ABD bankaları 2027’ye kadar tokenlaştırılmış mevduat ağı planlıyor

ABD bankaları, stablecoin rekabetine karşı 2027'ye kadar tokenlaştırılmış mevduat ağı kurarak mevduat kaybını önlemeyi hedefliyor.

Cuneyd Erdogan ·

ABD bankaları 2027’ye kadar tokenlaştırılmış mevduat ağı planlıyor

ABD’nin büyük bankaları, 2027’nin ilk yarısına kadar ortak bir “tokenlaştırılmış mevduat” ağı kurmayı planlıyor. Şirket açıklamaları ve sektör yorumlarına göre amaç, banka mevduatlarının blokzincir altyapısı üzerinde 7 gün 24 saat taşınabilmesi ve mutabakat süreçlerinin hızlandırılması. Girişim, kurumsal ödemelerde stablecoinlerin büyümesiyle bankacılık mevduat tabanına yönelik rekabetin arttığı bir dönemde gündeme geldi.

Tokenlaştırılmış mevduat, bankadaki klasik mevduatın dijital bir token olarak temsil edilmesi anlamına geliyor. Stablecoinlerden farklı olarak bu yapıdaki fonlar bankacılık sistemi içinde kalıyor ve doğrudan bankanın yükümlülüğü olarak izleniyor. Bu sayede bankalar, müşterilerin “zincir üstü” işlem hızına yaklaşan bir ürün talebini bankacılık çerçevesi içinde karşılamayı hedefliyor.

Haberde, söz konusu altyapının uluslararası para transferlerinde maliyet ve süreyi azaltabileceği, günün her saati daha hızlı transfer imkânı sunabileceği değerlendirildi. Bankalar açısından bu, sınır ötesi ödemelerde rekabetçilik, operasyonel verimlilik ve müşteri deneyimi başlıklarında potansiyel kazanım alanı olarak görülüyor.

Öte yandan stablecoinlerin kullanım alanlarının genişlemesi, mevduatların geleneksel banka hesaplarından kripto cüzdanlara kayabileceği endişesini artırıyor. Analizlerde, stablecoinlerin önümüzdeki beş yıl içinde çekirdek mevduatlarda %3 ila %5 aralığında erimeye yol açabileceği ve bankaların ortalama kazançlarını yaklaşık %3 azaltabileceği öngörüsüne yer verildi.

Bankaların hedefi: 7/24 mutabakat ve “bankacılık içi” dijital nakit

Tokenlaştırılmış mevduat yaklaşımı, kurumsal müşterilerin blokzincir tabanlı ödeme çözümlerinde aradığı hız ve programlanabilirlik gibi özellikleri, bankacılık regülasyonları ve uyum çerçeveleri içinde sunmayı amaçlıyor. Bu, özellikle büyük ölçekli şirketlerin hazine yönetimi, ticaret finansmanı ve çoklu para birimli nakit yönetimi süreçlerinde yeni kullanım senaryolarını gündeme getirebilir.

Haberde ayrıca, geleneksel finansın blokzincir teknolojisini benimseyerek kripto modelleriyle rekabet etme eğiliminin güçlendiği belirtildi. Ancak bankaların kapalı/izinli ağlara dayanan yaklaşımının, stablecoinlerin daha açık ağ ekosistemindeki dolaşım dinamiklerinden farklılaştığı vurgulandı.

Türkiye açısından olası yansımalar: ödeme altyapısı ve bankacılık rekabeti

Gelişme ABD merkezli olsa da, sınır ötesi ödemelerin hızlanması ve maliyetlerin düşmesi beklentisi, Türkiye’de ihracatçı ve ithalatçı şirketlerin tahsilat/ödeme döngüleri açısından önem taşıyabilir. Küresel bankaların bu alandaki yatırımlarının artması, Türkiye’de faaliyet gösteren bankalar için de dijital ödeme altyapısı, muhabir bankacılık ilişkileri ve kurumsal müşteri ürün seti başlıklarında rekabet çıtasını yükseltebilir.

Önümüzdeki dönemde piyasa, projenin hangi bankalar tarafından ve hangi yönetişim modeliyle yürütüleceğini, ağın hangi varlıklar ve kullanım alanlarıyla başlayacağını ve regülasyon/uyum tarafında nasıl bir çerçeve çizileceğini izleyecek.

More stories