AİHM Kararlarının Uygulanmaması Türkiye Ekonomisi İçin Riskleri Artırıyor
AİHM kararlarının uygulanmaması, Türkiye'de yabancı yatırımın tarihi düşük seviyelere gerilemesine ve uluslararası yaptırım risklerinin artmasına neden oluyor.
Atlas Newsdesk ·

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, Osman Kavala davasında Türkiye'yi altı farklı maddeden mahkûm etti. Mahkeme, yargılamayı "adaletin açıkça inkarı" olarak nitelendirerek Kavala'nın tahliyesi çağrısında bulundu. Ankara yönetimi ise kararı reddetmesi Avrupa Konseyi üyeliği üzerinden yaptırım risklerini gündeme getirdi.
Yatırımcı Güveni ve Borçlanma Maliyetleri Etkilendi
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin Eylül ayında yapacağı değerlendirme ve yaklaşan uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının raporları, Türkiye için diplomatik ve ekonomik baskı unsurları oluşturuyor. AİHM kararlarının uygulanmaması durumunda uluslararası alanda vize kısıtlamaları ve mal varlığı dondurma gibi yaptırımlar tartışılıyor. Hukuki belirsizlik ortamı, yabancı yatırımcı güvenini doğrudan zayıflatıyor ve ülkeye sermaye girişlerini olumsuz etkiliyor.
Türkiye'ye yönelik net doğrudan yatırımlar yıllık 2,7 milyar dolar seviyesine gerileyerek son yirmi yılın en düşük düzeyine indi. Mevcut sermaye girişlerinin yeni yatırımlardan ziyade, halihazırda ülkede bulunan iştiraklerin korunmasına yönelik olduğu belirtiliyor. Hukuki normlara uyum sağlanmaması, ülkenin dış borçlanma maliyetlerini artırırken, rezerv erimesini ve yatırım eksikliğini de tetikliyor.
Ekonomik Sonuçlar ve Senaryolar AİHM kararlarının uygulanmaması durumunda Türkiye'nin uluslararası finans kuruluşları AİHM kararlarının uygulanmaması durumunda Türkiye'nin uluslararası finans kuruluşları ve yatırımcılar nezdindeki risk primi artışını sürdürebilir. Bu durum, küresel makroekonomik görünümde Türk şirketlerinin finansmana erişimini zorlaştırabilir ve mevcut borçların çevrilme maliyetlerini yükseltebilir. Özellikle döviz bazlı borçları olan şirketler için riskler derinleşebilir.
Sektörel bazda, doğrudan yabancı yatırım çeken imalat, enerji ve teknoloji sektörleri yeni sermaye girişlerinde daha büyük zorluklarla karşılaşabilir. Yatırım ortamındaki bozulma, orta ve uzun vadede istihdam ve üretim artışını da sınırlayabilir. Eğer AİHM kararlarına uyum yönünde adımlar atılırsa, uluslararası ilişkilerde gerilimin azalması ve yatırımcı güveninin kısmen toparlanması beklenebilir, bu da borçlanma maliyetleri üzerinde olumlu bir etki yaratabilir.