Alanya mikroplastik krizi: 34 milyon parça/m²
Alanya mikroplastik krizi, 34 milyon parça/m² ölçümü ve artan plastik atık ithalatı-kapasite uyumsuzluğu üzerinden risk yaratıyor.
Ayla Demirhan ·

Alanya kıyılarında ölçülen mikroplastik yoğunluğu, bölge için kayıtlara geçen en yüksek seviyelere çıktı ve yerel ekosistem ile turizm faaliyetleri için kurumsal risk başlığına dönüştü. Bilimsel saha çalışmalarına göre yoğunluk bazı noktalarda metrekare başına 34 milyon parçacığa kadar ulaştı ve literatürdeki önceki en yüksek değerlerin 65 katına varan bir artış görüldü. Bu tablo, kıyı şeridinde çevresel yönetim, denetim kapasitesi ve atık politikası arasındaki uyumsuzluğun etkisini görünür kılıyor.
Mikroplastikler deniz canlılarının besin zincirine girmesi, habitatları fiziksel olarak etkilemesi ve su kalitesi göstergelerini bozması üzerinden risk yaratıyor. Alanya özelinde tartışma, sadece yerel bir kirlilik vakası olmaktan çıkıp Akdeniz havzasında atık akışlarının yönetimine ilişkin daha geniş bir kapasite sorunu olarak ele alınıyor. Turizm gelirine dayalı yerel ekonomilerde, kıyı kalitesi algısı ve kamu sağlığı endişeleri hizmet sektöründe talep kanalı üzerinden etkiler doğurabiliyor.
Bu dönemde ithalatın yıllık seviyesinin yasak öncesine göre
Çalışmalarda öne çıkan ana faktörlerden biri, Türkiye’nin son yıllarda artan plastik atık ithalatı ve mevcut atık yönetimi altyapısının bu yükü yönetmekte zorlanması. Çin’in 2017 sonunda plastik atık ithalatını kısıtlamasının ardından, Avrupa kaynaklı akışların yeni rotalar araması Türkiye’yi önemli varış noktalarından biri haline getirdi. Bu dönemde ithalatın yıllık seviyesinin yasak öncesine göre üç katına çıktığı ve 2024 ile 2025’te 800 bin ton eşiğini aştığı bildiriliyor.
2026 Nisan ayında aylık ithalatın 60 bin tonu aşması, son 10 yılın en yüksek verisi olarak kayda geçti. Bildirilen kaynak ülkeler arasında İngiltere ve ABD gibi ülkeler öne çıkıyor. İthal akışın hızlanması, denetim maliyetlerini ve izlenebilirlik ihtiyacını büyütürken, yerli atık akımlarıyla birlikte toplam yükün yönetiminde darboğaz yaratıyor.
Resmi verilere göre plastikle ilişkili 1.263 lisanslı tesis var ve toplam yıllık kapasite yaklaşık 1,1 milyon ton seviyesinde. Buna karşın uzmanlar toplam atık yükünün yıllık 4 milyon tonu aştığına dikkat çekiyor ve kapasite-fazlası baskının, standart dışı uygulamalar ile kaçak deşarj riskini artırdığını belirtiyor. Adana ve Mersin çevresinde yoğunlaşan tesislerden kaynaklanan kaçak deşarjların, şiddetli yağış dönemlerinde nehirler üzerinden Akdeniz’e taşınabildiği değerlendirmesi yapılıyor.
Politika tartışması üç başlıkta toplanıyor: gerçek zamanlı atık su analizleriyle izleme, standartlara uymayan tesislerde lisans iptali gibi yaptırım mekanizmaları ve plastik atık ithalatına kısıtlama getirilmesi. Ayrıca dijital takip sistemlerinin yaygınlaştırılması ve denetim sıklığının artırılması, kirlilik seviyelerini belirleyecek temel unsur olarak görülüyor. İthalat politikasının yerli kapasiteyle uyumlu yönetilmesi, Akdeniz kıyı ekosisteminin yanı sıra turizm, gıda tedarik zinciri ve yerel yönetimlerin çevre hizmet bütçeleri üzerinde birikimli etkiler yaratabilecek bir yönetişim alanı olarak öne çıkıyor.