Avrupa-İsrail hattında çatlak: Berlin ve Roma devrede
Almanya İsrail’e Lübnan ve Batı Şeria için uyarı verdi; İtalya savunma anlaşmalarının otomatik yenilenmesini askıya aldı.
Cuneyd Erdogan ·

Almanya ve İtalya, İsrail’in Lübnan’ın güneyi ve işgal altındaki Batı Şeria’daki adımlarına karşı daha sert bir çizgiye geçti. Berlin, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinden iki başlıkta acil değişiklik istedi: Lübnan sınır hattındaki askeri faaliyetlerin durması ve Batı Şeria’da yerleşim genişlemesi ile Filistinlilere ait arazilere el koyma uygulamalarının sonlanması. Roma ise İsrail’le yürürlükteki savunma anlaşmalarının otomatik yenilenmesi sürecini askıya aldı.
Bu tablo, Avrupa-İsrail ilişkilerinde özellikle Almanya açısından dikkat çeken bir ton değişimine işaret ediyor. Almanya, tarihsel sorumluluk ve “özel ilişki” çerçevesi nedeniyle İsrail’e yönelik eleştirilerde genelde daha temkinli hareket ediyor. Bu kez Berlin, Batı Şeria’daki uygulamaları “fiili kısmi ilhak” olarak niteleyerek uluslararası hukuk ve iki devletli çözüm vurgusunu öne çıkardı.
Almanya’nın Lübnan uyarısı, 7 Ekim’den bu yana Hizbullah ile İsrail arasında süren sınır ötesi çatışmaların daha geniş bir savaşa dönüşme riskine odaklanıyor. Haberde yer alan bilgiye göre bu çatışmalar on binlerce sivilin yerinden olmasına yol açtı. Berlin, bu insani ve güvenlik maliyetinin büyümesini engellemek için İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyindeki saldırılarını durdurmasını talep etti.
İsrail tarafında en sert yanıt, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’ten geldi. Smotrich, aynı zamanda Savunma Bakanlığı bünyesinde Batı Şeria’daki sivil idareden sorumlu bir bakan olarak, eleştirilerin doğrudan muhatapları arasında yer alıyor. Smotrich, Avrupa’yı “ikiyüzlülükle” suçladı ve eleştirilere tarihsel bir referansla karşılık verdi.
İtalya’nın kararı, savunma alanında atıldığı için siyasi mesajı daha görünür hale getiriyor. Roma, anlaşmaları hemen iptal etmedi; ancak otomatik yenileme mekanizmasını durdurarak gelecekteki askeri iş birliğini belirsizliğe taşıdı. Sağcı koalisyonla yönetilen Giorgia Meloni hükümetinden gelen bu adım, İsrail’e daha mesafeli çizginin yalnızca sol hükümetlerle sınırlı kalmadığını da gösteriyor.
Gelişmeler, Avrupa Birliği içinde İsrail’e yönelik yaklaşımın daha eleştirel bir hatta kayıp kaymayacağı sorusunu gündeme getiriyor. Almanya ve İtalya’nın hamleleri, AB’nin dış politika araçları açısından da önem taşıyor; çünkü savunma iş birliği, ihracat lisansları, yaptırım tartışmaları ve diplomatik temasların tonu birbirini etkileyen başlıklar.
Önümüzdeki dönemde diğer AB ülkelerinin benzer adımlar atıp atmayacağı ve Tel Aviv’in bu baskıyı nasıl yöneteceği, bölgesel güvenlik ve Avrupa’nın siyasi kredibilitesi açısından yakından izlenecek.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Almanya ve İtalya’nın tutumu, AB içinde İsrail politikasında ortak dil arayışını hızlandırabilir ve dış politika koordinasyonunu gündeme taşıyabilir. Savunma anlaşmaları ve yerleşim politikaları üzerinden yapılan vurgular, uluslararası hukuk ve iki devletli çözüm çerçevesinde yeni diplomatik girişimlere zemin hazırlayabilir.
Sektör Etkisi: Savunma anlaşmalarının otomatik yenilenmesinin askıya alınması, tedarik zinciri planlaması, ortak üretim ve bakım sözleşmeleri gibi alanlarda belirsizlik yaratabilir. Savunma sanayii şirketleri, sözleşme süreleri ve lisans süreçleri nedeniyle uyum ve risk yönetimi maliyetlerini yeniden değerlendirebilir.
Piyasa Etkisi: Diplomatik gerilim, bölgesel güvenlik risk primi kanalıyla enerji fiyatları ve riskten kaçış eğilimini etkileyebilir. Savunma ve havacılık şirketleri ile ülke risk algısı, haber akışına bağlı olarak volatilite kanalıyla fiyatlanabilir.