Türkiye-Yunanistan hattında GSI gerilimi: Ankara olası karşılıklara hazırlanıyor
Türkiye, Kıbrıs ve Yunanistan’ı birbirine bağlaması planlanan GSI denizaltı elektrik kablosu projesini yakından takip ediyor. Türk kaynaklar, araştırma ve kablo döşeme çalışmalarının Türkiye’nin hak ve yetki iddiasında bulunduğu alanlarda yapılması halinde önceden diplomatik koordinasyon gerektiğini
Atlas Newsdesk ·

GSI kablo projesi, Türkiye’nin deniz yetki iddiaları nedeniyle Ankara, Atina ve Lefkoşa arasında yeni koordinasyon gerilimi yaratıyor.
Türkiye, Kıbrıs ve Yunanistan’ı denizaltı elektrik kablosuyla birbirine bağlamayı hedefleyen girişim, Doğu Akdeniz’de enerji altyapısı ile deniz yetki alanları tartışmasını aynı dosyada topluyor. Yunan basınında yer alan habere göre Ankara, Atina’nın atacağı adımlara bağlı olarak verilebilecek karşılıkları değerlendiriyor.
Ankara koordinasyon şartını öne çıkarıyor
Haberde görüşlerine yer verilen Türk kaynaklar, Ankara’nın denizaltı kablo projelerine veya uluslararası bağlantı altyapısına ilkesel olarak karşı olmadığını söyledi. Aynı kaynaklara göre sorun, araştırma ya da kablo döşeme faaliyetlerinin Türkiye’nin egemen hak ve yetki iddiasında bulunduğu deniz alanlarında planlanması halinde ortaya çıkıyor.
Türk kaynaklar, bu tür faaliyetler başlamadan önce ilgili gemilerin bayrak devletinin diplomatik kanallar üzerinden Türkiye ile temas kurması gerektiğini belirtti. Ankara bu yöntemi, uluslararası hukuk ve devlet uygulamalarıyla uyumlu bir koordinasyon çerçevesi olarak sunuyor.
Bu pozisyon, Türkiye’nin bölgede planlanan enerji ve bağlantı projelerinde kendi deniz yetki iddialarının dikkate alınması gerektiği yönündeki daha geniş tutumunu yeniden gündeme getiriyor. Atina açısından ise GSI, yalnızca bir elektrik bağlantısı değil, Kıbrıs ile Yunanistan arasındaki altyapı bağını güçlendirecek stratejik bir hat olarak görülüyor.
Ievoli Relume gerilimi referans oluyor
Mevcut tartışmanın arka planında Temmuz 2024’te yaşanan gerilim bulunuyor. O dönemde Yunanistan ile Kıbrıs arasındaki elektrik bağlantısı kapsamında İtalyan gemisi Ievoli Relume tarafından yürütülen araştırmalar sırasında Türkiye uluslararası sulara savaş gemileri göndermişti.
Bu olay, Ankara’nın saha faaliyetlerini yalnızca diplomatik açıklamalarla değil, deniz unsurlarıyla da takip edebileceğini gösteren yakın tarihli örnek olarak dosyada duruyor. Bu nedenle GSI kapsamında yeni araştırma veya döşeme çalışmaları başlamadan önce izlenecek diplomatik hat, projenin teknik takvimi kadar belirleyici hale geliyor.
Habere göre Ankara, Yunanistan’ın kendi ifadesiyle “işbirliğine dayalı yaklaşımı” benimseyip benimsemeyeceğini görmek için bekliyor. Koordinasyon kurulmadan gemilerin bölgeye gelmesi halinde Türkiye’nin yeniden tepki verebileceği, haberde görüşlerine başvurulan analistler tarafından dile getirildi.
Atina-Paris hattı denkleme giriyor
Dosyanın bir başka boyutu, Atina ile Paris arasındaki işbirliği ve Yunan tarafının projeye ilişkin kararlılık mesajları. Kaynak metinde bu işbirliğinin ayrıntıları sınırlı tutulsa da Ankara’nın değerlendirmelerinde Yunanistan’ın yalnız hareket edip etmediği kadar, Avrupa içindeki destek hattı da önem taşıyor.
Enerji bağlantıları, Doğu Akdeniz’de elektrik arz güvenliği, ada sistemlerinin entegrasyonu ve Avrupa pazarlarına erişim başlıklarıyla birlikte değerlendiriliyor. GSI’nin ilerlemesi halinde Kıbrıs ile Yunanistan arasındaki bağ güçlenebilir; sürecin tıkanması ise bölgede benzer altyapı projeleri için siyasi risk primini artırabilir.
Bu ayrım sektör açısından önemli. Denizaltı kablo projelerinde araştırma gemileri, döşeme takvimi, sigorta koşulları ve finansman güveni aynı diplomatik riskten etkilenebiliyor.
Üç güzergah senaryosu beliriyor
İlk senaryoda Atina, çalışma başlamadan önce diplomatik temas kanallarını işletir ve Ankara bunu yeterli koordinasyon olarak kabul eder. Bu durumda küresel makro etki sınırlı kalır, GSI takvimi daha yönetilebilir olur ve Doğu Akdeniz’deki enerji altyapısı sektörü için siyasi engel algısı azalır.
İkinci senaryoda araştırma veya kablo döşeme gemileri ön koordinasyon olmadan sahaya çıkar. Böyle bir durumda Türkiye’nin vereceği tepki, GSI açısından gecikme ve maliyet riski yaratabilir; sektör genelinde ise deniz yetki alanı tartışmalarının teknik projeleri durdurabileceği mesajı güçlenir.
Üçüncü senaryoda taraflar hukuki pozisyonlarını korurken çalışma takvimi fiilen ertelenir. Bu yol kısa vadede denizde karşı karşıya gelme riskini azaltabilir, ancak GSI’nin yatırım güveni ve bölgesel bağlantı projelerinin finansman iştahı üzerinde baskı oluşturabilir.
Açık soru, Yunanistan’ın çalışma başlamadan önce Ankara’nın talep ettiği diplomatik koordinasyonu kabul edip etmeyeceği. Bu yanıt, yalnızca GSI’nin bir sonraki aşamasını değil, Doğu Akdeniz’de enerji altyapısının hangi siyasi koşullarda ilerleyebileceğini de belirleyecek.