim yapan şirketlerde elektrik, yakıt ve lojistik maliyetleri kârlılığı sınırlayabiliyor. Bu nedenle toplam kâr artışı, Avrupa ekonomisindeki tüm sektörlerde eş zamanlı bir güçlenme sinyali olarak okunmamalı.
Enerji dışı büyüme yüzde 9,7 Enerji sektörü dışarıda bırakıldığında beklenen kâr artışının yüzde 9,7’ye inmesi, yatırımcıların toplam endeks rakamından çok sektör bazlı kâr kalitesine bakmasını gerektiriyor. Yüksek hammadde maliyetleri ve finansman giderleri, enerji dışı şirketlerde net kâr marjlarını sınırlayan başlıklar olmaya devam ediyor. Özellikle tahvil faizlerinin yüksek kaldığı bir ortamda borçluluğu fazla olan şirketlerde faiz giderleri faaliyet kârının daha büyük bölümünü tüketebilir.
Gayrimenkul tarafı ayrışmanın en zayıf halkalarından biri olarak öne çıkıyor. Kaynak veride bu sektörde kârların yıllık bazda yüzde 71,5 düşmesinin beklendiği belirtiliyor. Yüksek finansman maliyetleri ve değerleme baskısı, gayrimenkul şirketlerinin bilanço görünümünü enerji şirketlerinden farklı bir yere koyuyor.
Bu tablo Türkiye’deki yatırımcılar açısından da Avrupa hisse piyasalarındaki endeks hareketlerini okurken sektör kompozisyonunu daha önemli hale getiriyor. STOXX Europe 600’de toplam kâr beklentisi güçlü görünse de enerji dışı büyümenin daha sınırlı kalması, ihracatçı şirketler, enerji maliyeti yüksek üreticiler ve Avrupa talebine bağlı sektörler için farklı sinyaller üretiyor. Avrupa’da kâr artışının enerjiye dayanması, sanayi talebinin geniş tabanlı hızlandığına dair tek başına yeterli kanıt sunmuyor.
Bilanço sezonunda marj testi
Önümüzdeki bilanço döneminde izlenecek ana konu, şirketlerin artan maliyetleri satış fiyatlarına ne ölçüde yansıtabildiği olacak. Eğer enerji fiyatları ve rafineri marjları yüksek kalırsa, toplam endeks kârı enerji şirketlerinden destek almaya devam edebilir; bu durumda Avrupa makro görünümünde enflasyon ve üretim maliyetleri kanalı daha önemli hale gelir. Enerji fiyatları gerilerse, toplam kâr artışının dayanıklılığı enerji dışı sektörlerdeki gelir büyümesi, finansman giderleri ve marj yönetimiyle test edilecek.