Arınç'tan belediye operasyonlarına tepki: "Gayretullaha dokunmasın"
Bülent Arınç, belediye operasyonlarında tutuklananların ailelerinin yaşadığı mağduriyete dikkat çekerek, "Gözyaşları dinsin" çağrısında bulundu.
Atlas Newsdesk ·

Bülent Arınç, belediye soruşturmalarında bazı kişilerin 8–9 aydır dava açılmasını beklediğini belirterek usul güvencelerine uyulmasını istedi.
AK Parti kurucusu ve eski TBMM Başkanı Arınç, X üzerinden yayımladığı açıklamada eleştirilerini gözaltı uygulamalarına, tutukluluk süreçlerine ve delillerin değerlendirilmesine yöneltti. Suç şüphesinin araştırılmasına itiraz etmediğini belirtti; soruşturmaların yürütülme biçimiyle ailelerin yaşadıkları arasında bağlantı kurdu.
Arınç, Adalet ve İçişleri bakanlarının bu başlıklara duyarlı yaklaştıklarına inandığını ifade ederken polis ve savcılardan daha özenli davranmalarını istedi. Açıklamasında herhangi bir soruşturmanın durdurulmasını talep etmek yerine, ceza muhakemesi kurallarının uygulanmasına ve kişilerin onurunun korunmasına odaklandı.
Arınç delil ve usulü öne çıkardı
Hukukçu kimliğini hatırlatan Arınç, güçlü delillerle desteklenen şüphelerin soruşturulabileceğini söyledi. Buna karşılık, önce suçlama yöneltilip delillerin sonradan bulunacağı düşüncesiyle hareket edilmesine karşı çıktı; yalnızca itirafçıların veya etkin pişmanlıktan yararlananların anlatımlarına dayanan süreçleri kabul edilemez buldu.
Bu değerlendirmeler, Arınç'ın soruşturma yöntemlerine yönelik eleştirilerini yansıtıyor; belirli dosyalardaki delillerin mahkeme tarafından nasıl ele alındığını ortaya koymuyor. Arınç, dava açılmasını beklediğini söylediği kişilerin tamamını isimlendirmedi ve sözünü ettiği bekleme sürelerini dosya bazında açıklamadı.
Arınç, sabaha karşı yapılan gözaltıların ve insanların yakınları önünde küçük düşürüldüğünü düşündüğü uygulamaların insani sonuçlarına da değindi. Mesajının merkezindeki talebi, “Soruşturmalarda çok daha ciddi, hukuki ve insani hareket etmemiz lazım” sözleriyle ifade etti.
Çalık ve Özmen üzerinden ailelerin durumu
Arınç, eleştirilerini somutlaştırırken Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık ile Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen hakkındaki kişisel izlenimlerini anlattı. Her iki ismi de tanıdığını ve olumlu değerlendirdiğini belirtti; cezaevinde bulunduklarını söylediği bu kişilerin ailelerinin yaşadıklarına dikkat çekti.
Çalık'la Ankara'daki bir ziyaret sırasında tanıştığını aktaran Arınç, daha sonra onun İzmir'de hastanede bulunduğu dönemde ailesiyle görüştüğünü anlattı. Çalık'ın ciddi bir sağlık sorunu yaşadığını ve hastalığının tekrarlaması ihtimalinden kaygı duyduğunu belirtti; bu değerlendirmeye eşlik eden bir tıbbi rapor paylaşmadı.
Arınç'ın anlatımına göre Çalık'ın annesi, eşi ve çocukları hastanedeki tedavi sürecinde tahliye bekliyordu. Arınç, ailenin beklentilerinin karşılanmadığını ve tahliye taleplerinin reddedildiğini söyledi; bu ret kararlarının hukuki gerekçelerini açıklamasında aktarmadı.
Özmen'le bir etkinlikte tanıştığını belirten Arınç ise onun İGDAŞ ve özel sektör deneyimini kendisinden dinlediğini anlattı. Belediye başkanlığı adaylığını annesine danıştığına ilişkin hatırasını da paylaşarak Özmen'e dair kanaatinin kişisel görüşmelerine dayandığını ortaya koydu.
Bu iki örneğin yanında Arınç, isim vermediği başka tutukluların yakınlarının da benzer sıkıntılar yaşadığını savundu. Kişisel tanışıklıklarına dayanan olumlu kanaatleri, soruşturmalardaki suçlamalara verilmiş hukuki bir yanıt değil; açıklamasında ailelerin durumunu öne çıkarmak için başvurduğu örneklerdi.
Tayfun Kahraman kararına atıf yaptı
Arınç, Anayasa Mahkemesi'nin Tayfun Kahraman hakkında ikinci kez karar verdiğini belirterek hukuk çevrelerini bu kararı incelemeye çağırdı. Atfını, yargılamalarda hak ihlalinin nasıl ortaya çıktığının anlaşılması gerektiği yönündeki görüşüne dayandırdı; kararın tarihini, numarasını veya hüküm ayrıntılarını açıklamadı.
Açıklamanın siyasi muhatapları ilgili bakanlıklar olsa da Arınç'ın somut uyarıları soruşturmayı yürüten görevlilere yönelikti. Bakanlara duyduğu güveni ifade etmesiyle uygulamadaki sorunlara ilişkin eleştirilerini aynı mesajda birleştirdi; böylece kurumlara yönelttiği beklentiyi görevlilerin işlemlerinden ayrı tuttu.
Arınç, mesajının sonunda ailelerin acılarına dini ve vicdani ifadelerle değinerek adalet talebini yineledi. Tutukluluğun gözden geçirilmesi, bekleyen iddianamelerin hazırlanması veya uygulamaların değiştirilmesi konusunda ise herhangi bir resmi karar ya da takvim duyurmadı; açıklaması ilgili makamlara yöneltilmiş bir çağrı niteliğinde kaldı.