ABD-İsrail ilişkisinde dönüm noktası: Demokratlar çıkmazı
Gazze savaşı sonrası ABD’de İsrail’e eleştiriler artarken, Trump’ın 4 milyar dolarlık askeri yardımı kesme vaadi ilişkilerde yeni bir dönem.

ABD ara seçimleri, resmi olmayan sonuçlara göre Demokrat çoğunlukla İsrail yardımını Başkan Trump döneminde daha sıkı denetime açtı.
3 Kasım oylamasından çıkan tablo, Trump yönetiminin Kongre'deki yasama alanını daraltırken Washington'ın İsrail politikasını da yeni bir denetim dönemine taşıyor. Başkan dış politikada geniş yetkilere sahip olduğu için kısa vadede son söz Beyaz Saray'da kalacak.
Değişimin ağırlığı, İsrail'in yıllarca ABD siyasetinde iki partinin büyük ölçüde ortaklaştığı başlıklardan biri olmasından geliyor. Gazze'deki savaş sonrası koşulsuz askeri yardım tartışması Demokrat Parti içinde büyüdü; MAGA hareketindeki bazı isimler de ABD'nin İsrail için üstlendiği askeri ve ekonomik yükü sorgulamaya başladı.
Kongre denetimi öne çıkıyor
Demokratların iki kanatta çoğunluğu alması, İsrail'e yönelik Amerikan politikasının otomatik olarak değişeceği anlamına gelmiyor. Ancak komisyonların el değiştirmesi, silah satışları, Batı Şeria'daki yerleşimler, Filistinlilere yönelik şiddet iddiaları ve ABD silahlarının kullanımı hakkında oturum ve soruşturma baskısını artırabilir.
Chatham House'un seçim öncesi analizine göre Demokrat çoğunluk, kısa vadeli bir kopuş yerine daha uzun soluklu bir dönüşümü hızlandırabilir. Analiz, 2027 ve 2028 boyunca askeri yardımların denetlenmesi, hesap verebilirlik talepleri ve Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkını destekleyen yeni bir çerçeve arayışına işaret etti.
Trump'ın seçim günü İsrail'e yıllık yaklaşık 4 milyar dolarlık askeri yardımın yıl sonunda durdurulacağını söylemesi, bu basıncın Cumhuriyetçi siyasete de taşındığını gösterdi. Trump, bir televizyon söyleşisinde İsrail'in artık bu yardıma ihtiyaç duymayacak kadar güçlü olduğunu savundu ve Michigan'daki Demokrat aday Abdul El-Sayed'i hedef alarak "İsrail'in buna ihtiyacı yokken El-Sayed gibi delilerin eleştirilerine neden katlanalım?" dedi.
İsrail desteğinde çizgiler aşınıyor
Kamuoyu verileri de tartışmanın parti sınırlarını aştığını gösteriyor. Quinnipiac Üniversitesi'nin haziran anketine göre Amerikalıların %48'i ABD'nin İsrail'e gereğinden fazla destek verdiğini düşünüyor; bu oran, anketin 2017'de başlamasından bu yana en yüksek seviye olarak verildi.
Aynı ankette bu görüş Demokratlar arasında yüzde 66, bağımsızlar arasında yüzde 55, Cumhuriyetçiler arasında ise yüzde yirmi düzeyinde ölçüldü. Cumhuriyetçi tabandaki oran daha düşük olsa da İsrail'e destek konusunun yalnızca Demokratların ilerici kanadıyla sınırlı kalmadığını gösteriyor.
Demokratlar içinde Abdul El-Sayed'in koşulsuz askeri yardıma karşı çıkışı, kampanya düzeyinde görünür bir ayrışma yarattı. Barack Obama döneminde Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü olan Rahm Emanuel de koşulsuz askeri yardımın sona erdirilmesi ve iki ülke ilişkisinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Netanyahu baskısı artıyor
İsrail açısından tablo, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Washington'daki dayanaklarını daha kırılgan hale getiriyor. Netanyahu uzun süredir özellikle Cumhuriyetçi Parti ile yakın ilişkiler kurarak Demokratlardan gelen eleştirileri dengelemeye çalıştı; Demokrat çoğunluk bu stratejinin maliyetini artırabilir.
İsrailli muhalefet liderleri, resmi olmayan sonuçların ardından Netanyahu'nun görevde kalmasının İsrail'in çıkarlarına zarar verdiğini ileri sürdü. Yair Lapid, X hesabında "Netanyahu ile birlik hükümeti olasılığı tamamen ortadan kalkmıştır" diyerek güvenlik, demokrasi ve uluslararası konum vurgusu yaptı.
Demokratlar Partisi lideri Yair Golan da Netanyahu ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in görevde kalmasının İsrail'i yaptırımlar, izolasyon ve ABD ile çatışma riskine sürükleyebileceğini savundu. Golan, ülkenin önünde Netanyahu'nun "Süper Sparta" çizgisi ile güçlü, özgür ve güvenli bir İsrail seçeneği bulunduğunu yazdı.
İleriye dönük ilk senaryo, Demokrat komisyonların yardım ve silah satışları üzerinde sürekli denetim kurması. Bu yol izlenirse küresel düzeyde Orta Doğu güvenlik dosyalarında belirsizlik artabilir; İsrail hükümeti Washington'da daha fazla hesap verme baskısıyla karşılaşır; savunma sektörü de onay süreçlerinde daha fazla siyasi koşulla uğraşır.
İkinci senaryo, Trump'ın yardımın yıl sonunda durdurulacağı açıklamasını uygulamaya dönüştürmesi. Bu durumda ABD bütçesi ve dış politika öncelikleri iç siyasetin daha açık parçası haline gelir; İsrail hükümeti askeri planlamasını yeniden ayarlamak zorunda kalabilir; bölgedeki savunma ilişkileri ise daha seçici ve koşullu bir Amerikan desteğine uyum arar.
Üçüncü senaryo, Beyaz Saray'ın temel politikayı korurken Kongre baskısının 2028 kampanyasını şekillendirmesi. Bu yol, 2029'da göreve gelebilecek olası bir Demokrat yönetimin İsrail ve Filistin dosyasına daha denetimli, yardımı koşullara bağlayan bir çerçeveyle yaklaşmasına zemin hazırlayabilir.
More stories
- İspanya Başbakanı Sánchez ABD seçimlerini iç siyasete taşıdı
- İsrail'de Merkez Seçim Komitesi onayladı: Seçim sonuçları kesinleşti
- Demokratlardan Trump'a: Avukatlarını hazırla
- Etiyopya İnsan Hakları Komisyonu Shirka’daki can kaybını 48 olarak açıkladı
- İkincil işlemler 121 milyar dolara ulaşırken Abu Dabi özel sermaye şirketlerini çekiyor
- İran'dan felaket senaryosu: Nükleer saldırıya hazırlık videosu
- Xizang depremi sonrası dondurucu soğukta acil barınma yarışı
- Champi Tayfunu Tayvan genelinde hayatı durma noktasına getirdi
Son haberler
- Veri merkezleri ABD seçimleri sonrası siyasi baskıyla karşılaştı
- Michigan Senato seçimini Demokrat Abdul El-Sayed kazandı
- Townsquare, 3. çeyrekteki 4 milyon dolarlık net zararın ardından temettüyü askıya aldı
- ABD piyasaları kongre seçimlerinin ardından yükselişe geçti
- İhracatçıya 2027'de 65 milyar liralık destek planlanıyor
- Emekli maaşlarında yeni gündem: Refah payı

