Rosatom Akkuyu ortaklık görüşmeleri hızlandı

Rosatom Akkuyu ortaklık görüşmeleri üç Türk firmasıyla sürüyor; yüzde 51 kontrol Rosatom’da kalırken maliyet 27–28 milyar $ bandına çıktı.

Cuneyd Erdogan ·

Rosatom Akkuyu ortaklık görüşmeleri hızlandı

Rosatom, Mersin’deki Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde ortaklık yapısını yeniden şekillendirmek için Türk şirketleriyle sermaye katılımı görüşmelerini somut müzakere aşamasına taşıdı. Şirket, 28 Nisan 2026 tarihli açıklamasında üç Türk firmasıyla hisse devri ve ortaklık koşulları üzerinde çalıştığını duyurdu. Mevcut hükümetler arası anlaşma çerçevesinde Rosatom’un projede en az yüzde 51 payı elinde tutması gerekiyor; kalan yüzde 49’luk bölüm ise yerli veya yabancı yatırımcılara devredilebiliyor.

Görüşmeler, Akkuyu’nun ilk reaktörünün devreye alınmasına yaklaşılırken geliyor. Rosatom, birinci ünitede yılın son çeyreğinde test üretimine başlamayı planlıyor. Şirket yönetimi, Türk şirketlerinin elektrik üretimine ortak olma ve gelir paylaşımı nedeniyle projeye ilgi gösterdiğini ifade ediyor.

Enerji kulislerinde öne çıkan başlıklardan biri, Rus tarafının ortaklık yapısında bir kamu şirketi görme isteği. Elektrik Üretim AŞ gibi bir kamu oyuncusunun projeye dahil edilmesi seçeneği gündeme gelse de, Ankara’nın bu modele temkinli yaklaştığı belirtiliyor. Bu temkin, kamu bilançosuna gelebilecek yük, yönetişim sorumlulukları ve yaptırım/uyum risklerinin kamu tarafına taşınması gibi başlıklarla ilişkilendiriliyor.

Finansman ve maliyet tarafı da müzakerelerin zeminini belirliyor. Akkuyu’nun maliyeti ilk anlaşmada 20 milyar dolar olarak anılırken, güncel hesaplamalarla 27–28 milyar dolar bandına yükseldi. Bu artış, sermaye ihtiyacını büyütürken, hisse devri görüşmelerinin değerleme, temettü politikası, alım garantileri ve uzun vadeli elektrik satış düzeni gibi konularda daha ayrıntılı pazarlık gerektirmesine yol açıyor.

Akkuyu, Türkiye’nin ilk nükleer santral projesi olarak enerji arz güvenliği ve üretim portföyü çeşitlendirmesi açısından stratejik bir konumda yer alıyor. Proje, yap-sahip ol-işlet modeliyle ilerliyor ve bu model, işletme döneminde gelir paylaşımı ve risk dağılımını ortaklık yapısına daha duyarlı hale getiriyor.

Bu nedenle Türk şirketlerinin olası girişi, yalnızca finansman sağlamakla sınırlı kalmayıp, kurumsal yönetişim, şeffaf raporlama, tedarik zinciri yönetimi ve düzenleyici uyum süreçlerinde de yeni sorumluluklar doğurabilir.

Önümüzdeki dönemde kritik başlıklar; hangi Türk şirketlerinin seçileceği, pay oranlarının nasıl dağıtılacağı, kamu şirketi seçeneğinin masada kalıp kalmayacağı ve test üretimi takviminin yatırımcı iştahını nasıl etkileyeceği olacak. Rosatom’un yüzde 51 kontrol payını koruma zorunluluğu, müzakere alanını sınırlandırırken, kalan yüzde 49’un kimlere ve hangi şartlarla devredileceği projenin finansal mimarisini belirleyecek.

Olası Etkiler

Ülke Etkisi: Ortaklık yapısına Türk şirketlerinin girmesi, Türkiye’de nükleer üretimin gelir paylaşımı ve yönetişim çerçevesini yeniden tanımlayabilir. Kamu şirketi seçeneği gündeme gelirse, kamu maliyesi ve uyum/yaptırım risklerinin nasıl yönetileceği tartışması öne çıkabilir.

Sektör Etkisi: Elektrik üretimi ve enerji yatırımları tarafında, büyük ölçekli altyapı projelerinde sermaye ortaklığı ve uzun vadeli gelir modeli tartışmalarını artırabilir. Yerli şirketlerin katılımı, tedarik zinciri, işletme dönemi hizmetleri ve kurumsal raporlama standartları üzerinde etkili olabilir.

Piyasa Etkisi: Hisse devri ve finansman yapısı netleşirse, proje risk primi ve uzun vadeli nakit akışı beklentileri üzerinden enerji varlıklarına yönelik fiyatlama kanallarını etkileyebilir. Maliyet artışı ve test üretimi takvimi, kredi koşulları ve yatırımcı iştahı üzerinde belirleyici olabilir.

More stories