Ahbap soruşturması ikinci dalga operasyonlarla genişledi
Ahbap soruşturması, deprem bağışlarının kullanımına ilişkin iddialar nedeniyle tutuklamalar ve mal varlığı tedbirleriyle genişledi.
Atlas Newsdesk ·

Ahbap soruşturması, 6 Şubat deprem bağışlarına ilişkin iddialar nedeniyle tutuklamalar, şirket tedbirleri ve mali incelemelerle büyüdü.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü dosyada, ilk operasyonda gözaltına alınan Ahbap Kurucusu Haluk Levent’in de aralarında bulunduğu şüpheliler adliyeye sevk edildi. Soruşturma, aynı süreçte ikinci dalga operasyonlarla dernek yöneticileri, bağlantılı kişiler ve şirketlere doğru genişletildi.
14 kişi cezaevine gönderildi
Gece boyunca süren hakimlik sorgularının ardından Haluk Levent, avukat Ece Güner ve dernekle bağlantılı toplam 14 kişi tutuklandı. Bazı şüpheliler için tutuklama yerine adli kontrol hükümleri uygulandı.
Savcılık dosyasının odağında, deprem sonrası toplanan bağışların şahsi hesaplara geçirildiği, bazı transferlerin bağış amacı dışında kullanıldığı ve para hareketlerinin şirketler üzerinden yönlendirildiği iddiaları bulunuyor. Bu iddialar henüz yargılama aşamasında hükme bağlanmış değil; dosya, savcılık incelemesi ve hakimlik kararları üzerinden ilerliyor.
Soruşturma kapsamında dört şirkete el konulduğu, Ahbap Derneği ve bazı şüphelilere ait mal varlıkları için tedbir kararı verildiği belirtildi. Bu tür kararlar, mali hareketlerin izlenmesi ve olası kamu zararının ya da bağışçı zararının korunması amacıyla kullanılan koruma tedbirleri arasında yer alıyor.
Bağış akışları dosyada büyüyor
Dosyada yer aldığı belirtilen mali inceleme bulguları, Ahbap bağlantılı hesaplardan yapılan yüksek tutarlı para hareketlerini, taşınmaz işlemlerini ve bağış gelirlerinin kullanım biçimini kapsıyor. Savcılık, bu hareketlerin hangi yönetim kararlarına dayandığını ve paranın nihai kullanım yerini araştırıyor.
6 Şubat depremlerinden sonra sivil toplum kuruluşlarına yönelen bağışlar, kamu kurumları dışındaki yardım ağlarının kriz dönemlerinde ne kadar hızlı kaynak toplayabildiğini göstermişti. Ahbap da bu süreçte geniş kitlelerden destek alan yapılardan biri olarak öne çıkmış, bu nedenle derneğin mali yönetimi kamuoyu açısından daha görünür hale gelmişti.
Haluk Levent, savcılık ve hakimlik ifadelerinde suçlamaları kabul etmedi. Levent, “Derneğin tek kuruşuna dokunmadım” diyerek soruşturmayı “algı ve kumpas operasyonu” olarak nitelendirdi; derneğin mali işlemlerinin yönetim kurulu kararları çerçevesinde yürütüldüğünü savundu.
Levent ayrıca Ahbap’ın 2023 yılından bu yana çeşitli baskılarla karşı karşıya kaldığını öne sürdü. Bu savunma, soruşturmanın mali inceleme boyutuyla birlikte dernek içi karar alma süreçlerinin de dosyada tartışılacağını gösteriyor.
Nurdan Eriş iddiası inceleniyor
Tutuklanan şüphelilerden Nurdan Eriş’in dosyaya giren ifadesinde, yıllar içinde Haluk Levent’e yüksek miktarda para gönderdiğini ve maddi zarara uğradığını ileri sürdüğü belirtildi. Savcılık, bu beyanları mali incelemelerle birlikte değerlendiriyor.
Bu iddia, soruşturmayı yalnızca deprem bağışlarının nereye harcandığı sorusuyla sınırlı bırakmıyor. Kişisel para transferleri, dernek hesapları, şirket bağlantıları ve taşınmaz işlemleri arasındaki ayrımın netleştirilmesi, dosyanın bundan sonraki aşamasında kritik hale geliyor.
Dosyanın doğrudan etkisi Ahbap üzerinde yoğunlaşıyor: derneğin hesap hareketleri inceleniyor, yöneticileri hakkında kararlar veriliyor ve mal varlığı tedbirleri kurumun hareket alanını daraltıyor. Sektör açısından ise bağış toplayan sivil toplum kuruluşlarının hesap verebilirlik, denetim ve kayıt düzeni konusunda daha sert bir kamuoyu baskısıyla karşılaşması mümkün.
Üç hukuki rota beliriyor
Eğer savcılık mali bulguları yeni delillerle güçlendirirse, soruşturmanın ek gözaltılar, yeni tedbir kararları veya daha geniş şirket incelemeleriyle ilerlemesi beklenir. Bu rota, Ahbap’ın faaliyet kapasitesini sınırlayabilir; yardım sektöründe ise bağış kabul ve harcama prosedürlerinin daha sıkı denetlenmesine yol açabilir.
Eğer Levent ve diğer şüphelilerin savunmaları dosyadaki mali kayıtlarla desteklenirse, tedbir kararlarının kapsamı tartışmaya açılabilir ve dernek yönetimi üzerindeki hukuki baskı azalabilir. Bu durumda küresel makro düzeyde doğrudan bir etki sınırlı kalır; ancak afet yardımlarına yönelik bağışçı güveni açısından iç piyasa ve sivil toplum kanalı daha belirleyici olur.
Üçüncü rota, dosyanın uzun süren mali bilirkişi incelemeleriyle ilerlemesi. Böyle bir süreçte Ahbap’ın itibarı, bağışçı davranışı ve Türkiye’deki yardım kuruluşlarının finansal şeffaflık standartları aynı anda sınanacak; açık soru ise bağışların hangi kısmının, hangi kararlarla ve hangi hesaplar üzerinden kullanıldığı olacak.