Atina’dan Ankara’ya diplomatik baskı hazırlığı: Gümrük Birliği ve vize kartı

Türkiye-Yunanistan ilişkileri, Türkiye’nin deniz parkı ilanları sonrası Atina’nın AB dosyaları ve Girit seçeneğini gündeme almasıyla geriliyor.

Atlas Newsdesk ·

Atina’dan Ankara’ya diplomatik baskı hazırlığı: Gümrük Birliği ve vize kartı

Türkiye-Yunanistan ilişkileri, Ankara’nın iki milli deniz parkı ilanı sonrası Atina’nın yeni diplomatik seçenekleri tartışmasıyla yeniden geriliyor.

Yunan basınında yetkililere dayandırılan habere göre Atina, Kuzeydoğu Ege ve Meis çevresindeki kararları ikili ilişkilerdeki sakin dönemin sonu olarak görüyor. Haberde Yunan hükümetinin bu adımları “yasa dışı” diye nitelendirdiği aktarıldı.

İki park diplomasiye taşındı

Türkiye’nin ilan ettiği iki deniz parkı, çevre koruma başlığıyla açıklanan bir karar olmanın ötesinde, Ege’de egemenlik ve yetki alanı tartışmalarına bağlandı. Atina’nın değerlendirmesi, kararın yalnızca ikili kanallarda değil, Avrupa Birliği sürecinde de ele alınabileceğine işaret ediyor.

Habere göre Yunan tarafının üzerinde durduğu ilk başlık, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ekonomik ve siyasi gündeminde öncelikli gördüğü dosyalar. Bunlar arasında Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ve vize serbestisi sürecinin öne çıktığı belirtildi.

Gümrük Birliği dosyası, Türkiye ile AB arasındaki ticaret rejiminin güncellenmesi bakımından Ankara için uzun süredir önemli bir başlık. Vize serbestisi ise Türk vatandaşlarının Schengen bölgesine seyahat koşullarını ilgilendirdiği için hem siyasi hem de toplumsal etkisi olan bir süreç olarak izleniyor.

AB dosyaları masada

Yunan hükümetinin seçenekleri, Türkiye-AB hattında ilerleme isteyen başlıkların yavaşlatılması veya daha sıkı siyasi koşullara bağlanması şeklinde şekillenebilir. Böyle bir adım, karar mekanizmasının oybirliği gerektirdiği alanlarda Atina’nın etkisini artırır.

Haberde Ankara’nın Avrupa ile Güney Kafkasya ve Orta Asya arasında enerji merkezi olma hedefiyle bağlantılı süreçlerin de Atina tarafından daha mesafeli ele alınabileceği savunuldu. Bu iddia, enerji koridorları konusunun deniz yetki alanı tartışmalarından ayrı tutulmayabileceğini gösteriyor.

Enerji başlığındaki gerilim, doğrudan üretim miktarlarından çok güzergah, bağlantı ve siyasi güvenilirlik tartışmalarına yansır. Avrupa’nın tedarik çeşitlendirme arayışında Türkiye’nin konumu güçlendikçe, Ege ve Doğu Akdeniz’deki diplomatik anlaşmazlıkların teknik projeleri de etkileme riski artıyor.

New York teması zayıfladı

İkili temasların seyrine ilişkin en somut başlık, gelecek ay New York’ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu. Haberde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis arasında bu çerçevede bir görüşme ihtimalinin düşük görüldüğü aktarıldı.

Dışişleri bakanları düzeyindeki olası bir temas için de beklentilerin azaldığı belirtildi. Bu tablo, iki ülke arasında son dönemde kurulan üst düzey iletişim kanallarının fiilen yavaşlaması anlamına gelir.

Atina’nın değerlendirdiği bir başka seçenek, Girit’in güneyinde karasularını 12 deniz miline çıkarma adımı olarak gösterildi. Böyle bir karar, Ege’den farklı bir coğrafyada alınsa da Ankara tarafından Doğu Akdeniz denklemine bağlanabilecek bir hamle olarak görülebilir.

Haberde Ankara’dan bu iddialara ilişkin aynı metin içinde bir yanıt aktarılmadı. Bu nedenle Atina’daki değerlendirmelerin nihai hükümet politikası mı, yoksa Türkiye’nin deniz parkı kararlarına karşı hazırlanan seçenek listesi mi olduğu açık kalıyor.

Eğer Atina AB dosyalarını Türkiye’ye karşı diplomatik kaldıraç olarak kullanırsa, etki önce Ankara’nın Avrupa gündeminde, ardından enerji ve ulaşım koridorlarına ilişkin bölgesel hesaplarda hissedilir. Eğer iki lider New York’ta veya sonrasında temas zemini bulursa, gerilim yönetilebilir bir diplomatik başlığa dönüşebilir; aksi durumda Ege ve Doğu Akdeniz dosyaları aynı siyasi pakette ele alınmaya başlayabilir.

More stories