IMF küresel büyüme tahminini 2026 için düşürdü
IMF küresel büyüme tahminini 2026 için %3,1’e indirdi; Orta Doğu çatışması enerji, enflasyon ve finansman risklerini artırıyor.
Cuneyd Erdogan ·

IMF, Orta Doğu’daki çatışmanın ekonomik etkilerini gerekçe göstererek 2026 için küresel büyüme tahminini aşağı çekti. Fonun 21 Nisan 2026 tarihli güncellemesine göre ortalama küresel büyüme beklentisi yüzde 4,6’dan yüzde 3,1’e indi. IMF, revizyonun temelinde üretim ve verimlilikte bozulma, tedarik ve lojistik maliyetlerinde artış ve bunun enflasyon kanalıyla yayılması olduğunu belirtiyor.
IMF’nin değerlendirmesinde enerji ve taşımacılık hatları öne çıkıyor. Körfez ülkeleri için en kritik risk, Hürmüz Boğazı’nda olası kapanma veya ihracat akışının kesintiye uğraması olarak tanımlanıyor. Bu senaryo, enerji gelirlerine ve ithalatla beslenen iç talebe bağımlı ekonomilerde büyüme görünümünü hızla zayıflatabilir.
Fon, ülke bazında iki dikkat çekici daralma beklentisi paylaşıyor. Katar’da GSYH’nin yüzde 8,6, Irak’ta ise yüzde 6,8 düşebileceği öngörülüyor. IMF, bu tür şokların kamu maliyesi, bankacılık sistemi likiditesi ve dış finansman koşulları üzerinden daha geniş bir bölgesel baskı yaratabileceğine işaret ediyor.
IMF, belirsizlik uzarsa tahminlerin yeniden aşağı yönlü güncellenebileceğini vurguluyor. 2026’da büyümenin 2025’e göre yavaşlayıp yüzde 3,4 ile sınırlı kalması halinde ortalama enflasyonun yüzde 4,4’e çıkabileceği hesaplanıyor. Daha olumsuz bir senaryoda 2026 büyümesi yüzde 2,1’in altına inerken 2027’de enflasyonun yüzde 6’nın üzerine çıkması ihtimali de raporda yer alıyor.
Dağılım etkisi açısından IMF, Afrika ve gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ekonomilere kıyasla iki kat daha fazla etkilenebileceğini söylüyor. Mekanizma, enerji ve gıda fiyat geçişkenliği, döviz kuru baskısı, daha yüksek risk primi ve sınırlı mali alan üzerinden çalışıyor. Bu ülkelerde ithalat faturası artarken, finansmana erişim zorlaştığında büyüme daha hızlı yavaşlayabiliyor.
Para politikası tarafında merkez bankaları ikili bir baskıyla karşı karşıya kalacak. Enflasyonu kontrol etmek için sıkılaşma ihtiyacı artarken, aynı anda üretim ve kredi kanallarını aşırı daraltmama hedefi öne çıkıyor. Maliye politikası tarafında hükümetler enerji fiyat şokunu yumuşatmak için geçici destekleri gündemde tutabilir, ancak IMF kamu borcunun İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en yüksek seviyelere çıktığını hatırlatarak hareket alanının daraldığını not ediyor.
Bu çerçevede düşük gelirli ülkeler en kırılgan grup olarak öne çıkıyor. IMF’ye göre bu ülkeler, sınırlı bütçe kapasitesi nedeniyle hem sosyal destekleri finanse etmekte zorlanabilir hem de vergi gelirlerini artırma baskısıyla karşılaşabilir. Sonuçta çatışmanın uzaması, büyüme-enflasyon dengesini küresel ölçekte yeniden fiyatlayan bir risk başlığı olarak izleniyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Çatışma kaynaklı enerji ve lojistik şokları, ülkelerin büyüme-enflasyon dengesini ve bütçe önceliklerini yeniden şekillendirebilir. Kamu borcu yüksek seyrederken geçici destekler ve vergi gelirlerini artırma adımları daha sık gündeme gelebilir.
Sektör Etkisi: Enerji, taşımacılık, sigorta ve emtia ticareti sektörlerinde maliyetler ve risk primleri fiyatlamayı etkileyebilir. Tedarik zinciri kesintileri, ithalata bağımlı sektörlerde üretim planlarını ve stok yönetimini değiştirebilir.
Piyasa Etkisi: Enflasyon beklentilerindeki oynaklık, faiz patikası fiyatlaması ve kur oynaklığı üzerinden tahvil ve döviz piyasalarına yansıyabilir. Risk primi artışı, gelişmekte olan ülke varlıklarında sermaye akımları ve finansman maliyetleri kanalını öne çıkarabilir.